AraştırmaİnsanTarih

Propagandanın Gizli Gücü

Sömürme, Yönlendirme, İnandırma mekanizmaları...

Öyle mücadeleler vardır ki onlar aslında, yekpare bir mücadeleden ibaret değildir.

An gelir, sadece rakibinizi değil; hakemi de yenmeniz gerekir. Hatta taraftarı da yenmeniz gerekir. Belki de önce kendinizi yenmeniz gerekir.

Yakınınız zannettiklerinizi yenmeniz gerekir.

Meşhur bir mukaleme vardır bununla ilgili:

“- Bir insan, mücadeleyi ne zaman bırakır?

– En yakınları bile ona olan inancını yitirdiği zaman.”

Çanakkale böyle bir muharebenin tam beşiğiydi.

Mehmetçik yalnız vatanını işgale gelen İngiliz’le Fransız’la değil; onların sömürgelerinden getirdikleriyle de mücadele ediyordu. Bunlar inanç birliği açısından kendi Müslüman kardeşi de olsa bu yapılıyordu.

Daha?

İstihbarat örgütleriyle savaşılıyordu.

Basın ile mücadele ediliyordu.

Velhasıl cephe çok genişti.

İşin bir de psikolojik yönü vardı. Ruha dokunan, zihne ulaşan, kalbe saplanan bir yöndü bu.

İnsanların, bilhassa savaşan askerlerin ve onların geride bıraktıklarının ruhen, bedenen iyi olmaları gerekiyordu.

İki kişilik bir oyunda, basit bir güreş müsabakasında bile moral motivasyonun etkili olduğu bilinir.

Savaş ise bunların hepsini bünyesinde toplayan bir durumdu. İçerisinde yüksek motivasyon, güçlü moral ve etkin propaganda barındırıyordu.

Genel hatlarıyla özetleyecek olursak Çanakkale Cephesi; sadece karada, denizde ve havada sınırlı kalmamıştı. Devrin bütün şartları göz önünde bulundurularak yazılı basının bütün imkânlarından âzamî ölçüde yararlanılmıştı.

Ortaya çıkan tabloda, yerinde ve zamanında kullanılan fotoğrafın, karikatürün, illüstrasyonun propaganda faaliyetlerindeki gücü görülüyordu.

Şimdi, ülkeler nezdinde, cephe gerisinde, insanların önünde ve bizzat medyanın içinde sıcağı sıcağına cereyan eden savaşlardan geriye kalanlara göz atalım…

1) İngilizler, propaganda posterlerinde kendilerini “özgürlük savaşçısı” olarak gösteriyorlar. Kendi taraflarını “bağımsızlık”, karşı tarafı ise “zulüm” olarak lanse ediyorlar. Ortada yazan “zafer (victory)” ifadesi ise henüz 1914’te İngiliz safına eğilmiş.

2) 1915 yılına ait Avustralya posterinde görüldüğü üzere deniyor ki: “Bunun içinde misin?” Savaş koşullarında ülken için sen de var mısın, yoksa kendi âleminde misin?

3) 1915 yılına ait Alman kartpostalında adeta Rusya’ya nazire yapılıyordu. İlk defa “Hasta Adam” tabirini dünya kamuoyuna çıkaran, Rus Çarı Birinci Nikola’ya cevap nitelliğinde, “Doğu’nun Uyanışı” resmediliyordu.

4) Belki de geriye kalan propaganda posterlerinden en etkili olanı buydu. “Your country needs you. Ülkenin sana ihtiyacı var.” O tarihlerde dünyanın dörtte birinden fazlasına sahip olan İngilizler için, bundan daha propagan tesiri olan bir çağrı yapılamazdı.

5) “Avustralya, Britanya’ya 50 bin asker daha gönderme sözü verdi. Bu sözü tutmaya yardım edecek misin?”

İtilaf devletlerinin çok kayıp vermesine rağmen savaştan galip ayrılmalarının en önemli sebebi işte buydu. Tek kalemde Avustralya’dan 50 bin asker toplayabilmek… Bunu, diğer sömürdükleri ülkeler için de düşünecek olursak nasıl bir kaynak zenginliğine sahip olduğunu görürüz. Fakat bu zenginlik sadece bir yerde işe yaramayacaktı: Çanakkale.

6) “Sempatik ve cömert!”

Müttefikimiz olan Almanlara ait bir kartpostal. Daima misafirperverliğiyle tanınan Türk milleti, savaş yıllarında Avrupa’daki müttfiklerine yardım etmeyi ihmal etmemişti.

7) Servet-i Fünûn’a ait bu karikatürde, İtilaf devletlerinin kara kara düşündüğü görülüyor.

Giyotinin üzerinde Çanakkale Boğazı yazıyor.

“Çanakkale önünde İngiliz ile Fransız:

– Nasıl, bir kere daha şu tehlikeye başımızı sokalım mı?”

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı