NUADİBU’DA TÜRK BALIKÇILAR

0

İstanbul Havaalanı’nda Moritanya uçağını beklerken Samsunlu; biri aşçı, ikisi teknede görevli üç genç, tatillerini tamamlamışlar, ekmek teknelerine dönüyorlar. Başkent Nuakşot’a inip iç aktarma ile 45 dakika sonra Nuadibu’ya varıyorlar. Karadan yolculuk yedi-sekiz saat sürüyor.

Atlas Okyanusu kıyısındaki Moritanya, dünyanın en bereketli balıkçılık merkezlerinden.% 90’ı çölle kaplı Afrika ülkesi için, 720 kilometrelik sahil şeridi adeta balık deryası. Afrika’nın en batı ucunda bulunan Nuadibu şehri, balıkçılık için şanslı, zira Golf-stream sıcak su akıntısı bulunmaz bir coğrafi nimet. Yarımada şeklinde, üç tarafı okyanusla, bir tarafı çöl ile çevrili. Çölün cefasına rağmen, okyanusun vefası onları balık rızkı ile karşılaştırıyor. Çölde balık yiyeceğiz, deseler insana inanması ne güçtür. Hazreti Allah’ın bir hikmeti bu, yoksa başka türlü izahı mümkün değil.

Lagos, istavrit, dülger, palamut, mercan, lüfer, kalamar… Sardalya, püre için tercih ediliyor. Balık püresi Ukrayna ve Rusya’da kahvaltılarda yeniyor. Çarna en meşhur balığı. Fok balığı ise National Park’ta koruma altında. Balık Hali’nde 300 çeşitten fazla deniz canlısını bulmak mümkün. Burası çöl ikliminden biraz farklı, başkent Nuakşot’a göre daha serin bir iklime sahip. Mart aylarında 25-30 derece sıcaklık ve hafif rüzgâr, balık kokusunu nefeslerimize katıyor. Kuşluk vaktinde Nihat Bey’in açtığı, Türkler’in uğrak mekânına davet ediliyoruz. Çaylar sohbet öncesi söyleniyor. Yazımız sohbet havasında, masanın etrafında şekilleniyor.

Moritanya’nın Türkiye’den gelen balıkçılar, 4 yıldan beri biliniyor. Oysa ilk gelenlerden Hakan Bey İzmir’den, 2004’te gelmiş buraya. En tecrübeli balıkçılar arasında yer alıyor. Bu yıl ilk defa 1 Ocak-15 Nisan sezon dışı olmasına rağmen balığın bol olduğunu, tatile çıkanların pişman olduğunu anlatıyor.

Türk balıkçılarının yıldızı nasıl parladı?                                                                                                                              Balık unu olacak yüzey balıkçılığı için Türkler’in tecrübesi de tekneleri de müsait. Diğer ifade ile yüzeyde olan ucuz balığı, 130 metre derinlikteki kıymetli balığa yediriyorlar. Mesela, Fas hamsisi yağsız, yavan; balık unu yapılıyor. Karadeniz hamsisi ise Karadeniz’in soğukluğundan dolayı daha leziz, sofrada yer buluyor. Zira okyanustaki sıcak su akıntısı yağı alıyor. Yüzey balıkları Türkler’in kontrolünde diyebiliriz. 20 gırgır teknesi yüzey balıkçılığı için 24 trol teknesi dip balıkçılığı için hazır. Bir gırgır 300-500 ton, trol tekne 60-65 ton tutuyor.
Türkiye’de 3 ayda kazandıklarını burada 1 ayda kazanıyorlar. Ancak hayallerinde sadece memleketlerine dönüp bir ev almak var. Çalışan ekipler bazen 6 ayda bazen de 1 yılda memleketlerine gidip geliyorlar. En çok Samsun ve Ordu’dan balıkçılar akın ediyor. Sebebi ise artık Karadeniz’de iş, yani fazla balık kalmaması.

2 tekneden, 35 teknelik filoya
İlk olarak, Avukat Mehmet Avcı 2002’de 1 tekneyle gelmiş, şu an 6-7 gemi ile devam ediyor. Aynı zamanda bu işe kafa yormuş, vesile olmuş, burayı keşfetmiş. Moritanya Türkiye Balıkçılık Federasyonu Başkan Yardımcılığı yapıyor.

1940’lar 50’lerden beri Avrupalılar, Çinliler, Koreliler, İspanyollar bu sularda yer almış. 2013 yılında balıkçılar için serbest bölge oluşturulmuş. Sadece balıkçılar girebiliyor. Türkler daha 4-5 yıldır etkili bir şekilde avlanıyor. İlk zamanlarda, gecede 200-300 ton balık çekiyorlarmış. 50-60 metrelik bir tekne günde 250 ton balık tutarken yerel balıkçılar bunu ancak 50 ahşap tekne ile 1 yılda tutabiliyor. Türkiye’de bir ayda avlayacakları balığı bir günde yakalıyorlar.

Temmuz 2015’te, 25 tekneyle yaklaşık 500 kişilik Türk balıkçı ekibi geliyor. İlk gelenler, gemisi ve teknesiyle yola çıkmış. Hem de 1-2 milyon dolar peşin ödeme ile beraber. Ortalama 40 ya da 60 metrelik bir tekne devletten 1 milyon dolar (3 milyon 500 bin TL) avans alıyor, bu para ile okyanus için hazırlıklar tamamlanıyor. 15 gün sonra Moritanya’ya ulaşan tekne lisans alıyor ve iş başı yapıyor. 3-4 ayda tekne sahibi aldığı avansı kapatabiliyor. Bütün masraflar çıkınca aylık ortalama 250-300 bin dolar para kazanıyor. Bazen de tatsızlıklar oluyor, zon (bölgeler arası sınıflandırma) farkından dolayı 6 Türk balıkçı gemisi geri dönmüş.

Bir gemi kaptanı 5000 dolar aylık ile çalışıyor. Ancak elle sayılır birkaç balıkçı, ailesi ile gelmiş. Personel iki kat Moritanyalı çalıştırmak zorunda, böylece işsizliğe de çözüm oluyorlar. Üst gelirden olanlar ise balık unu fabrikası kurmak isteyenler ya da yeni gemi alanlara ortak oluyorlar. Yaklaşık 27 tane balık unu fabrikası var. Bunlardan 4 tanesi Türklere ait. Yüzen balık gemi fabrikaları işin daha büyük tarafı.

Türklerin tuttuğu balıkların önemli bölümü, Türk firmalarının kurduğu 4 balık unu fabrikasına gönderiliyor. Türkiye’deki balık çiftliklerinin ihtiyacı da buradan karşılanıyor. Balık unu, Türkiye’de tavuk yeminde kullanılmış, ancak kokusu sebebiyle vazgeçilmiş.

Hazreti Allah, insana rızkını ummadığı yerden verirmiş. Karadenizli, Egeli balıkçılar her sabah Türkiye’den 6000 km uzakta çöle komşu Afrika kıyısında, okyanusta “Vira bismillah” diyor, rızıklarını derya kuzularından temin ediyorlar.

BU SAYIYI SATIN AL E-DERGİYİ SATIN AL
(Toplam 96 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.