Mahkemelerdeki Ceza Vicdanlardakinin Yerini Tutmuyor Vicdan Muhâsebesi

0

Ahlâkî değerlerin zayıf kaldığı, maddî çıkarların ön planda tutulduğu ve bilhassa kul hakkı ile âmme hakkı mefhumlarının yeterince dikkate alınmadığı toplumlarda, devletin muktedir gücü, umumî âsâyişin temin edilmesi noktasında ağır suçlara karşı verilen mücadelede başarı sağlıyor. Ancak günlük hayatın bir parçası hâline gelen sair suç ve kabahatlerin toplumda sebep olduğu erozyona karşı çaresiz kalıyor.

Mahkemelerin iş yoğunluğundan toplumun her kesimi şikâyetçidir. Hele hele ceza davalarının senelerce sürmesi adalet hissimizi rencide etmektedir. Ancak, hiç düşündük mü acaba bir ülkede işlenen suçların kaçta kaçı mahkemelere intikal etmektedir?
Günlük hayatımıza biraz daha dikkatli bakarsak, kanunlarda suç veya kabahat olarak tanımlanan davranışlarla iç içe yaşadığımızı kolayca fark edebiliriz. Mesela, sokakta söylenen nâhoş sözlerin kahir ekseriyeti ceza hukuku açısından hakaret suçunu oluşturmaktadır. Trafikte ihlâl edilen kurallara bakalım: Hız sınırının aşılması, emniyet kemerinin takılmaması, park yasaklarına uyulmaması, araç kullanırken cep telefonu kullanılması… Keza ticarî suçlar: Kayıt dışı ticaretin beraberinde getirdiği KDV ve gelir vergisi kaçakçılığı, eser/marka korsanlığı, terazide ve ürün içeriklerinde müşteri aleyhine yapılan “ince ayarlar”… Bu misallere bir “kol kırılır, yen içinde kalır” düşüncesiyle ortaya çıkarılmayan fiziksel ve psikolojik şiddet hadiseleri de eklenirse, suç ve kabahatlerin artık toplum hayatına ne kadar da sirayet ettiği rahatlıkla gözlenebilir.
İşlenen suç oranına bu açıdan bakıldığında, mahkemelere intikal eden hadiseler neticesinde verilen adlî veya idarî cezaların sadece sembolik mahiyette olduğu ortaya çıkmaktadır. Toplumda hukukî barışın korunması için ve bilhassa toplum hayatını kökünden sarsan ağır suçların cezasız kalmaması için, emniyet birimlerine, savcılara, hâkimlere ve ceza infaz kurumlarına olan ihtiyacımız tartışmasızdır. Zira kanunun dikkate alınması, eğer dikkate alınmayıp çiğnenirse bunun bir müeyyidesinin olması ve böylelikle kurallara uyan vatandaşların hukuka ve adalete olan inanç ve güvenlerinin pekiştirilmesi bir devletin bekası için vazgeçilmezdir.

(Toplam 66 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.