AraştırmaKapakRöportaj

Küresel Çapta Tohumun Dünü, Bugünü ve Türkiye’nin Durumu

Tohumdaki değişim bazen kabul edilebilir ve gelecek vadeder seviyelerde iken bazen de tehlikeli boyutlara ulaşıp geleceğimizi tehlike altına sokabiliyor. Sektörün içinden, 30 yıla yakın sebze tohum ıslah çalışmalarını yürüten Dr. Aydın Atasayar ile tohumculuğun global durumu, Türkiye’nin ve Türk çiftçisinin geldiği son durumu konuştuk. İşte detaylar;

Dr. Aydın Atasayar (AD ROSSEN Tarım San. ve Tic. A.Ş. AR-GE Direktörü)

Dünya genelinde insanlar hangi tohuma yatırım yapıyorlar?

Dünyanın şu an iki tane büyük problemi var. Bunlar; nüfus artışı ve iklim değişikliği. Bu problemler tek kapıya çıkıyor; insanların beslenmesine. Bunu sağlıklı bir şekilde başarmanın yolu da hibrit tohumlardan geçiyor. Hibrit tohum kavramı günümüzde GDO teknolojisiyle geliştirilen çeşitleriyle karıştırılmakta ve bu çeşitlerin kısır olduğu gibi yanlış inanışlar mevcut. Halbuki hibrit tohumlar doğal ortamında yaşamakta olan bitkilerin ıslahçılar vasıtasıyla seçilerek bir araya getirilmesinden başka bir şey değil, yani tamamen doğal… Hibrit tohumlar doğada bulunan genetik zenginliğin insanlığın hizmetine sunulmasıdır aslında. Dolayısıyla bu bitkilerden elde edilen tohumlar da ekildiği takdirde yine aynı türe ait bitkilerin geliştiği görülmektedir, ancak bir farkla, o fark ise hibrit tohumda gözümüze çarpan üstün nitelikli bitkiler bunlardan alınan tohumlarda görülen genetik açılma nedeniyle ortadan kalkmaktadır.

GDO (genetiği değiştirilmiş organizmalar) ise seçilen türe ait bireye, o tür veya başka bir türden elde edilen ve istenilen genetik vasfı aktaracak olan DNA parçasının laboratuvar ortamında aktarılması işlemidir ki, laboratuvar koşullarında gerçekleşen bir durumun doğal olması da mümkün değildir.

Günümüzün moda tanımlarından birisi de ata tohumu olarak anılan tohumlardır ki, günümüz çeşitleriyle karşılaştırıldıklarında ilkel denilebilecek özelliklere sahip bu tohumluklarımız, büyük büyük dedelerimiz tarafından kullanılan tohumluklardır. Bu tohumluklar zamanın değer ölçülerine göre yetiştiriciliği yapılmış olan ve yerini daha iyi sonuç veren çeşitlere bırakarak kullanımdan zaman içinde kalkmış tohumluklardır. Burada ifade edilmesi gereken önemli husus şurasıdır; ata tohumu diye anılan tohumluklar ülkemizin zenginliğidir ve mutlaka değerlendirilmesi gereken bir genetik çeşitliliktir. Bu genetik zenginliğin mutlaka konunun uzmanı ıslahçılar tarafından değerlendirilmesi ile çiftçimizin ihtiyacı olan milli çeşitlerin geliştirilmesine katkı sağlanmış olacaktır.

Dünya çapında global şirketler tohuma istedikleri gibi yön verebiliyorlar mı?

Günümüz dünyasında teknoloji ve bilgi birikimi artık ülkelerin en büyük zenginliği haline gelmiş bulunuyor. Bunun sonucu olarak yakın gelecekte beklenmekte olan insanlığın beslenmesi ile ilgili sorunlar ülke politikalarına yansımış bulunmakta. Dünyanın bir kısmı normalin üzerinde beslenirken, bir kısmı ise açlık içinde bulunmaktadır. Dünyanın taşıyabileceği yük hesaplandığı zaman karşımıza çıkan tabloya göre, tüm dünyanın Amerika veya Avrupa ülkeleri seviyesinde beslenmesi için dünyanın doğal varlıkları yetersiz kalmaktadır. Bu sorunun çözülmesi için üretimin artırılması kaçınılmaz görünmektedir, ancak bu nasıl olacaktır? Burada global şirketler devreye girmekte ve sahip oldukları bilgi ve teknoloji sayesinde sadece kendi ülkelerinde değil, faaliyette oldukları bütün ülkelerde insanların beslenme alışkanlıklarını düzenleme çabasına girebilmektedirler. Dünyanın aşırı hızlı artan nüfusu düşünüldüğünde şu an için tek çözüm, birim alandan alınan verimin artırılması için buna uygun bitkisel kaynakların (tohumların) üretime alınması olarak görülmektedir.  Ülke olarak biz kendi milli çeşitlerimizi üretime alamazsak, beslenmenin sıkıntıya girdiği yıllar geldiğinde global tedarikçilerin istediği ürünü üretmek ve bunu beslenmemizde kullanmak zorunda kalabiliriz.

Tohum sektöründe Çin ne gibi bir rol üstleniyor?

Çin, son yıllarda tohum sektöründe büyük yol kat etti. Özellikle global şirketler maliyet unsurlarını göz önüne alarak piyasaya sundukları tohumlukların ciddi bir kısmını Çin’de üretmektedirler. Çin bu tohumları nasıl ucuza üretebilmektedir, soru burada yatmaktadır. Çin devleti tohum üretimi yapan şirketlerini ve çiftçilerini değişik noktalarda (gübre, ilaç, vergi, vb.) sübvanse etmektedir. Bu sayede üretilen tohumlukların birim maliyetleri düşük olmakta ve tüm dünyadan müşteri çekebilmektedir. Bu durum ülkemiz tohum şirketleri açısından da haksız rekabet ortamına sebep olmakta ve global şirketlerin maliyetleri ile yerli firmalarımız rekabet edememektedir. Benzer sübvansiyonların yerli tohum firmalarına sağlanması mutlaka gerekmektedir.

Geçmişte İsrail ön plandaydı. Durum hâlâ öyle mi?

1990’lı yıllarda özellikle domates tohumluğu pazarı tüm dünyada İsrail merkezli firmaların etkisinde kalmıştı. Bunun nedeni raf ömrü uzun domateslerin devlete ait enstitü ve üniversiteler vasıtasıyla geliştirilmesi ve pazara sunulması olmuştur. Günümüzde bu etkinlik ortadan tamamen kalkmış bulunmakta olup, yerli ıslah firmalarımız da artık benzer üstün özelliklere sahip hibrit çeşitleri geliştirerek başarı ile pazara sunmaktadır. İsrail firmalarının piyasadaki etkinliği ülkemizde %5’in altına inmiş bulunmaktadır.

Ortadoğu, Afrika ve Orta Asya olmak üzere birçok ülkeye gidiyorsunuz. Oradaki çiftçilerle, Türkiye’dekileri kıyaslama yapmasanız neler söylersiniz?

Yüksek nitelikli tohum kullanımı konusunda Türkiye’deki çiftçilerimiz dünyada ilk sıralarda gelmektedir. Hibrit tohum kullanım oranımız ABD’den dahi daha yüksektir bizim.  Hal böyle olunca birim alandan en yüksek verimi alma hususunda gayet başarılıyız. Fakat stratejik ürünlerde yeterli olmadığımız da bir gerçektir. Mesela buğday ve mısır tohumu özelinde çalışma yapan birkaç enstitü bulunuyor, ama bu yeterli değil; bu konuda çalışan özel sektör temsilcileri de global büyük firmalarla rekabet için desteklenmeleri lazım .

Yurt dışında birçok ülkede, başarılı ve başarısız olan uygulamaları gidip yerinde görme şansına sahip oldunuz. Bu hususta neler söyleyebilirsiniz?

Bizim grubumuz genel olarak Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde faaliyet göstermektedir. Türkiye’yi, bu ülkelerdeki verim, bilinç ve teknoloji noktasında kıyaslamak çok  doğru olmayabilir. Biz onlardan çok çok ilerideyiz. Bunu görünce şöyle düşünüyorsunuz; onlar da bizim geçtiğimiz yollardan geçecekler, o halde onları eğitebilir, yönlendirebilir, hızlı yol almalarınız sağlayabiliriz aslında.

Kıyaslamayı bir Hollanda veya Fransa ile yapacak olursak o zaman iş tersine dönüyor. Hollanda ve Fransa’nın tohum gelişiminde ve çiftçi düzeyinde başarılı olmasının bazı sebepleri var. Bunların en önemlisi, çiftçi kooperatifleri. Bizim ihtiyaç duyduğumuz şey de bu aslında. Kooperatifler sayesinde çiftçiler ortak bir üretim programının üyesi durumundalar, ne yetiştirecekleri, ne kadar, ne zaman yetiştirecekleri hep kooperatif aracılığıyla organize ediliyor. Hasat zamanı ve satış konuları hep kooperatifin bilgisi ve kontrolü ile sağlanıyor. Ortak hareket edince maliyetler düşüyor, satış kanalları daha kolay açılıyor, dolayısıyla çiftçi daha ürünü yetiştirmeye başlamadan ne kadar masraf edeceğini ve ne kadar kazanç elde edeceğini en baştan biliyor. Ülkemizde de benzer yapıların oluşturulması hem yıl boyunca pazarda, markette dengeli bir fiyat oluşmasına neden olacak, hem de ihracat kanallarının daha etkili kullanımının yolunu açacaktır.

Verim ve kazanç noktasında yurt içi ve yurt dışı çiftçisinin durumu nasıl?

Antalya’da baharlık üretim yapan bir dekarlık sera için yaklaşık 1800-2000 TL civarında tohum parası harcıyorsunuz. Bunun yanında ilaç, gübre harcamaları, işçilik vs. derken maliyet 13-15 bin lirayı buluyor. Burada dikkat edilecek olursa tohuma ödenen bedel, ürün için yapılan toplam harcamaların içinde kendince bir paya sahip. Tohum seçiminde yapılacak olan bir yanlış, daha sonraki harcamalar ile bertaraf edilemiyor, dolayısıyla tohumluk için yapılan harcamalar çiftçilerimiz tarafından en dikkatli şekilde yapılan harcamalardır. Üreticimiz elde ettiği ürününü haller vasıtasıyla pazara sunuyor. Birlikte hareket etmeyi sağlayacak mekanizmalar oluşturulsa hem piyasaya dengeli, düzenli bir şekilde ürün sunulur ve fiyat dengesi sağlanır, fiyat dalgalanmaları ortadan kalkar; hem de ürünün en yüksek değerle satışı mümkün olur.

Yurt dışındaki çiftçilerin tohum istekleri hangi yönde?

Yurt dışındaki ülkelere de tohum satışı yapıyoruz. Tohumların ortak özelliği, gideceği bölgede genel kabul gören özellik ve istek ne ise, ona göre hazırlanıp gönderiliyor. Fakat Türk şirketleri olarak, tohum gönderdiğimiz bölgelerdeki istek ve arzuları, kendi istediğimiz tohuma ve ürüne yönlendiremiyoruz. Bunu çok büyük, global çaplı çalışan şirketler başarabiliyor. Medya yoluyla insanların isteklerini kendi ürünlerine doğru çevirebiliyorlar.

Geleceğimiz için, tohumun geleceğine sahip çıkmamız gerekiyor. Bu noktada tavsiyeleriniz nelerdir?

Gelecekte ülkemiz ve dünya insanlarının beslenmesi tamamen tohum teknolojilerinin gelişimine bağlıdır. Az su isteği olan, yüksek sıcakta verim yapabilen çeşitlerin geliştirilmesi, henüz varlığını belki bilmediğimiz ama iklim değişiklikleriyle karşılaşabileceğimiz hastalık ve zararlılarla başa çıkabilen çeşitlerin geliştirilmesi tamamen teknolojik gelişime bağlıdır. Dünyada kullanılmakta olan en son teknolojilere sahip olmak, tohum hususunda geleceğe güvenle bakmaya vesile olacaktır.

En Yeniler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı