MISIRDAKİ FİLİSTİNLİLER

0

Felaket Günü – Nakba” (15 Mayıs 1948) günümüz Ortadoğu coğrafyasının şekillendirilmesinde en önemli günlerden birisidir. Nakba, İsrail ve Filistinliler (daha sonra Araplar) arasında 1947-1948 yılları arasında gerçekleşen, İsrail’in galibiyetiyle sonuçlanan savaşın ardından bu ülkenin bağımsızlığını ilan edişi ve binlerce Filistinli’nin anayurtlarından sürülerek diğer ülkelere göçmelerine neden oluşunu ifade etmektedir. Filistin topraklarının %77’sinin işgal edildiği savaş sonrasında kurulan İsrail sebebi ile bu topraklarda yaşayan bütün Filistinlilerin %80’lik kısmı Yahudi askerlerinin ve çetelerinin saldırılarından kaçarak vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu süreçte en az 750 bin Filistinli yerlerinden edilmiş, 450 Filistin köy ve kasabası talan edilmiştir. Nakba gerçekten de felaketin başlangıcı olmuş, Filistinliler gerek kendi topraklarında gerekse de diğer Arap ülkelerinde uzun yıllar boyunca zor şartlar altında hayatlarını idame etmek durumunda bırakılmışlardır.

1982’de Lübnan’daki Sabra ve Şatilla katliamında binlerce Filistinli öldürülürken bundan 30 sene sonra Suriye’de yaşananlar, sonrasında Yermük Mülteci Kampındaki Filistinliler canlarını kurtarmak adına Ürdün, Lübnan ve Mısır’a kaçarak ikinci kez mülteci durumuna düşmüşlerdir. Batı Şeria ve Gazzedeki Filistinliler ise İsrail’in ırkçı politikalarına maruz kalmakta, ağır ambargoyla mücadele etmekte ve Filistin topraklarını paramparça eden “utanç duvarının” gölgesi altında yaşamak zorunda kalmaktadırlar. İsrail’in cebrî politikası bu anlamda sadece Filistinlileri değil, bütün diğer Ortadoğu ülkelerini derinden etkilemiştir.

Nakba sonrası yaşanan göçlerin büyük çoğunluğu Ürdün, Lübnan ve Suriye’ye yapılmıştır. Mısır ise Filistinli grupların siyasi olarak kümelendikleri merkezlerden biri olmasına rağmen, ülkeye göç eden mülteciler için kalıcı kamplar kurulmasına izin vermemiştir. 1948-60 arasında diğer komşu ülkelere yüz binlerce Filistinli göç ederken, Mısır’a gelenlerin sayısının sadece 15.500 olduğu kaynaklarda yer almaktadır.5 1970’lere gelindiğinde sayıları 30.000’nin üzerinde olan Filistinliler’in çoğu Kahire, İskenderiye ve Zagazig gibi görece büyük şehirlerde hayatlarını kurarken, bazıları da sadece Filistinlilerden oluşan kamp veya mahallelere yerleşebilmişlerdir.

1948’de Mısır’ın başında bulunan Kral Faruk ülkeye gelen Filistinlilerin “mülteci statüsünü” tanımamıştır. Bu statü daha sonra Cemal Abdül Nasır döneminde verilmiş ancak Enver Sedat 1978’de bu kararı iptal etmiştir. Bunda Filistin Kurtuluş Örgütü ile Sedat’ın özellikle İsrail’e karşı politikalarda düştükleri fikir ayrılığı önemli rol oynamıştır. O günden bu yana Mısırdaki Filistinli mülteciler Kahire’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne koyduğu rezervasyondan dolayı6 ne tam olarak mülteci haklarından yararlanabilmiş ne de Mısır vatandaşlığına kabul edilmişlerdir. Öte yandan Filistinlilerin ekserisi sosyal, kültürel ve profesyonel anlamda Mısır toplumu ile karışmış, topluluklar arası evlilikler ve büyük şehirlerdeki sosyal kaynaşma entegrasyona önemli derece katkıda bulunmuşlardır.

Mısır’da Bir Filistin adası: Fadel

Son rakamlara göre yaklaşık 80.000 Filistinli bedevi Mısır’da yaşamaktadır.7 Genelde göçmen olan bu ailelerin bir kısmı Nil Deltası civarında küçük beldelere yerleşirken, bir bölümü de Kahire, Zagazig ve Feyum gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir. Develeriyle Beersheba ve diğer şehirlerden yola çıkan bu göçmen ailelerden birkaçı ise Kahire’ye 150 kilometre uzaklıkta bugün “kuş uçmaz kervan geçmez” Fadel Adası olarak isimlendirilen köye yerleşmişlerdir. Mısır makamlarından yardım göremeyen bu aileler çok da fazla kalmayacaklarını düşündüklerinden gündelik ihtiyaçlarını kendileri gidermeye çalışmışlardır. Ancak bir süre sonra geri dönemeyeceklerinin farkına varmışlar ve buraya yerleşmeye karar vermişlerdir. Neredeyse her ihtiyaçlarını kendileri karşılayan bu köydeki Filistinliler, o günden bu güne unutulmuş bir insanlık adası görüntüsünü vermektedir.

Etrafı yaklaşık iki metre yüksekliğinde kerpiçten bir duvarla çevrili olan köy coğrafi olarak şehirlerden uzak bir noktada olmasının yanında, sosyolojik olarak da medeniyetten ve moderniteden de ırak bir konumda varlığını sürdürmek zorunda kalmıştır. Bununla birlikte uzun yıllar boyunca Filistinli kimliğini koruyan köy halkı gündelik hayata dair bütün sosyal ihtiyaçlarını kendi kurdukları mikro-medeniyet dünyasında gidermektedirler. Evlilik, güvenlik, uzlaşmazlık, hukuk ve eğitim gibi sosyal ve kültürel süreçler kendi aralarında kurdukları komiteler ve gönüllü birimler tarafından gerçekleştirilmektedir.

2011’de değişen Mısır devlet başkanı ile beraber Filistinli mülteciler de kendilerine düşen payı almayı denemişler ve kısmen başarılı olmuşlardır. Anneleri Mısırlı olan Filistinli mültecilere Mısır vatandaşlığı verilmesine dair 2004’te kabul edilen yasa, yeni yönetim sonrası başbakanlık önündeki gösteriler sayesinde Essam Şerif hükümeti tarafından 2011’de onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir. Yakın zamanda yeni yönetim kabinesinin kemer sıkma politikası çerçevesinde devlet teşviklerini düşürmesi ve sadece Mısır kimlik kartı olanların bu haktan yararlanabilmesi kararı ile Filistinli mülteciler de yabancı statüsünde olduklarından gıda, mutfak gazı ve petrol gibi ürünleri indirimli olarak alamıyorlar.

Filistinlilerin Nakba’dan bu yana yaşadığı sıkıntılar sadece Filistin’le sınırlı kalmamıştır. Bütün ülkelerdeki Filistinli göçmenler için farklı sıkıntılar bulunmakta, ev sahibi ülkeler kendi imkanlarında bu misafirlerine yeterince yardımcı olamamaktadır. Ancak vatanlarına dönecekleri umuduyla yaşayan yeni nesil bu hayalleri beraberinde taşımaktadır. Mısır’ın Fadel Adası köyündeki Filistinliler, bütün zorluklara rağmen 65 yıldır Fadel Adası’nda küçük çaplı bir insanlık adası kurabilmeyi başarmış, aslında medeniyetlerinin bu coğrafyada ne kadar kadim olduğunu göstermişlerdir.

Dipnotlar

* Doktora Adayı, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Sakarya Üniversitesi & Misafir Araştırmacı, Medeniyet Çalışmaları ve Kültürlerin Diyaloğu Merkezi, Kahire Üniversitesi.
2- Ahmad H. Sa’adi and Lila Abu-Lughod (2007), Nakba: Palestine, 1948, and the Claims of Memory, New York:
Columbia University Press, s.3.
3- İbrahim Sharqieh, 65 Years After ‘Catastrophe,’ Palestinians Have Little to Cheer About, Brookings
Institute, 14 Mayıs 2013, http://www.brookings.edu/research/opinions/2013/05/14-palestine-catastrophe-sharqieh
4- Mahmoud Omar, “Palestinian Refugees in Egypt”, Al-Monitor, 21 Nisan 2013, http://www.al-monitor.com/pulse/ originals/2013/04/palestinian-refugees-egypt-challenges.html
5- Laurie Brand (1988), Palestinians in the Arab World: Institution Building and the Search for State, New York: Columbia University Press, 1988, s.46.
6- “Geneva Convention Relating to the Status of Refugees”, United Nations, 28 Temmuz 1951, http://treaties.un.org/ pages/ViewDetailsII.aspx?&src=UNTSONLINE&mtdsg_no=V 2&chapter=5&Temp=mtdsg2&lang=en#EndDec
7- Oroub Al-Abed, “The Invisible Community: Egypt’s Palestinians”, Al Shabaka – Palestinian
Policy Network, 8 Haziran 2011, http://al-shabaka.org/policy-brief/refugee-issues/invisible-community-egypts-palestinians?page=show#fn:1
8- “Palestinians in Egypt Exiled, Forgotten”, The National, 19 Mayıs 2013, http://www.thenational.ae/news/world/ africa/palestinians-in-egypt-exiled-forgotten
9- Zainab Al-Gundy, “Island of Exile: Egypt’s forgotten Palestinian Community”, Ahram Online, 15 May 2013.
(Toplam 161 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.