Sağlıklı Hayat

“Ruh Sağlığı Yasası Mutlaka Çıkarılmalıdır”

Ruh Sağlığı Yasası

“Ruh sağlığının korunması hayatı olağan dışı zorlamalardan arıtmakla mümkündür. Bu da ekonomik zorluklardan doğal afetlere, siyasî zorlanmalardan aile içi ilişkilere dek geniş bir alanda hayatın normalleşmesi anlamına gelir. Takdir edersiniz ki, bu alan ruh sağlığı yasası ile ilgili düzenlemelerin dışında kalmaktadır. Bu hayatın bütününün düzenlenmesiyle ilgilidir.”
Ruh sağlığı yasasının meclise sunulma sürecini kısaca anlatabilir misiniz?
Yasa taslağı ön çalışmaları Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD)’nde 1998’de başladı. 2000’de ilk taslak Sağlık Bakanlığı’na sunuldu. 2003’te Sağlık Bakanı’na, 2005’de Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’na elden verildi. 2006’da TPD öncülüğünde ruh sağlığı alanındaki meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla “Ruh Sağlığı Platformu” oluşturuldu. Ruh Sağlığı Platformu ilk hedef olarak ruh sağlığı yasasının çıkarılması konusunda çalışmayı seçti. Bir kampanya ile konu kamuoyu ile paylaşıldı. 2007’de TPD ilk taslağı geliştirdi. İkinci taslak Sağlık Bakanlığı’na gönderildi. Sonuç da buradan bekleniyor.

Yasa çıktığında ruh sağlığı sorunu çeken insanları ne gibi kolaylıklar bekliyor?

Taslak, iki ana başlıkta düzenlenmiştir. Sağlık hakları ve kişilik hakları: Sağlık hakları yönünden geleneksel hastane temelli bir ruh sağlığı hizmeti yerine, toplum temelli bir hizmet anlayışını düzenlemektedir. Ruhsal hastalıklar kişide yetenek kaybına yol açar niteliktedir. Bu nedenle yalnızca hastalığın belirtilerini yatıştıran geleneksel tedavi anlayışının yanına, ortaya çıkan yetenek kaybının durdurulması, kişinin yeteneklerinin yeniden kazanılmasına yönelik rehabilitasyonun katılması önemli bir yenilik.
Kişi hakları yönünden ise, ruh hastalarının ruhsal tedavi uygulaması sırasında olası hak kayıplarının önlenmesi amacıyla kontrol dışı hastane yatışlarının yargı denetimine alınması gerekli. Öte yandan yasa taslağı, ruh hastalarının damgalanmasının ya da yazılı, sesli ve görsel medyada kötüye kullanımının önlenmesi gibi kişi haklarıyla ilgili düzenlemeler içermektedir. Taslak yasalaştığında ve yasa uygulandığında ruh sağlığı sorunu olan kişilerin hastalanma olasılığını azaltan, hastalananların hak kaybına uğramadan tedavisinin hukuki temelini kuran, tedavi yanında rehabilitasyonu hedefleyen düzenlemeler ruh sağlığı hizmetlerinin çağdaş düzeyini ifade etmektedir.

Yasa taslağında insanların ruh sağlığını koruyucu düzenlemeler var mı?
Ruh sağlığının korunması bir yandan çocuklar ve erişkinlerin, öte yandan da gebelik sırasında alınacak önlemlerle gelecek kuşakların bozucu etmenlerden uzak tutulması ile olanaklıdır. Taslak bununla ilgili maddeler içermektedir. Ancak yasa her sorunu çözmeyecek. Bu cümlenin iki yönü var: Bunlardan ilki, Ruh sağlığının korunması, hayatın olağan dışı zorlanmalardan arıtılmasıyla mümkündür ki, bu da ekonomik zorluklardan doğal afetlere, siyasal zorlanmalardan aile içi ilişkilere kadar geniş bir alanda hayatın normalleşmesi anlamına gelir. Takdir edersiniz ki, bu alan ruh sağlığı yasası ile ilgili düzenlemelerin dışında kalmaktadır. Hayatın bütününün düzenlenmesiyle ilgilidir. İkincisi de yasa her ne kadar iyi düzenlenmiş olursa olsun uygulanması gerekir. Uygulama Sağlık Bakanlığı’nın ve yargının görevi ama hem hizmet alıcıları (hasta ve hasta yakınları) hem de ruh sağlığı meslekleri mensupları, medya mensupları yasanın uygulanmasını izlemeli ve hizmetin aksamalarının düzeltilmesi ve yasanın geliştirilmesi için isteklerini gündemde tutmalıdır.

Bu yasa gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa bir lüks mü? Bununla ilgili yaşadığınız bir tecrübe var mı?

Biz hasta ve hasta yakınlarıyla aynı gemideyiz. Ruh sağlığı yasasının olmamasından kaynaklanan sorunları hasta ve yakınları kendi açısından, biz de kendi açımızdan yaşamaktayız. Tek fark sorunun çözümü ile ilgili bilgi bizde olduğundan, yasa talebi de biz uzmanlarından geliyor.
Sorunuzla ilgili çok çarpıcı yaşanmış bir olay anlatayım. Hasta paranoid şizofreni. İl dışından getirilmiş, isteği dışında yatırılmış. Babasından zarar göreceği yönünde halüsinasyonları var, dolayısıyla babasına zarar verici davranış gösterme olasılığı var. Bir hafta sonu ziyaret saatinde babasını “iyi olduğuna” ve kendisini hastaneden çıkarmaya ikna etmiş. Baba hastayı çıkarmak için ısrar ediyor. Nöbetçi hekim hastayı tanımıyor. Ama “baba olası olumsuzlukların sorumluluğunu üstlenerek” çıkarmaya istekli. Hekim, hastayı babaya belge imzalatarak hastaneden çıkarıyor. Ertesi günü gazete başlıklarında, manşet bir haber: “BABA KATİLİ EVLAT”

O halde bu olayda sorumlu kim? Ruh Sağlığı Yasasının bu gibi olaylar karşısında ne gibi etkisi olurdu?

Ölümden sorumlu kim? Hekim olabilir mi? Belki konu dava edilse, “Babanın sorumluluğu” üstlenmesi ne kadar savunulabilir? Yargıç bu savunmayı kabul etse ve hukuken aklanılsa bile yüreğin bir köşesinde bir acı kalmaz mı? Bu acının sorumlusu kim olacak? Olayda öldüren hastanın da mağdur olduğunu, olağan tedavi sürecindeki psikiyatrik bir hastanın, adlî psikiyatri sürecine girmesi, genç bir insanın “önleyemeyeceği nedenlerle baba katili olması” üstelik duyarlılığın çok yüksek olduğu bir hastalığı olan genç bir insanın şizofrenik halüsinasyonlarıyla katil olması kimin hatası? Az yük değil!
Bu örnekten hareketle söylemek istediğim, “Sorumluluğu alma”yı ifade eden bu belgeler işlevsiz değil, kesinlikle imzalatılmalı. Ama bilinmeli ki bu belge hukuken, vicdanen, ahlaki yönden yalnızca hekimin hastayı çıkarmayla ilgili tıbbi yetkisini, tıbbi gerekçelerle değil, ailenin isteğini “kabul etme” yoluyla kullandığı, ailenin de sorumluluğu kısmen paylaştığı anlamına gelir. Hekimin yetki kullanmaktan kaynaklanan sorumluluğunu bu belge ortadan kaldırmaz. Örneğin bu hastanın annesi, hekimin babanın ısrarına direnmesi ve hastayı hastaneden çıkarmaması gerektiği gerekçesiyle dava açarsa, hastanın ve toplumun iyiliği yönünden hekimin görevini eksik yaptığını iddia ederse, bence yargıç davayı reddetmez.
Yargılama sürecinde de “yüz elli yıllık teamül böyle” ya da “ruh sağlığı yasası yok” savunması ne ölçüde geçerli olur tahmin zor… Üstelik Anayasa ve Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri varken…

* Prof. Dr. Mustafa SERCAN (Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı, TPD Ruh Sağlığı Yasası Taslağı Hazırlama Komisyonu Üyesi)

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı