Edebiyat

Okur, Müşteri Olmaktan Nasıl Kurtulur?

Canlı Okur

Satmak cebe, hesaba ve kasaya müteveccih iken okumak kalbe, zihne, ilgi ve bilgiye matuftur. Her şeyi satabilirsiniz, satılacak bir şekle getirebilirsiniz ve de satın alabilirsiniz; ancak her şeyi okumak ne mümkün!

Yayınevlerini, yayın dünyasını elektrik, doğalgaz ve su dağıtımı yapan şirketler gibi düşündünüz mü hiç? Ve kendinizi onlardan aylık bir dergi veya her ay belli bir kitap alan abone yerine koydunuz mu?

Elektrik, doğalgaz ve su abonesi iseniz her ay faturanızı yatırırsınız. Siz, o dağıtım yapan kurumun abonesisiniz. Müşteri değilsiniz, abonesiniz artık. Çünkü müşteri, bir defaya mahsus ürün alır. Abonelik, müşteri olmanın bir üst basamağıdır, daha sadıktır, düzenlidir. Faturasını aksatmaz. Bütün bu temel ihtiyaçlarımızı karşılayan kurumlar, siz ne kadar harcarsanız/kaybederseniz o kadar kazanırlar. İlk bakışta çok satmak gibi bir dertleri yokmuş gibi görünür. Hâlbuki onun kazancını belirleyen, sizin harcadığınız miktardır. Bir kitabın çok satılmasını etkileyen ise, biz okurlarız. Niye mi? Çünkü çok satılan kitap, her şeyi ile çok satılmak üzere basılmıştır. Reklamlarda, TV’de, kitap eklerinde hep onu görürsünüz.

“En çok satmak” nereden çıktı?

“En çok satmak!” tabiri bu zamanın yayınevlerinin bize hediyesidir. “En çok okunan” tabiri ise mazimizin derinliklerinde kaldı. Satmak ile okumak arasında gidip geliyoruz. Satmak cebe, hesaba ve kasaya müteveccih iken okumak göze, zihne, ilgi ve bilgiye matuftur. Her şeyi satabilirsiniz, satılacak bir şekle getirebilirsiniz ve de satın alabilirsiniz; ancak her şeyi okumak ne mümkün! Kimse sizin yerinize okuyamaz. Okusa da size doğrudan bir fayda sunamaz. Kitabın ve derginin en çok da gazetenin ticaret malı gibi görüldüğü zamanlarda çok satmak için promosyon verenler, kampanya yapanlar hep var oldu. Okumak, bir kampanyada TV’ye sahip olmak için mobilya satın alanların haline benzerdi. Okumak demek, kampanyalı günlerde kütüphaneleri kitapla doldurmanın adı oluverdi. Kitaba sadece bir pazar arayışı ile bakanlar, müşteri oluşturmanın, okuru müşteri yapmanın yollarını aradılar. Bunun ikinci ayağı şüphesiz kitap reklamlarıydı.

Elektrik, doğalgaz ve su şirketleri size direkt hizmet vermez. Tesisatını ayağınıza kadar ulaştırır, siz de bu bedeli ay sonunda ödersiniz. Peki, yayınevleri ya da daha geniş bir tabirle yayın dünyası bundan farklı bir şey mi yapıyor? O da kendi pazarlama sistemini ve dağıtım ağını kurup sizi ürünü almaya mecbur ediyor. Sorarım size hiç kendi tercihiniz ile ya da kendiniz seçerek bir kitap aldınız mı, alabildiniz mi?

Cevabı siz verin. Kapağını bile açmayıp bir köşede tozlanmaya bırakmışsanız bu, sizin müşteri olduğunuzu gösterir. Çünkü ne aldığınızın, niçin aldığınızın farkında değilsinizdir. Popüler kültürün getirdiği, nasılsa para ödedim okumuş gibi oldum mantığı devreye girdi. Tıpkı sağlığı için yüksek paralar ödeyenlerin kendini sağlıklı hissettiği bir ruh haline büründünüz. İlacı aldınız; ama içmediniz.

Yayınevlerinin ne farkı var?

Biraz daha cesur bir soru soralım. Bütün kitapların kapaklarını kaldırsanız hangi kitabı alırdınız? Yayınevinin farkı, kitabın kapağını kaldırdığınızda ortaya çıkıyor. Yayınevleri, az da olsa çok da olsa kâr amacı taşırlar, işin ticarî tarafı vardır ve kitaplarını “satmak” isterler. Editör, yazar, matbaa, bina giderleri, depolama bunu zorunlu kılar. Kitap satmak kötü bir şey değildir, bedava dağıtılsın da demiyoruz. Her sektörün verdiği emeğin karşılığını alması hakkıdır. Ancak kaliteli, faydalı yayıncılık ile okuru müşteri yerine koyup sadece cebine göz diken, okuru doyurmayan yayıncının fark edilmesini, okurların fark etmesini temenni ediyorum.

Bundan sonra yayın dünyasının tek derdi vardır. Elindeki dergiyi, kitabı alıcıya en hızlı şekilde ulaştırmak ve en önemlisi bir kitabı en kısa zamanda yüksek miktarda satmak. Şayet kitap muhteva olarak sağlam değilse kötü intibadan dolayı ellerinde kalmasın. Bundan gerisi okura kalmış. Yayınevi ya da kitabın yazarı şöyle demez, “Benim kitabımı aldın, mutlaka okuyacaksın.” Onun içindir ki kitap satış siteleri bunu ölçemedikleri için çok okunanlar yerine çok satanlar kategorisini oluşturmaya mecbur kalmışlardır.

Şimdi söyleyin, asıl ihtiyacınız olan kitabı mı okuyorsunuz; yoksa popüler edilmiş ve sırf para verdiğiniz için kendinizi o kitabı okumaya muhtaç mı sanıyorsunuz? İşte bu, nitelikli okur olma yoluna sizi revan edecek. Nitelikli okur olmanın yollarını gelecek sayıda ele alacağız.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı