Kolay Hayat

Mesleklerin Potansiyel Ahlak Riskleri

Okulların açıldığı ilk günlerde rehberlik faaliyetlerine başladık. İlk çalışmalarımızdan biri de öğrencilere gelecekte yapmak istedikleri mesleklerin hayalini kurdurmak ve kurdukları hayalleri resme dökmelerini istemek oldu. Neler çizilmedi ki?

Ortaokul düzeyindeki öğrenciler ile yaptığımız bu çalışmada, çizilen resimde herhangi bir yetenek beklemediğimizi, sadece gelecekte ne olmak istiyorlarsa, o meslekle ilgili resim çizmelerini detaylı bir şekilde ifade ettik. Herhangi bir daraltma ve süre kısıtlaması da yapmadık.

Sonuçta çok güzel, anlamlı ve hayalindeki mesleğin ayrıntılarını resimleyen öğrenciler oldu. Bunlardan en çok dikkat çekenler genelde doktor, mimar, bilgisayar mühendisi, öğretmen, psikolog, galerici, şirket sahibi, iş adamı çizimleriydi. Ancak bu meslekleri seçen öğrenci sayısı yüzdelik dilimde değerlendirdiğimizde, % 10’u geçmiyordu.

Diğer yandan moda ve tasarım başta olmak üzere, futbolcu, turizmci, reklamcı, dizi/ sinema oyuncusu, sanatçı, şarkıcı gibi medyada popüler olan, televizyon ekranlarında öne çıkan mesleklerin öğrenciler tarafından tercih edilme oranı tahmin ettiğimizden çok fazlaydı. %70 gibi büyük bir orana denk geliyordu. Çocukların meslek ve gelecek seçimleri konusunda medyanın ağır baskısı sınıflara kadar gelmişti.

Gençler gelecek seçimlerini nasıl yapıyorlar?

Ne çizeceğini bilmeyen ya da hayal ettiği meslek hakkında hiçbir bilgisi olmayan %15’lik öğrenci grubu vardı. Bunlar beni şaşırtmamıştı. Bu çocuklar hayata ve geleceğe boş bir pencereden bakıyorlardı. Elindeki kalem ile bir araba resmi çizerken dahi zorlandıklarını gördüğüm bu öğrencilerin bir sonraki dönemde rüzgâr nereye savurursa o yöne gitmeden yönlendirilmesi gerekiyordu.

Çocuklar nereden etkilenirse etkilensin nihayetinde hayal ettiği, olmak istediği mesleği resimleştirdikten sonra, onlara “Mesleki Eğilim Belirleme Anketi” uyguladım. Kendi ilgi alanlarına, yetenek ve kişiliklerine uygun olan meslekleri
tespit ederek resimdeki mesleklerle karşılaştırdım. Hayali ile yetenek sonucu örtüşenleri pekiştirirken; uyumsuz olanları yetenek sonucuna göre yönlendirmiş olduk. Nihayetinde onlar küçük bir çocuktu. Hayalini kurduğu mesleği, yeteneği olduğundan değil; model aldığı için düşünmüştü. Bize düşen görev de tam bu esnada ortaya çıkıyordu Meslek seçiminde öğrencinin ilgi, yetenek ve kişiliğine uygun olan mesleklere yönlendirilmesi…

Temennim odur ki bu yönlendirmeler, eğitime değer veren ülkelerde olduğu gibi ilkokuldan itibaren yapılması ve her bir öğrencinin kendi yetenekleri doğrultusunda eğitim almasıdır.

İsin manevi cihetindeki ahlak riskleri

“Nasıl yani, ahlak riski yüksek olmayan meslekler de mi var?” dediğinizi duyar gibiyim. Elbette, hiçbir mesleğin böyle bir garantisi yok. Daha net bir ifadeyle izah etmek gerekirse yaptığımız çalışmada öğrencilerin ailelerinin yaptıkları işlerden ciddi anlamda etkilenmeleri kişinin meslek seçimi sadece kendisine tesir etmiyor. Turizm işini seçen kişinin evladı ya da evlatlarından en az biri de muhtemelen onu seçiyor. Bu sadece üst grup mesleklerde böyle değil şoför de aynı. Bir polisin yeğeni, ona bakarak bu meslekleri seçebiliyor.

Çalışmamızın bu bölümünde meslek seçiminin genetik kodlar gibi yeni nesillere de intikal ettiğini gördüğümüzde potansiyel ahlak riskleri olanların yeniden ele alınmasının gerektiğini düşündük. Çünkü meslek grupları içerisinde manevi/ahlaki riskleri diğerlerine göre nispeten yüksek olan meslekler herkes tarafından biliniyor.

Günümüzde para, ticaret ahlaki risk alanı oldu

Eskiden ticaret iyi kazandırırdı ve birçok yönüyle helal bir alandı. Ancak günümüzde ahlaki riskleri arttı. İnsan niçin çalışır? İlk başta ailesini “Helal kazanç” ile geçindirmek için değil mi? İşte ticaretin potansiyel riskleri de burada başlar. Zira işin içinde sürekli para vardır. Paranın olduğu işlerde ise riskler yeni finans anlayışları ile hayli artmıştır. Yalan söylemeden, hile-hurdaya kaçmadan, satılan eşyanın kusurlarını gizlemeden, değerinin çok üzerinde bir fiyatla satmadan esnaflık yapmak, sanayicilik yapmak o kadar zor ki.

Hepsinin adı sanat ama bildiklerimizden değil

Bugün hiçbir ayrım yapmadan sokakta karşılaştığınız çocuklara, “Büyüdüğünde ne olmak istersin?” diye sorduğunuzda büyük bir çoğunluğunun cevabı her nedense hep aynı oluyor: “Futbolcu olmak”, Şarkıcı olmak”, “Film-dizi yıldızı olmak”, “Tiyatrocu olmak”. Bu tür mesleklerin neredeyse tamamı insanı, aile ve sosyal hayatından soyutlayarak bireyselleştirmekte ve narsist bir kişiliğe büründürmektedir. Üstelik eskiden beri eğlence sektörü ahlaki olarak en düşük seviyedeki insanların seçtiği bir yol olmuştur. Tek olma, en önde olma, sürekli zirvede olmanın vermiş olduğu bir hırsla bu alanda ahlaki öncelikler unutulmuş ve bu yüzden de yozlaşma ayyuka çıkmıştır.

Bu tür mesleklerin bildiğiniz gibi icrası da zordur. Kişi başta kendi özel hayatı olmak üzere, çocukları ve ailesini de ihmal etmektedir. Bu mesleklerdeki potansiyel ahlak riskleri ise hepinizi malumu olduğu üzere, başta o mesleği icra eden kişiye sonra da onu rol/model alan bütün herkese zarar vermektedir.

Turizm ve otelcilik işleri insanı arada bırakıyor

insan, uğraştığı mesleğe kendini veremediğinde mutlaka problemler yaşayacaktır. Yahut mesleğe kendini verdiğinde kişiliğinden ve inancından tavizler verecektir. işte turizm ve otelcilik mesleklerindeki potansiyel ahlak riskleri bu çelişkiyle kendini gösterir. Yaptığı işe bürünse ayrı bir dert, bürünmese ayrı bir derttir.

Bu işi icra eden insanların en başta mahremiyet çizgisi kaybolmaktadır. Diğer yandan ortamın verdiği rahatlık, keyif, eğlence, tatil ve dinlenme gibi aktivitelerden dolayı o işi yapanların belirli bir süreçten sonra yaptığı işe bürünmesine ve manevi/ahlaki bocalamalar yaşamasına sebep olmaktadır.

Televizyon ve medya riskleri

Bir dizi film düşünün ki yozlaşmanın her türlüsünü sanat adına görselleştiriyor. Siz bu işin bir parçası olmak ister misiniz? istemez iseniz evlatlarınız neden istiyor, şayet istiyorlarsa? Bu konu üzerinde durulmalı. Çünkü ahlaki çöküntünün yaşandığı, hayâ ve edep örtüsünün parçalandığı, özel hayatların deşifre olduğu, insan onurunun zedelendiği medya ve televizyon sektörünün potansiyel ahlak riskleri sayılamayacak kadar çok.

Unutmayın, evde annesinin izlediği dizi, eğlence ve moda programları ile büyüyen bir kız çocuğun, gelecekte olmak isteyeceği meslek seçenekleri bunların ötesine gitmeyecektir. Babası ile mafya dizileri, futbol ya da sürekli sinema izleyen bir erkek çocuğun gelecekteki meslek seçimi de modellerinden farklı olmayacaktır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı