EdebiyatHikaye ve Günlükler

Şark’tan 7 Hisseli Hikaye

BİR

Bir âmâ, karanlık gecede elinde kandil ile gidiyordu. Fodulun birisi sordu:
“Senin için gece de gündüz de aynı. Niye elinde kandille geziyorsun?”
Âmâ cevap verdi:
“Bu kandil, senin gibi kalbi kör akılsızlar içindir. Ola ki yolda bana çarpıp da testimi kırmayasınız diye.”
(Baharistan’dan)

İKİ

Bir gün ustası, şaşı çırağından dolaptaki şişeyi getirmesini ister. O ise şaşı bakışlarıyla, ısrarla dolapta iki şişe olduğunu söyler. Ustası, şişelerden birini kırmasını ister. Şaşı çırak, şişelerden birini kırınca dolapta şişe kalmadığını görür.
(Mesnevîden)

ÜÇ

Yolda giderken bir gence dediler ki:
“Oğlağı arkandan koşturan elindeki ip ve boynundaki bağdır. Yoksa senin arkandan gelmez.” Oğlağın bağı ve ipi çıkarıldı. Oğlak, gencin peşini bırakmadı. Cevap verildi:
“Oğlağı çeken bu ip ve bağ değildir. Onun ip ve bağı, ona yapılan iyiliklerdir.”
(Bostan’dan)

DÖRT

Nasreddin Hoca susamış. Deniz suyundan içmek istemiş. Acılığı genzini yakmış. Az ilerde çağlayan bir pınardan tatlı su içmiş. Sonra da denize dönüp der:
“Boş yere kabarıp durma, su dediğin böyle olur.”
(Letâif-i Nasreddin Hoca’dan)

BEŞ

Adamın biri, karın ağrısından doktora geldi.
“Göz merhemi getirin de adamı iyileştirelim.”
Adam, doktorun kendisiyle alay ettiğini düşündü. Doktor:
“Gözünü açmak lazım senin. Böylece karadan beyazı ayırır, kömür gibi yanmış ekmek yemezsin. Gözünü tedavi etmek, karın ağrını gidermekten daha mühim.”
(Kelile ve Dimne’den)

ALTI

Horasan’da adlı sevilen sayılan meşhur biri vardı. Yolda giderken ayağı bir kavun kabuğuna takıldı. Kendini yerde buldu. Bıçağını çektiği gibi kavun kabuğuna saplayınca yanındakiler bunu anlamadı. İzah etti:
“Evet, ayağıma bir kavun kabuğu takıldı. Lakin bugün düşmanım işte odur. Düşman ne kadar aciz olursa olsun onu küçük görmemek lazım gelir.”
(Kâbusnâme’den)

YEDİ

İran hükümdarı Yezdicerd, Hazreti Ömer’e (r.a.) bir elçi gönderir. Elçi der ki:
“Bugün âlemde, bizim dergâhımızdan daha kalabalık bir dergâh, bizim hazinemizden daha zengin bir hazine, yok.” Hazreti Ömer’in (r.a.) cevabı:
“Evet! Dergâhınız pek kalabalık, lakin zulüm görmüşlerle dolu. Hazineniz pek zengin, lakin haram mallarla zenginleştirilmiş. Bu da bâki olmayacağınıza delildir.”
(Siyâsetnâme’den)

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı