Politik Kurgunun Esrarı: Dipnotsuzluk

0

Hiç kimse bir trafik kazasını ya da bir cinayeti polis ve adli tıp raporlarından okumak istemez. Çünkü bir o kadar resmi ve sıkıcı, anlaşılmaz, detaycı, karışıktır. Birbiri arasındaki bağlantıyı kurmak uzmanlık gerektirir ve belli bir mevzuata göre yazılırlar. Ancak aynı olayı bir romanda, kurgu şeklinde bir kalemşör yazarın elinden okumak, hiç de sıkıcı gelmez. Bu minvalde politik-kurgu kitapları da resmiliği, sıkıcılığı ve anlaşılmazlığı sadeleştirip anlatmak için üretilmiş gibidir.

Politik-kurgu kitaplarının evveli ütopik eserlerdir. ilk örneklerine Platon’dan itibaren rastlanan ütopya, 16. yüzyılda Sir Thomas More’un 1516’da “Utopia” adlı eseriyle edebî bir türün adı olur ve gelişmeye başlar. Yaşanan zamana alternatif olarak üretilen bu kurgu dünyasında yazar, kendisi veya toplumu için daha iyi bir hayat getirecek ideal dünyayı kurmayı, geleceği inşa etmeyi ister.

Thomas More’un 1516’da yayımlanan “Utopia”sından sonra Batı edebiyatlarında yaygınlık kazanır.

Ütopik eserlere Türk Edebiyatı’nda ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren rastlanılır. 20. yüzyılda Türk Edebiyatı’nda ütopik özellik taşıyan eserler özellikle 1980 öncesi siyasi karışıklıktan dolayı, sonrasında ise artış dikkat çeker. Ancak,
tam bir ütopya diyemeyeceğimiz bu eserler çoğu zaman, postmodern edebiyat anlayışının da tesiriyle, fantastik ve bilim kurgu türleriyle iç içe geçmiş bir kurguya sahip görünür. Batı tarzı ütopik eserler Türkiye’de pek rağbet görmeyince yerini daha çok politik kurgu taşıyan kitaplara bırakır.

Diğer kitapların aksine, Türkiye’de ilk günden itibaren politik-kurgu tarzı kitaplar, bir anda piyasaya hâkim olurlar. Ve yüksek dozda hamasi, milli his dolu bir üslup ve akıcı bir anlatım dikkati çeker. Kitabı bitirdiğinizde kendinizi hangi devlete mensup iseniz ya da yazarın hangi siyasî görüşe meyli varsa o his ile dolmuş hissedersiniz.

Son zamanlarda yakın tarihi anlatan, içinde birçok istihbarat bilgileri bulunan ve beton gibi kurguya büründürülmüş kitaplar raflarda çokça yer alıyor. Reklam olmasın diye kitap isimleri vermeyeceğim. Yeni baskı teknikleri ve afilli, cancanlı kapaklar kitaba destan süsü veriyor. Kurgusundaki kusursuzluk içindeki bilgilerin doğruluğunu teyit ettirmeye, acaba yazar bu bilgiyi nerden buldu, kaynakları neler diye tenkide imkân vermiyor.

Yazar bir bilgiyi diğerine maharetle bağlarken bu kadar şeyi bilmesi zihni, basireti bağlayabiliyor. Yazar bu esrarengiz atmosferde yerini okuyucu karşısında sağlamlaştırıyor. Okuyucu, yazarın bütün bilgilerine mutlak doğruluk derecesinde bakıyor ve kitabı okuduktan sonra gündemi bu bilgiler ile değerlendiriyor. Kurgulanmış gerçek ile hayata devam etmek zorunda kalabiliyor.

Ütopik eserlerden politik kurguya geçilirken, toplumu istenilen yere yönlendirme, geleceği kurgulama her zaman vakidir. Ancak ilkçağdan beri insanları ütopik, dipnotsuz kurguya boğanlar yazdıklarının doğruluğunu iddia etmekten kaçınmıyor. Aynı zamanda bu tür yazanlar, hadisi şeriflere sahih mi diye septik/şüpheci/şekci yaklaşıyor. Bu tip zihniyet sahibi okurlar da kasıtlı dipnot koymayanları rahatlıkla okuyup ahkam kesebiliyor. Buna karşı ilim alemine ravi, sened metodunu/dipnot tekniğini bağışlayan muhaddis alimleri sanki yıllarca boşa ter döktüler. Politik-kurgu kitap yazanlara da aynı metodu ısrarla tavsiye ederiz. Yoksa okuyucunun hayatını ve zihnini meşgul etme hakları elbet bir gün sorgulanacaktır.

Kaynakça: 1980-2005 Dönem Türk Edebiyatında Ütopik Romanlar ve Ütopyanın Kurgusu, Yasemin Küçükcoşkun, Danışman: Yard. Doç. Dr. Cafer GARiPER, Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 193 sayfa, Kasım 2006

(Toplam 230 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.