Kişisel GelişimKültür Sanat

Ölüm Kontrolü, Mümkün mü?

Kelimeler, kavramlar hayatımıza kimlerin eliyle ve hangi vasıtalarla giriyor? Onlara hangi manaların yüklendiğini yeterince sorguluyor muyuz? Yoksa yoğun tüketim alışkanlığı bizi hemen her duyduğumuz kelimeyi kullanmaya mı sevk ediyor? Bu konuda sizin için annelerin çocuklarını sakın bilmediğin şeyleri yeme diye sıkı sıkı tembihleyerek onları okula gönderir gibi, biz de yanlış kullanılan kelimelerden birini “sakın ha” diyerek “sakın ölme” kavramını analiz ettik.

“Sakın ölme!”

Televizyonda duymaya alıştığım bir cümle… Bu replik, sözün nereye gittiğini bilmeyen, ağzından çıkanı kulağı duymayan bir kafanın îcâdı… İthal olsa gerek. Yerli değil; fakat yerleşti, yerlileşti.

Artık film-dizi fark etmeksizin, oyuncuların “Sakın ölme!” diyerek muhâtaplarını gözyaşları içinde silkelediklerine daha sık şâhit oluyoruz. Can çekişen kahraman, gözünün birini aralayıp “Ölüm Allah’ın emri! Ölmemek mümkün mü?” cevabını versin diye bekliyorum, ama nâfile.

Her gün işittiğimiz yüzlerce kelime bizi rahatsız edebilir, fakat pek azı böylesine zehirlidir. Düşünmeden söylenen, sonra da düşünce yapımızı bozan çok tehlikeli bir söz “Sakın ölme!”. O kadar sakıncalı ki.

İşittiği her şeyi akıl ve vicdan süzgecinden geçirme alışkanlığı olmayanlar bu mahzuru fark etmeyebilirler. Zaten birkaç kez aynı lakırdıyı duyduktan, ona alıştıktan sonra yanlışlığını kavramak iyice zorlaşacaktır. Bir an için, ölümü kabullenememeyi anlamaya çalışsak bile, öldüreni yok saymayı görmezden gelebilir miyiz?

Aslında, ölümle alâkalı sakat görüşler, dünya hayatını yanlış yorumlamakla yakından ilgilidir. Bunun sonucunda da her biri yekdiğerini etkiler. Hayatının “niçin”ini bilmeyen, ölüm sonrasının “nasıl”ına kafa yormaz. Aynı şekilde insanda ölmeme gücü görenler, yoktan var eden kudreti unuturlar.

Hayatı bir hediye olarak kabul etmeliyiz oysa ve onu da büyük bir mükâfat için imtihan vesilesi olarak görmeliyiz. Emaneti teslim almaya gelenin, ölüm meleğinin, kimin emriyle hareket ettiğini
hatırlamalıyız. Onun her an gelebileceğini düşünerek yaşamalıyız. O, kapımızı çaldığında olabildiğince hazır olmalıyız.

Ölümü hayatın en büyük gerçeği olarak görmek, Azrâil Aleyhisselam’ı çocuklarımıza sevdirmek zorunluluğunu ortaya çıkaracaktır. Böylesine şuurlu ailelerden yetişenler, ekranda biri nin “Sakın ölme, n’olur ölme!” feryatlarına “Kolaysa, sıra sana gelince sen ölme!” demesini bilecektir.

Fikir sağlamsa fiil de sağlam olur. Özdeki kemâl, kelâmın öz olmasını sağlar. Özünü doğrultanın, sözü de doğrulur. Dünyaya bakışı değişir, kalp gözü keskinle şir. Ölümü göze alabilmek böyle olgun insanların harcıdır.

Dünya görüşü bulanıkla-şansa ölüme ve dirime kendinin karar verebileceğini zanneder.

“Doğum kontrolü”nden “ölüm kontrolü”ne yol bulan zihin sonunda çaresiz inlemeye başlar; o işte yetkisi olmayana, yalvarır bir ses tonuyla emreder: Sakın ölme!

Biraz bunu somutlaştıracak olursak;

Dizilerde, filmlerde uçurumdan sarkan da onun elini tutan da aynı anda, aynı şeyi isteyebilirler, “Sakın bırakma!” diye bağırabilir-ler. Yardım eli uzatan için bu bir tembihtir, düşmek üzere olan kişi içinse aynı söz bir yakarıştır.

Çatıya çıkmış intihar girişimcisine “Sakın atlama!” diyebilirsin. Bu, düşerken yaşayacağı pişmanlık öncesinde son bir ikazdır.

“Bu bir soygundur!” diyene “Sakın ateş etme”, diyebilirsin, bu bir yalvarmadır!

Hazır ölmüş, yani yatay vaziyette “Hazır ol!”muş birine “Sakın ölme!” komutu nedir peki?.

“Kendine iyi bak!” cümlesinde tezâhürünü gördüğümüz, kişiyi kendine emânet etme anlayışının vardığı nihâî nokta. Haddini aşmanın son raddesi. Muhâtabını şaşırmanın korkunç örneği. Mevlâdan istenmesi gerekeni mevtâdan dileme garâbeti.

Ey senarist! Ey yönetmen! Ey oyuncu!

Ölüp ölüp dirilmeyi gerçek mi sanıyorsun? Ölüme çare mi var? Defteri dürülenin kefeni yırtması ne mümkün? Emr-i Hakk vâki olacaksa senin sözünü kim dinler? Sen onsuz olamayacaksın diye, o sensiz ölemeyecek mi?

Canı bahşedene ilticâda bulunmak varken can çekişene ricâda bulunmak da neyin nesi? Sâkin olman gerekirken “Sakın ölme!” demen gerçekten dehşet verici!

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı