İnsanKişisel GelişimMedya

Nasıl Okursun?

Okursanız, nerede durduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Çünkü popüler yayıncı, okur hayranı yerine geniş tabanlı müşteri kitlesi oluşturmaya çalışır. Deli veyahut cahil cesareti gösterip her kitabı okurum, deyip kendinizi tehlikeye atmayın. Kendinizi iki şekilde tasnif edebilirsiniz.

Nasıl okumalıyım, mı diyorsun? Anlatalım.

Bir yayınevinin kitap satış mağazasına girdiniz. M. Orhan Okay’ın “Poetika Dersleri” kitabını sordunuz. Hatta elinize aldınız. Size dedi ki “Bu kitabı alma.” İçinizden, “Müşteri değil miyim, parasını verir alırım.” dediniz. Sonra görevli, “Bu kitabı okuyabilmek için önce kitapta bahsedilen yazarların eserlerini okumalısın. Kitapta Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kitapları üzerinden değerlendirmeler ve düşünceler aktarılıyor.” Lise son sınıfta olduğunuzu düşünürseniz, doğru söylediğine kanaat getirdiniz. Sonra kitabın niçin hazırlandığına baktığınızda şu açıklamayı gördünüz. “Poetika Dersleri, uzun yıllar üniversitelerde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine verilmiş derslerden oluşmaktadır.”

Anladınız ki bu yayınevi, okura müşteri gözüyle bakmıyor. Gelenin seviyesine göre uygun olup olmadığını söyleyerek kitabın anlaşılırlığını artırmaya çalışıyor. Derler ya “Daha dişin çıkmamış, aslan kesiliyorsun.” İdrak seviyemize mutabık okumadığımız, sindiremediğimiz, anlayamadığımız takdirde kitaplar; raflarda tozlanmaya, okur da müşteri olmaya devam ediyor.

Nasıl bir okur olduğunu bilmiyor musun?

Okursanız, nerede durduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Çünkü popüler yayıncı, okur hayranı yerine, geniş tabanlı müşteri kitlesi oluşturmaya çalışır. Cahil cesareti gösterip her kitabı okurum, deyip kendinizi tehlikeye atmayın. Kendinizi iki şekilde tasnif edebilirsiniz:

  1. Ortalama, standart, vasat okur.
  2. Nitelikli, kaliteli, seçen okur.

Birinci sınıf okur, açık pazar gibidir. Ne bulursam okurum anlayışındadır. Gösterilen, reklam edilen seçtirilmiştir. Kaliteli okur ise çok kitap okuyan değil, okuduğunu anlayan, evvelki okudukları ile kıyas edebilendir. Okumadan, tenkit etmez. Aynı tarz kitapların ne sunduğunu, nasıl sunduğunu bilir. Yazarın veya kitabın yenilik adına ne getirdiğini takip edebildiğinden, yayıncılık dünyasında kolaya kaçanları, sadece popüler olmak isteyenleri ve işini iyi yapanları sezebilir. Kitap almak için mağazaya girdiğinde sadece cebini değil, aynı zamanda zihnini düşünür. Sırf girdim diye kitap almak mecburiyeti hissetmez.

Okura ne iş düşüyor?

Kasaptaki etin helalliğine, manavdaki meyvenin tazeliğine dikkat ediyoruz. Hatta hangi meyve sebze nerede daha iyi yetişir, onu bile araştırıyoruz. Her ürünün mevsiminde ve ikliminde yetişmesine bakıyoruz. Çünkü vücudumuzun helal, temiz ve iyi beslenebilmesinin, gıdasını tam almasının bütün yollarını arıyoruz. Bir taraftan da verdiğimiz para, aldığımız ürüne değmeli ki boşa gitmemeli, diyoruz. Fikrimizi, zihnimizi de ruhun gıdası olan kitaplar ile nasıl besleriz, nerden temin ederiz, bunun da peşinden canhıraş şekilde koşmak gerekiyor. Zira buzdolabınız, mevsiminde hasat edilmemiş, dayanıksız ve hormonlu meyve sebze ile dolu olsa da midenize faydası yoktur. Raflarınız kitap ile dolu olsa dahi zamanında okunmadıysa ve bekletilmişse, sırf görüntü için alınmışsa siz de kitap müşterisisinizdir. Gelecek sayıda kitap satış görevlileri ile ilgili nokta atışı tekniklerle devam edelim.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı