Eğitim

Modifiye Öğretmenlere 21 Hoca Nasihati

Vereceği eğitime yeterince inanmamış… Kafası karışık ve eli kitapta gözü dışarıda… Eğitim formasyonu eksik… Dersi daha nitelikli anlatmak için farklı kaynak taramadığı gibi konuyu talebelere anlattırmaya çalışan hazırlıksız bir hoca varsa, karşılığında da dersi dinlemeyen… Kitabını bile açmayan… Kafası başka yerlerde… Dikkatsiz, dağınık, uykucu, tembel, talebe vardır.

Sürekli talebelerdeki eksikliklerden şikâyetçiyiz. Onların eğitimden gittikçe koptuklarını düşünüyoruz. Öyle ki yirmi kişilik bir derslikte iki talebeyle ders işlemeye çalışan eğitimcilerin sayısının arttığını görüyoruz. Ya da yirmi kişilik bir sınıfta iki talebeye ulaşabilen eğitimciler mi desek daha doğru olur. Talebeliği beğenilmeyen öğrencilerin arttığı, modifiyeli öğretmenlerin eğitim sisteminde tartışıldığı şu günlerde problemin kaynağını öğrenciden çok öğretmende arayan bir bakış açısıyla, işte size derslikteki talebelerin tamamına ulaşabilecek birbirinden değerli formüller.

  1. Tanışmada ilk intiba, okulda ilk ders önemlidir. Öğrenci ilk derste öğretmeni tanımaya çalışır. Eğitimci olarak temel prensiplerini ilk derste sınıfla paylaşabilirsin. Bunu yaparken kafa karıştırmamalısın ve ayrıntıya girmemelisin.
  2. Öğretmen liderdir. Sınıfta liderliğini ilan etmen gayet doğaldır. Bütün dikkatleri topladığında ise mütevazı bir şekilde dersine devam edebilmelidir. Sakın kafandaki yedi deliği, dünyanın yedi harikası sanma.
  3. “Sizi bütün beynimle seviyorum” demek sınıfta dikkatleri toplar. Ama öğrenci de bilir ki insanoğlu beyninin tamamını kullanamaz. Bu konuda klasik davranmak, “Sizi bütün kalbimle seviyorum” demek en iyisidir. Çünkü iletişim ve çünkü telepati, empati, sempati… bütün pati’ler beyinle değil kalple ilgilidir.
  4. Dersin daha başından bazı şeyler senin istediğin gibi gitmeyebilir. Başına bir kere “kâğıttan uçak” kondu diye sınıfa küsme. Sıra dışı olmak güzeldir ve sıranın üstüne çıkmak sıra dışı olmak değildir.
  5. Teşhis koymak bir hastalıktır, bir öğretmen hastalığı. “Bu hiperaktif, şu depresif, beriki madde bağımlısı, öteki mutlaka evde şiddet görüyor…” diye kestirip atıyorsan, kesin değil ama büyük ihtimalle bunlardan birisi sende de olabilir(?)…
  6. Teknolojiyi adam gibi kullanmasını öğren, hatta öğrencilerin gibi… Çünkü yakında beyinlere çip yerleştirip bilgileri oraya yükleyecekler ve sen de “çipçilik” yapmak zorunda kalacaksın… Affedersin, “Kargacık burgacık yazıları okumaya alıştım, eczacı kalfası da olurum.” diyorsan sen bilirsin.
  7. Seni en çok güldüren öğrenciler, aynı zamanda en fazla kıranlar, kızdıranlardır. Sen öyle olma, dengeni koru: Dersinde gülümsensin, ama kahkaha atılmasın; kızgınlığını ifade et, fakat bağırma. Unutma, “Öfkeliyken uygulanan cezalar, hatanın tamiri için değil, intikam almak için verilir… İyi olmak kolaydır, zor olan âdil olmaktır… Ciddiyetin fazlası nefret doğurur, merhametin fazlası otoriteyi azaltır… Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak olmalısın.”
  8. Öğrenci kapıyı çarpıp çıktığında bunu doğal karşıla, sakin olmaya çalış. Bir problem var bunu bir yere not et ama şimdi düşün “hani çocukların gibi seviyordun ya onları!”
  9. Kitabını, defterini evde unutana “Kendini niye unutmadın?” deme. Öğrencilik günlerini hatırla; bu tür laflar seni ne çok rahatsız ediyordu, değil mi? Dersine verdiğin emek onların defterlerine kadar sızarsa onları unutmazlar.
  10. Boş derslerde boş duranlara kızmadan önce bir düşün: Gerçekten onlara tekrar etmeye değecek şeyler öğrettin mi?
  11. İletişimi bilmiyorsan problem çözmede değil problem çıkarmakta ustasındır, hatta problem sen olabilirsin. Temel iletişim becerilerini geliştir. Bu basittir, ama kolay değildir. Bir şey söylemeden önce, karşındaki ne diyor ona bak. Yoksa moral vereyim derken moral bozarsın.
  12. Öğrencilerin karşısında değil, yanında ol. Aralarına karış; bak bakalım dünya oradan nasıl görünüyor.
  13. Ödev yapmayınca olağanüstü bahaneler uyduran çocuklara niye “Bana masal anlatma!” diyorsun. Sen de çocuktun, “Bana masal anlatsana!” diye ağlıyordun. Öğretmen olunca niye değiştin? Bir iki defa pekala fedakarlık göstererek ödevleri o öğrenciyle beraber de yapabilirsin.
  14. Öğretmensen kesin insansındır. Öyleyse herkes hatasından ders alırken sen dersinde hata yapabilirsin… Hata yaptığında “Hocam, yanlış yazdınız!” diyen öğrenciye “Aferin size. Zaten ben de sizi denemek için mahsustan yapmıştım.” dediğinde çok zavallı görünüyorsun, haberin olsun.
  15. Sen hep öğretmen kalacaksın belki. Karşındakilerse potansiyel doktorlar, aşçılar, avukatlar, çaycılar, … Öğrencilerine iyi davran; tabii çay bahçesinde önüne konan kahvenin köpüğünden şüphelenmek, berberde yanağında gezinen usturadan ürkmek istemiyorsan…
  1. Sokakta seni görmezden gelmelerini istemiyorsan, sınıfta öğrencilerini görmezden gelme.
  2. “Bir öğretmen için en kötü olay, öğrencilerinin ömür boyu kendisinin yanında kalmasıdır.” Onları her anlamda hayata hazırla. Elinden geleni yaptıktan sonra koy elini vicdanına; için rahatsa işin de tamamdır.
  3. Okumanın zevkinden söz etmekten daha tesirlisi, elinde her hafta farklı bir kitap taşımandır. Öğrencilerine okumayı, çalışmayı, yorulmayı, terlemeyi sevdir.
  4. Öyle ders işle ki öğrencilerin çıktıkları dersten dersler çıkarsınlar.
  5. Ve tatiller senin için büyük nimettir. Tatilinin katili olma, onu süresiz tatile çıkar. Her fırsatta kendini yenile ve geliştir.
  6. Tebeşir tozunun kutsallığına gelince… Tebeşir tozu, sadece tozdur aslında. Onun kutsallığı, tebeşiri tutan parmağa ve tozu yutan gırtlağa göre değişir. Bu yüzden tertemiz olsun elin, dilin…

 

En Yeniler

Bir Yorum

  1. Söylediklerinizde doğruluk payı var. Ancak işin mutfağından biri olarak eğitimdeki sıkıntıların birçok farklı unsurdan kaynaklandığını, dolayısıyla çözümün tek bir kaynakta aranamayacağını düşünüyorum. Bu işi çözmek tek başına öğretmenlere yüklenemez; bu anlayış sonuç getirmeyeceğinden sadece öğretmenlere değil öğrencilere de haksızlıktır.

    Günümüz öğrencilerin en büyük sorunlarından biri derslerde dikkatlerini yeterince toplayamamalarıdır. Bunun nedenleri arasında derse hazırlıksız giren öğretmenler pek tabi sayılabilir. Ancak görsel basın, bilgisayar vb. araçlarla aynı anda çok fazla uyarana maruz kalmaya alışmış çocukların ne kadar hazırlıklı olursa olsun tek başına konuşan bir öğretmeni 40 dakika boyunca ilgiyle takip edeceklerini düşünmek çok gerçekçi değildir. Öğrencileri derse katmak, projeksiyon vb. teknolojik araç gereçlerden faydalanmak, grup çalışmalarıyla etkileşimi artırmak gibi çözüm önerileri üretilebilse de mevcut koşullar da bu öneriler de geçerli kabul edilemez. Her sınıfında projeksiyon ve ses sistemi olan kaç tane okul vardır acaba? Ya da sağlıklı grup çalışmalarına imkân verecek 25 kişiyi aşmayan sınıf mevcutlarına sahip kaç okul bulabilirsiniz?

    Niyetim çeşitli bahanelerle öğretmenin yükümlülüğünü inkâr etmek değil. Elbette öğretmenin yapabileceği çok şey var. Ama durum bu kadar basit ve tek yönlü değil. Öğretmen maaşları, mesleki itibar, kaynak kitaplar, yönetmelikler, öğretim programları, ailelerin eğitime bakış açısı, öğrencilerin beklentileri, medya, internet, ahlaki durum, sosyal statü ve daha sayamadığım onlarca etkenin yer aldığı çok bilinmeyenli bir denklemdir eğitim… Çözebilene aşk olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu