AraştırmaKapakMedya

Mezhep

Bir Doğru Tarif İncelemesi

Bir kelimenin köklerine nasıl ulaşırsınız? Lügat bilmek aslında kelimenin, şeklinden değişimine tam manasını kavramaktır. Asıl bilinmezse usül; usül olmazsa da manaya, bilgiye vüsul olmaz. Aksi halde usulsüzlükler başlar ki aslı inkar etmek buradan geçer. Gerçekten bir kelime nasıl mana kazanıyor, lügat bilginiz nasıl? Artık bu şekilde bakabilirsiniz. Misalimiz; mezhep olsun.

1.Etimolojik bakış

Kökenbilim de denilir. Arapçada “sülasisi nedir?” sorusunun cevabıdır. Kelimenin hangi dile ait olduğunu da belirtir. Bu en önemlisidir; çünkü dille o toplumun, kavmin, milletin, medeniyetin, inancın manası kelimeye yüklenir. Mezhep (مذهب): Aslen Arapça bir kelime, kökü yani sülasisi (zehebe, ذهب). Gitti, bir yol izledi; manasındadır.

2.Diller arası bakış

Bu kelime Türkçeye İslâmiyet ile geçer. İlk manasını korur. Gidilen yol ve yürünen yol, tarik manasında yer alır. Türkçenin en derli toplusu Kamus-i Türki’de böyledir. Mesela, TDK’dan bakarsanız “Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri.” Anlayış ayrılığı, manası sizi şaşırtabilir.

3.Morfolojik ve fonetik bakış

Morfoloji, şekil bilgisi; fonetik, ses bilgisi demektir. Morfolojik olarak mezhep kelimesi Latin alfabesinin kabulü ile değişmiş. (مذهب) şeklinde yazılırken, Kur’ân alfabesinde 3 tane olan z’den dal’ın noktalısı zel harfi sadece tek z ile karşılanabilmiş. Fonetik olarak, yine latin harflerine geçişte b>p değişimi olmuş. Zira Arapça kelime sonlarında b ve d, p ve t şeklinde imlada değiştirilmişti. Mezhe-b>p.

4.Istılahî bakış

Bir ilim dalında kelimenin ne ifade ettiğini kazandığı manayı anlatır. Terim manası da denilir. Ancak mezhep asıl manasını İslâmiyet ile beraber kazanır. Bu akaid ve fıkıh ilminde ıstilahî bir kavram olarak dilimize yerleşir. Her Müslümanın bilmesi gereken bir tariftir bu. Mezheb, büyük din müctehidlerinin edille-i şer’iyyeden çıkardıkları mes’eleler ve hükümler topluluğudur.

5.Tarihi bakış

Kelimenin ortaya çıkma sebebi de tarihi olarak incelenir. Peygamberimiz (s.a.v.) hayatta iken Müslümanlar her türlü meselelerini Efendimiz’den, ondan sonra ise Sahâbe-i Kirâm’ın büyüklerinden sorup öğreniyorlardı. Mezheb imamları, dinî meseleleri Sahâbe-i Kirâm’dan ve tâbiînden öğrenmişler ve bunları bir araya toplamışlardır. Âyet, hadîs ve icmâ’da bulunmayan hususlarda da kendi görüşlerini yani ictihadlarını bildirmişler, böylece mezhepler meydana gelmiştir.

6.İlmî bakış

Akâid ve fıkıh ilminin sınırları içerisinde yer alır. İtikatta ve amelde hak mezheb; Ehl-i Sünnet vel Cemâat mezhebidir. Bu da Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ve Ashâbının itikad (inanç) ve ameli üzere olanların mezhebidir. Ehl-i Sünnet vel Cemâat mezhebinin i’tikatta imamları ikidir: İmam Ebû Mansûr Mâtürîdî, İmam Ebü’l-Hasen Eş’arî. Ehl-i Sünnet vel Cemâat’in amelde mezhebi dörttür: Hanefî, Şafiî, Malikî, Hanbeli.

7.Coğrafî bakış

İslâm coğrafyasında neşv ü nema bulur. O yüzden İslâm dünyasının vazgeçilmez bir kelimesidir. Kuzey Afrika’da, Endülüs’te Malikî mezhebi ağırlıktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Şafii, Batı Anadolu ise Hanefî mezhebindendir. Necid de denilen Hicaz Yarımadası’nda ise Hanbeli mezhebi yayılmıştır. Osmanlı ve Selçuklu Devleti’nin ihya ettiği coğrafyaları düşünürsek dünyanın her yanında bu dört hak mezhep, Ehli Sünnet çerçevesinde yer bulmuştur.

8.İnternetten bakış

Google’den arandığında mezhepten çok mezhepsizliğin anlatıldığı dikkat çeker. # hashtag yapıp sosyal mecralarda arandığında mevzunun görsellerle siyasi bir alana kaydığı görülür. Yanına çatışma, ayrılık, taassupluk gibi kelimeler ulanmıştır. Maalesef Türkçenin pek çok güzide kelimesi siyasi ağızla kirletilmiştir. Ne zaman ki bir kelime siyasileşirse işte o zaman o kelime asıl manasını kaybetmeye başlar.

9.Halk arasından bakış

Mana, halk ağzında ve arasında genişleyebilir, yeni anlamlar alabilir. Mecazî manaya da bürünebilir. Bu, en iyi atasözleri ve deyimlerde görülür.
Mezhebi geniş: Her duyduğuna ve konuşana, ortama göre ayak uydurmaya çalışanlara denir.
Mezhepsiz: Gittiği yol belli olmayan, bir yol tanımayan kimseler hakkında söylenir.
Mezhebi meşrebine uymamak: Davranışları, yaşayış tarzı savunduğu düşüncelere, inandığı değerlere ve kurallara zıt olmak.

10.Edebî bir bakış

Edebi dil, kelimenin farklı manada zengin bir şekilde kullanıldığı yerlerde kendini gösterir. İncelik, bilgi ve söyleyiş güzelliği ister.

Feleğin meşrebini mezhebini anlayarak
Meyl-i ikbâl edenin hâhişine eyvallah
Neş’et (Hoca Süleyman)

Feleğin huyunu, suyunu, insanların nereye gittiğini anladıktan, öğrendikten sonra, hâlâ gelecek kaygısı peşinde koşanlara “Eyvallah!” demekten başka bir sözüm yok!

Kâfir-i bî-mezhebe hüccet ü burhan galat
Sîne-i şeytanda gevher-i iman galat
Gâlib (Şeyh – Dede)

Din ve mezheb tanımayan ve her şeyi inkar edene, birtakım deliller gösterip ispatlar ve açıklamalar yapmaya uğraşmak hatadır ve beyhude sarf edilmiş bir emektir. Zira şeytanın kalbinde iman cevheri bulunmaz.

Meşreb olur şarabı içer, hürmetin bilir
Mezheb olur hukuk-ı ibâdı görür helâl
Ziya Paşa

İnsanlar farklı tabiat, mizaç ve karakterde yaratılmıştır. Kimi, dînen haram kılınmış şarabı içer, fakat onun haram olduğunu da bilir. Kimi de mezhebe sahip çıkarmış gibi görünür, kul hakkını helal görür. Yani dinde olmayan bir şeyi yaparak, kendince gittiği yolun doğru olduğunu zanneder.

11.Kitaplardan bakış

Bazı kelimeler bir ilim dalı oluşturup kitaplara isim olur. Mezhep kelimesi de böyle bir kelime. Kelimeyi daha iyi anlamak için doğru kitaplardan okumak gerekir.
-Büyük İslâm İlmihali’nden İtikat ve Müctehidlerimiz kısmı: Ömer Nasuhi Bilmen
-Mezhepsizlik En Tehlikeli Bid’attir: Said Ramazan El-Bûtî
-Et-Tearruf Li-Mezhebi Ehli’t-Tasavvuf: Muhammed B. İshâk Kilâbâzî
-Ashâb-ı Kirâm Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları: Ömer Nasuhi Bilmen

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı