AraştırmaKapak

Ruha Ulaşan Gizli Yol “Kokular”

Hazreti Allah, insana koku alma organı olarak burun vermiş, binbir çeşit çiçeklerden, geyiğin misk torbasından amber balığına kadar birçok güzel koku elde etme kaynakları ihsan etmiştir.

Aslında her çiçeğin kendine has kokusu olduğu gibi her insanın, her evin, her mekânın da kendine has bir kokusu vardır. Yaratılış olarak insanoğlu güzel kokuları sever, kötü kokulardan da hoşlanmaz. Şu da bilinmelidir ki her iyi ya da kötü koku burundan girip ruha ulaşan gizli yolu oluşturur.

Hazreti Âdem (a.s.) ve misk geyiği

Hazreti Âdem yeryüzüne inince, bazı hayvanlar yanına gelip ziyaretinde bulundular. Bir grup geyik de gelerek onu ziyaret etti. Hazreti Âdem onlar için dua etti ve sırtlarını sıvazladı. Geyikler oradan ayrılır ayrılmaz misk gibi kokmaya başladılar.

Diğer hayvanlar bunun sebebini sorunca onlar: “Hazreti Âdem’i (a.s.) ziyaret ettik, bize dua etti ve sırtımızı sıvazladı.” dediler. Bunun üzerine onlar da Hazreti Âdem’in (a.s.) yanına gittiler. Onlara da dua etti, sırtlarını sıvazladı. Fakat onlarda güzel koku meydana gelmedi. Bu durumu geyiklere sorunca, diğer geyikler “Biz onu Allahü Teâlâ için ziyaret etmiştik. Siz ise misk kokusu için ziyaret ettiniz.” cevabını verdiler.

Burada bir işi yapmaktan maksat ne ise neticesinin ona göre olacağı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda peygamberleri, Allah dostlarını halis niyetle ziyaret edenlerin maddi veya manevi nice güzel kokulara kavuşacağı ortaya çıkmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerde koku

Fahreddin Razi Hazretleri, Tefsîr-i Kebîr’inde Vakıa suresinin 88-89. âyet-i kerîmelerinin; Hazreti Allah’a yakın olanlar için cennetlerin rahatlık, hoş kokulu rızıklar (Reyhan çiçeği) ve bol nimetleri müjdelediğini tefsir etmektedir.

Kıssaların en güzeli olan Yusuf suresinde haber verildiğine göre, Yakup aleyhisselam, oğlu Hazreti Yusuf’un kaybolmasından dolayı çok üzülmüş, ağlamaktan gözlerinin ziyasını kaybetmişti. Ama ümidini hiçbir zaman kaybetmemiş, oğlunun yaşadığına ve ona kavuşacağına inanmıştı. Yıllar sonra kardeşleri, Mısır’da bulunan Hazreti Yusuf’un yanına varıp babasının durumunu anlatınca Hazreti Yusuf, kardeşlerine babasına götürmeleri için gömleğini vermişti. Bu gömlek Hazreti İbrahim’den (a.s.) Hazreti İshak’a (a.s.), Hazreti İshak’dan (a.s.) Hazreti Yakup’a (a.s.) gelmiş, Yakup aleyhisselam da bu gömleği oğlu Hazreti Yusuf’a (a.s.) giydirmişti. Gömlekte cennet nesiminin kokularından bir koku vardı. Bu koku, herhangi bir derde yakalanmış olana dokunsa onu şifaya kavuştururdu. (Ruhu’l Beyân-Hak Dini Kur’ân Dili)

Kardeşleri Kenan iline ulaşınca gömleği babalarına vermişlerdi. Hazreti Yakup (a.s.), gömleği yüzüne sürünce gözleri şifa bulmuştu. Bu hadise elbette bir mucize olmanın yanında kokunun tesirini göstermesi bakımından dikkate şayandır. İnsanın yakınındaki birisinin kokusunu bile idrak etmesi zorken, Yakup aleyhisselam, oğlu Hazreti Yusuf’un kokusunu o kadar uzak mesafeden almış, bunun hayal değil, bir hakikat olduğunu vicdanında tanımış, kokusunu gözlerine sürünce görmeyen gözleri görür olmuştu.

Burada güzel koku manasına olan “rayiha”, rüzgâr anlamındaki “rih” kelimesiyle ifade edilmiştir. Bu da kokunun rüzgâr gibi belki ondan daha hızlı ulaşmasını ifade etmektedir. (Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, IV, 2917-2923) Peygamber Efendimiz de (s.a.v.) evlat kokusunun, cennet kokusu olduğunu haber vermiştir. (Câmiü’s-Sağîr, 2/2285)

İbrahim aleyhisselam, Şam’dan Mekke-i Mükerreme’de bulunan oğlu İsmail aleyhisselamı ziyarete gittiğinde, evde bulamayıp görüşemeden dönmüştü. İsmail aleyhisselam akşam evine geldiğinde babasının kokusunu hissetmiş, onun geldiğini anlamıştı. (Tarih-i Taberî, I, 132)

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.), “Bana güzel koku sevdirildi.” (Nesâî)  buyurmuştur. Hazreti Enes, “Ben ömrümde Rasulullah’ın kokusundan daha hoş bir koku koklamadım.” (Sahih-i Buhârî) diye rivayet etmiştir. Kendi kokusu bu kadar hoş olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), güzel kokuları kullanmayı da severdi.

İnsan üzerinde kötü kokunun menfi tesiri olduğu gibi güzel kokunun da müspet tesiri vardır. Bu da insanın ruhuna ulaşan gizli yolda, yani kokuda gizlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  sahur yemeği, kaylüle (öğle uykusu) ve güzel kokuyu oruç tutmayı kolaylaştıran üç şey olarak haber vermiştir. Bu hadîs-i şerîften güzel kokunun insana zindelik vererek oruç tutmasını kolaylaştıracağı anlaşılmaktadır.

Ebu Musa el-Eş’ari’den (r.a.) nakledildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder, yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!” (Müslim, Birr, 146) Bu hadîs-i şerîf salih insanlarla beraber olmanın güzelliğini, güzel kokuya teşbih ederek açıklamaktadır.

Hazreti Fatıma validemiz, Rasulullah Efendimizin irtihalinden sonra O’nun kabrine gitmiş, bir avuç toprak alarak koklamış ve bu kokuyu koklayana bir daha başka şey koklamasının gerekmeyeceğini söylemiştir. (Molla Cami, s. 32)

Koku sürünmekteki gaye ve maksat da önem arz etmektedir. Hadîs-i şerîflerde Allahü Teâlâ’nın rızası için güzel bir koku sürünenlerin, kıyamet günü miskten daha güzel kokarak geleceği, Allahü Teâlâ’dan başkasının hoşnutluğunu kazanmak için güzel koku sürünenlerin ise kıyamet günü, leşten daha pis kokarak geleceği bildirilmiştir. (Abdürrezzak, el-Musannef, No: 7993)

Fıkıh kitaplarına baktığımızda Cuma namazına, Ramazan ve Kurban Bayramı namazlarına gidileceği, hac ve umre için ihrama girileceği zaman güzel koku sürülmenin müstehap olduğunu görmekteyiz.

Gül 

Güzel koku deyince akla ilk gelen güldür. Gül kokusu, Peygamber Efendimizin (s.a.v) kokusudur. Ülkemizde özellikle Isparta yöresinde dünyanın en kaliteli gülleri ve gül yağı, esansları, gül kokuları ve diğer gül ürünleri elde edilmektedir. Gül yağı elde etmek için çok fazla gül gerekmektedir. Bu sebeple biraz pahalı da olsa hakiki gül yağının gramı bile, uzun süre kullanmak için yeterli olacaktır.

Her gül suyu, gülün suyu mudur?

Gül suyu, cemiyetlerimizde çokça kullandığımız güzel bir kokudur. Ancak günümüzde her kokunun yapayını elde etmek mümkündür. Gül suyu yazan şişelere baktığımız zaman şişelerin dış renginin gül renginde olduğunu ve üzerlerinde gül resimlerini görmekteyiz. Biraz daha yakından baktığımız zaman çoğunlukla küçük harflerle yazılmış “sentetik” yazısını müşahede ederiz. Yani tamamen yapay, gülün rengi, resmi ve yapay kokusundan başka, gül ile en küçük bir ilgisi yoktur. Hakiki gül suyu olan markalar da var. Aradaki fark fiyatındadır. Yapay olanı üçte bir oranında daha ucuzdur. Tercih size kalmıştır.

Kolonya

Kolonya adını, ilk üretildiği yer olan Almanya’nın Köln şehrinden almaktadır. Bilinen en eski parfüm çeşitlerinden, tüm zamanların en yaygın olan koku ürünüdür. Kolonya etil alkol, su ve hoş koku veren maddelerin karışımından oluşan bir parfümdür. Kolonya ile diğer parfümler arasındaki fark, etil alkol oranından kaynaklanmaktadır. Parfümlerde etil alkol yüzde 25 iken kolonyada yüzde üçe kadar düşmektedir. Pahalı parfümlerde alkol oranı ise yüzde 50’ye kadar çıkmaktadır.

Limondan portakala, zambaktan zeytine her şeyin kolonyası yapılmaktadır. Kolonyada problem, diğer kimyasalların yanında alkol bulunmasıdır. Kolonya kullanmanın abdest ve namaza etkisi sıkça sorulmaktadır. Kolonya kullanmak abdesti bozan bir durum değildir. Abdesti bozanlar genellikle vücuttan çıkan şeylerdir. Kolonya vücuttan çıkan bir madde değildir. Elimize sürdüğümüz zaman alkol uçup gider. Takva yönünden namaz kılacağımız zaman kullanmamak tercih edilebilir.

Kolonya, mikrop öldürücü bir maddedir. Belki onu kullanmaya fazla bir ihtiyaç da yoktur. Alkolün gitmesi için tuz katılmaktadır. Uzmanlar, kolonyaya tuz katılmasının alkolün uzaklaşmasına bir etkisinin olmadığını söylemektedir. Alkolsüz kolonya imal edilmiş olmakla beraber yaygınlaşmamıştır. Devamlı kolonya veya parfüm kullanan kimsenin her kullandığında alkol koklamış olacağı hatırdan çıkarılmamalıdır.

Parfümler, deodorantlar, oda ve araba kokuları

Günümüzde insanlar, özellikle yaz aylarında ter kokusunu gidermek için deodorantlar, parfümler arabalarda, evlerde kimyasal koku yayan spreyler kullanmaktadırlar. Kapalı mekânlarda zaman ayarlı aletler, değişik kokular yaymaktadır. Elbette bunların içerisinde doğal, sağlıklı olanlar vardır. Ama birçoğu zaman ayarlı bomba gibi kimyasal zehir saçmaktadır. Kimyasal maddeler nefes yoluyla akciğerlere ulaşarak pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Hatta hac ve umreye gidip gelenler, misafirlerine kimyasal esanslar sürmekte, hediye vermektedir. Farkında olmadan zararlı kokuların yaygınlaşmasına sebep olunmaktadır. Esansların üzerine alkolsüz yazılarak masumlaştırılmaktadır. Alkolsüz olması bir artı olmakla beraber sağlıklı olmasını gerektirmemektedir. Pekâlâ, çözüm ne olabilir?

Bitki yağları kurtarıcı olabilir

Parfüm ve esansların içerisinde, muhtevasını anlayamadığımız zararlı olanlar da dâhil olmak üzere birçok kimyasal madde vardır. Bunun yerine içerisinde başka bir katkı bulunmayan bitki yağları tercih edilebilir. Her türlü bitkinin yağı elde edilebilmektedir. Gül yağı, saf veya seyreltilmiş olarak kullanılabilir. Lavanta yağı sakinleştirici özelliği ile çok sevilen bir kokudur. Nane yağı da nefes açıcı özelliği ile hoş bir kokudur. Zambak yağı, limon yağı, portakal yağı, menekşe yağı, okaliptüs yağı, narçiçeği yağı… Örnekler çoğaltılabilir.

Kendi oda ve araba parfümümüz yanında ter giderici şahsî kokumuzu elde edebiliriz. Örnek olarak 500 cc’lik bir fısfıs şişesine su koyup 10-15 damla limon, bir tatlı kaşığı karbonat ve sevdiğimiz koku hangisi ise (örnek olarak lavanta) onun yağından 10-15 damla ilave ettiğimiz zaman kullanıma hazır olur. İstersek değişik kokulardan karışım da yapabiliriz. Doğal olması itibariyle kimyasal içermeyecek, sağlığımızı tehlikeye atmayacaktır. Bu bitki yağlarını direk olarak ter giderici olarak da kullanabiliriz.

Çamaşır yıkanırken makinanın sabun koyduğumuz gözüne bu yağlardan birkaç damla damlatırsak elbiselerimizin doğal olarak güzel kokmasını sağlamış oluruz. Bu yağları alırken içerisinde başka karışımların olmadığına, soğuk sıkım olmasına dikkat etmek gerekecektir.

Yaz aylarında evlerde sineklerden korunmak için sinek kovucu olarak prizlere takılan tabletler veya likit aletler vardır. Bunlara da içerisini boşaltıp temizleyerek nane, limon veya okaliptüs gibi yağları koyup prize takarsak hem sinekler gelmeyecek hem de evimiz doğal olarak güzel kokacaktır. Başka bir oda kokusuna da gerek kalmayacaktır. (Bu konuda değişik tarifler için kısa bir araştırma yapmanız, size güzel tarifler bulduracaktır.

Bitkisel yağ karışımlarından doğal diş macunu yapmak da mümkündür. Örnek olarak 15-20 damla ferah kokulu nane yağı veya başka bir sevdiğimiz yağ, iki yemek kaşığı Hindistan cevizi yağı ve bir yemek kaşığı karbonat karıştırdığımız zaman çok güzel doğal diş macunu olur. Dişleri beyazlatır, ferahlık verir. Ancak karbonat kuvvetli bir maddedir. Bu macunu 2-3 günde bir kullanmak yeterli olacaktır. Fazla kullanmak diş minesini zayıflatabilir.

Koku firmaları neden aynı parfümleri üretemiyorlar ya da üretmiyorlar

Koku endüstrisinin dünya üzerinde yaygınlaşması oldukça hızlı oldu. Bu endüstri geliştikçe, koku üreticileri birbirleriyle yarışmaya başladı. Bir koku elde edebilmek için sayısız madde bir araya getirildi, kokular çeşitlendi. Çok pahalı parfümler ortaya çıktı.

Bir parfümün içinde minimum 5, maksimum 20-25 bileşen bulunmaktadır. Bu o kadar kompleks, girift bir yapıdır ki, bileşenleri ayırmak pek kolay değildir.  Mesela, 15 bileşenli bir parfümün 13 tanesini bulup ikisini bulamazsanız, istediğiniz kokuyu elde edemezsiniz. Birini tuttursanız diğeri tutmaz. Bu da boşa vakit ve emek harcamak olur.

Parfümün içine konulan maddeleri belirlemekten daha mühim olanı ise, bu maddelerin miktarını tutturabilmek. 20 bileşenli bir parfümün içine hangisinden 2 gram, hangisinden 5 gram, hangisinden 10 gram konulduğunu bulmak çok zor. Ayrıca parfümün içine girecek her bir kimyasal madde için ayrı bir ekipman da gerekebilir. Hal böyle olunca koku firmaları, rakiplerinin parfümünü taklit etmektense, kendine has yeni kokular belirleyip onu geliştirmek için uğraşıyorlar.

Kokuyla terapi

Koku üzerine çalışma yapan bazı araştırmacılar diyor ki:

  1. Güzel koku için bitkilerden çıkartılan yağlar, onların hormonu gibidir. Dolayısıyla bu yağlardan elde edilen kokular, insandaki hormonları etkileyebilmektedir. Buradan da şu anlaşılıyor ki, hiçbir kimyevî koku, doğal yollarla meydana gelen kokunun yerini tutamaz, onların yaptığı tesiri yapamaz.
  2. Kokuların da insan üzerine farklı farklı tesirleri vardır: Kimi kokular sakinleştirici, kimileri hatıraları canlandırıcı, kimileri depresyonu iyileştirmeye yardımcı, kimileri de dikkat artırıcı ve iradeyi etkileyicidir.
  3. Doğu tıbbında her organın ve her bitkinin bir enerjiye (ruha) sahip olduğuna inanılır. Bu yüzden bir organın enerjisindeki bozulmanın tedavisinin güzel kokularla olabileceği düşünülür.
  4. Geleneksel Batı tıbbında da keskin kokular, mikrop öldürücü olarak görülmüştür. Salgın hastalıklar vuku bulduğunda hastaların odaları biberiye tütsüsüyle tütsülenmiştir.
  5. Bunların ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilinmez. Bilinen şu ki, güzel koku kalbe huzur verir, insanı rahatlatır.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı