EdebiyatAraştırmaKültür SanatMedya

Roman’ın Sonu mu Geliyor?

Romanın sonu mu geliyor?

Roman’ın tahtı sallanıyor. Sayfa sayısının çokluğu ile ölçülen romanlar, yerini kısa hikâyelere bırakıyor. Kitap piyasasında yayıncılar, derleme, hikâye ve kısa sürede okunacak diğer türlere öncelik veriyor. Kişiye günlük hayatta fayda sağlayacak bu türler okuyucu tarafından beğeniliyor.

Roman’ın sonunun geldiğinin en mühim belirtisi, romanların çok uzun olması ve mobil ekran ve uygulamalar olarak gösteriliyor. Artık mobil uygulamaya geçen okuyucular, her şeyi bir anda anlamak istiyorlar. Okur, uzun uzadıya tasvirlerde boğulmak istemiyor.

Yıllar önce Fransız Edebiyatçı Buvalo’nun söylediği “Bir konağın tasviri için kırk sayfa yazı okunmaz.” ifadesi, okurun romana tahammülünün kalmadığını gösteriyor. Okuyucu daha kısa çözüm odaklı yazılarla olayın özünü hemen kavramak istiyor.

Romanın sonu
Roman’ın artık sonunun geldiğinin en mühim belirtisi, romanların çok uzun olması ve mobil ekran ve uygulamalar olarak gösteriliyor.

Diğer taraftan mobil ekran, e-kitap gibi teknolojik gelişmeler de romanın sonunun geldiğini gösteriyor. Romanlar bu tür cihazlarda hiç de okunacak gibi durmuyor. Kısa yazıların bir oturuşta okunması ve zihni yormaması hikâyeleri daha cazip hale getiriyor.

Okur, artık kısa okuyuşla yoğun bir tecrübe kazanmak ve bunu hayata aksettirmek istiyor. Uzun uzadıya roman okumak, hem zaman alıyor hem de lüzumsuz ayrıntılar okuyucuyu yoruyor. Gündelik hayatın yoğunluğunda romana uzun zaman ayırmak, artık mümkün gözükmüyor. Romanın sonu için şu tespit yapılabilir.

Romanın edebiyatımızdaki tarihi seyrine şahit olmuş Abdülhak Şinasi Hisar’ın tespitleri romanın pek de varlığını devam ettirecek bir tür olmadığını gösteriyor.

“Romanın hiçbir genel kaidesi yok, belli bir tekniği yok, türlü şekillerinde amaçlarında da bir birlik yoktur. Doğası ve kaynağı gereği bunların olmasına engeldir.” Batıdan ithal bir tür olan romanın müşterisi de artık kısa pratik yazılara yönelmiş durumda. Çünkü yine Hisar’ın deyimiyle “Roman, tarihin destanın, şiirin, bilimin, masalın bir mirasyedisidir.” O yüzden romanın yerini, tecrübe kazandıran kıssa geleneğine bırakması kaçınılmaz gibi duruyor.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu