AraştırmaİnsanKişisel Gelişim

Savaşları, Barışı Tercih Ederek Kazanan Çelebi sultan Mehmed Han

Nasıl Yönetirdi?

Savaşmak iyi değildir. İlla ki mücadele verecekseniz, Çelebi Sultan Mehmed Han’ın tekniğini kullanın.

Serbest piyasa ekonomisinin ağzıyla, “ekmek aslanın ağzında”, denilerek insanların ekonomik kaygıları artırılıyor. Sonra da “Rakiplerinize karşı daha saldırgan olun”,  “Hedefiniz savunma hatlarını delsin”, “Karşınızdakinin direnme iradesini yıkmaya odaklanın” sözleri, usulümüzden olmayan çirkinlikleri nefisimizde açığa çıkarıyor.

Savaş psikolojisiyle iş yapmak gerçekten kötüdür, insana ızdırap verir. Para, şan, şöhret ve makamın getirdiklerinin yanında, verdiği ızdırabı çekmeye değmez. Ancak bazen, mücadele de etmek gerekir. İlla mücadele edilecek ise Çelebi Sultan Mehmed Han’ın mücadele teknikleri en ideal olanıdır.

İnsanlar, savunmanızdaki boşlukları kullanarak size saldıracaktır. Hiçbir boşluk göstermemelisiniz. Düşmanınızın görünümünden asla korkmayın. Bütünü oluşturan parçalarına bakın. Herkesin bir güç kaynağı vardır. Rakiplerinize bakarken, bütün yapıyı ayakta tutan güç kaynaklarını görmeye çalışın.

Cümleleri okuduğunuzda “rakiplik” zayıf kalıyor değil mi? Burada olana “düşmanlık” diyorsunuz. “33 Stratejide Savaş” kitabının yazarı Robert Greene’nin eserinde rakipleri düşmanlaştıran, enteresan başlıklar var. Bazıları:

Tehdit unsuru oluşturun, rakibinizin yumuşak karnını ortaya çıkarın ve vurun, onları parçalayarak yenin, en fazla acı veren noktaya vurun, ahlâkî yükseltileri işgal edin, ilerlerken pazarlık yapın, kendi çıkarlarınızı ileri götürürken başkalarının çıkarları için çalışıyormuş gibi görünün, rakiplerinize kendilerini asmaları için yeterli ip verin, boyun eğer gibi görünün baskı altına alın…

Meydan savaşlarında bile insanlık dışı sayılabilecek bu tür davranışların, günümüz yöneticileri için tavsiye ediliyor olması üzüntü verici. Ne var ki “Boyun eğer gibi görünüp pasif saldırganlık stratejisiyle insanları baskı altına almaya çalışan”larla aynı piyasada iş yapıyor olabilirsiniz. Saldırganlığını gizleyen ya da inkâr eden ama sürekli dört koldan saldıran bir anlayış, asayişin bozulduğu kaos dönemini anımsatır. Kaosta nasıl davranılacağı meselesi denildiğinde, Fetret Devri akla gelir. Çelebi Mehmed Han’ın nezaket sahibi itidalli stratejisi ile bitirdiği Osmanlı’daki Fetret Dönemi’ne bir bakalım.

Ne kadar güçlü olursanız olun, bitmeyen savaşlar yorucu ve yıpratıcıdır. Çelebi Mehmed Han, bitmeyen savaşlar dönemini “Akıllarına girin, ufak lokmalara bölün, içeriden yıkın” diyerek sona erdirmedi. Çünkü yakın dönemimizde popüler olan bu yanlış iş yapma stratejileri, bizim iş anlayışımızda, yönetim usulümüzde ve adabımızda yoktur. Çelebi Mehmed Han’ın usulüne yakından baktığımızda “itidalli mücadele” vardır. Fetret Devri’nde yaşananlar ve sultanın olaylara yaklaşımı, çözüm stratejileri, yöneticiler için hatırı sayılır ibretler barındırıyor.

Sultan unvanını, akıllı yönetim stratejisi ile hak etti

Çelebi Sultan Mehmed Han, beşinci Osmanlı sultanıdır. On bir yıl süren Fetret Devri’ni, verdiği mücadele ile bitirmeye muvaffak olur. Bundan sonra sekiz yıllık hükümdarlık yapar ve tarihe geçen güzellikleriyle yâd edilir. Onun devrinin, Osmanlı tarihinde müstesna bir yeri vardır. Bu istisna durum ona, “devletin ikinci kurucusu” unvanını verdirmiştir.

Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım Beyazıt Han’ın altı şehzadesinden dördü saltanat mücadelesi verir. Osmanlı Devleti parçalanmanın eşiğine gelir. Kardeşler arasında 10’un üzerinde ciddi harp yapılır. Çelebi Mehmed, Musa, İsa ve Süleyman isimli şehzadelerden hepsi son derece yetenekli, savaşçı ve iyi yetişmiş birer hükümdar adayıdır. Mücadelenin uzun sürmüş olması, bir taraftan da onların gücünü, azmini ve başarısını gösterir.

Çelebi Mehmed Han, kardeşleri arasında en küçük olmasına rağmen, başarıya ulaşmasında bazı hikmetler vardır. Tarihçiler başarıya ulaşma sebeplerini araştırıp sıralarken onun savaşçı özelliğinden daha çok barışı tercih eden davranışlarının, saltanatı kazanmasının sebebi olarak görürler.

Kardeşler arasında en iyi savaşan da o değildir, birkaç defa yenilmesi bunu gösterir. En itibarlısı da sayılmazdı. Devlet hazineleri, devletin veziriazamı, Bursa ve Edirne gibi iki başkent, başlangıçta diğer kardeşlerinde idi. Anadolu’da küçük bir yerleşim yeri olan Amasya’dan çıkarak saltanatı tesis etti. Hatta ilk başlarda belli bir yeri bile yoktu.

Ankara Meydan Savaşı’ndan sonra az bir kuvvetle Bolu’ya çekilip önce neler yapabileceğini istişare etti. Sonrasında Amasya’ya geçti ve orada kuvvetlendi. Maddî kayıpların yanında manevi ve duygusal olarak da ciddi motivasyon eksikliği yaşanan devlet teşkilatını yeniden kurdu. Peki, bunu nasıl yaptı dersiniz?  İşte üç maddede, Çelebi Sultan Mehmed Han’ın savaşları, barışı tercih ederek kazanma stratejisi.

1.Amasya başarısı, zor gününde davet olarak gelir

Çelebi Mehmed daha şehzadeliğinde iken Amasya’da sancak beyliği yaptı. Yaklaşık dokuz yıl süren sancak beyliği sırasında Amasya halkı için yaptığı güzellikler, insanların hafızalarına kazındı. Tam bir asayiş kurdu. Adil bir idare ile halkla ünsiyet sağladı. Ulema ve ümeranın sevgi ve saygısını kazandı. Amasya’da yakaladığı bu atmosfer, onun ilk başarısı olacaktır.

Ankara Savaşı’ndan sonra Amasya’ya dönemez ve Bolu’ya çekilir. Çünkü orası, Osmanlı’dan önceki sahibine iade edilmişti. Fakat ne var ki Amasya halkının dimağında, Çelebi Mehmed’in güzel yönetiminin tatları kalmıştı. Bolu’ya bir heyet gönderip onu Amasya’ya davet ederler. En zor zamanında yaptığı güzel yönetim, meyvelerini vermiştir.

“İstediğinizi almak için bunu elinde bulunduranlarla kavga etmeyin, onlara katılın ve yavaş yavaş sahiplenin ya da bir darbe yapmak için en uygun zamanı bekleyin.” Bunun gibi şeyler söyleyen olursa dinlemeyin, çünkü bizim kültürümüzde bu yoktur. Ya da nefsinizden gelen vesveseler olursa ona uymayın. Çelebi Mehmed Han’ın birinci maddedeki davranışı size örnek olsun.

Çelebi Mehmed Han gibi mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu durumda bile, zamanında kurduğunuz dostluklarınız sizi başarıya götürecektir.

Güler yüzlü, toleranslı ve size muhabbetle muamele eden dostlardan oluşan bir çevre kurun. Böylesine bir çevrede yaşamak, insanı mutlu eder ve başarılı yapar. Böyle bir ortamı oluşturmak istiyorsanız, diğer insanlarla samimi olarak ünsiyet kurun.

Günlük hayatınızda insanları görmezlikten gelme gibi kötü alışkanlığınız varsa, hemen bunu terk edin. Çünkü insanlar gözlerimizin içine bakarak ilk önce bizim selam vermemizi isterler. Selam vermek; “Ben seninle ilgiliyim. Seni gördüğüm için memnun oldum, senin de benim gibi mutlu olmanı istiyorum, sana kıymet veriyorum.” gibi manalara da gelebilir. İnsanlarla samimi olarak ilgilendiğinizde, Çelebi Mehmed Han gibi, her şeyinizi kaybettiğiniz bir zamanda bu emek, size geri dönecektir.

2.Bursa halkı da onu seçti

Çelebi Sultan Mehmed Han, Ankara Savaşı’ndan sonra Amasya’da güzel yönetim atmosferi oluştuğunu görünce, cesaretlenerek buradaki nizam ve intizamı diğer Osmanlı beldelerinde kurmak ister. Bunun için kardeşlerine haber gönderip birleşmeye davet eder. Fakat şehzadelerin her biri “sultan” olduklarından bahisle, kendi bayraklarının altında toplanılmasını arzu ettiler.

Çelebi Sultan Mehmed Han, 1404 yılında Bursa’ya girdi. Düzeni sağladıktan sonra Amasya’dakine benzer bir hadise burada da yaşandı. Şehri ondan almak için gelen İsa Çelebi’ye Bursalılar karşı koydular ve Çelebi Mehmed Han’a sadık kalacaklarını söylediler. Onlar da Amasya gibi nizamı, intizamı ve asayişi tercih etmişlerdi.

“Zincirleme tepki stratejisi” diye bir kavram duymuş muydunuz? Terör hareketleriyle belirsizlik ve panik oluşturmayı söylemek için üretilmiş bir kavramdır. Tarifi de şu şekildedir: “Bu terör kampanyasının amacı savaş meydanında zafer kazanmak değil, azami düzeyde kaosa yol açıp karşı tarafı çaresizliğe düşürmektir.”

Çelebi Sultan Mehmed Han hükümdarlığını ilan ettiğinde, bütün Osmanlı coğrafyasında düzen bozulmuştu, eşkıyalar ortalığı yağma ediyordu. Zincirleme tepki stratejisinin, tarihteki en şiddetli hadiseler yaşanıyordu.

Fetret Devri’nde bile Çelebi Sultan Mehmed Han’ın dengeli ve olgun stratejisi muvaffak oluyorsa, günümüz “belirsizlik ve panik” oluşturucularına karşı da olacaktır. Her ne kadar rakipleriniz ahlak sınırlarını zorlayan davranışlarını bir kalıba döküp karşınıza çıksa, olgunluğu ve dinginliği elden bırakmayın. Çinlilerin bir sözü var: “Gülümsemesini bilmeyen dükkan açmasın.”

Gülümseme dudakları iki yana açarak, gözlerin parıldaması değildir. Gülümseme kalpten gelmeli ve karşı tarafa sevgiyi, şefkati ve nezaketi hissettirmelidir. Amasya ve Bursa halkının Çelebi Mehmed Han’dan hissettiği bu idi. Karşı tarafın antenlerine nezaketi ulaştıramayan gülümseme, gülümseme değil basit dilde “sırıtma” olabilir. O da sahte olduğu için hiçbir işe yaramaz, hatta ters bile tepebilir.

3.Zorla hükümdar olmadı, kendini seçtirmesini bildi

Çelebi Sultan Mehmed Han, makul hareket eden, sabırlı, azim ve irade sahibi, sözüne, vaadine sadık, vakur ve yiğit bir hükümdardı. Yalnız dostuna değil, düşmanına da kendini sevdirerek itimat telkin etmiş, kendini saydırmıştı.

Ekim 1412 yılında, Çatalca civarında Musa Çelebi ile girdiği meydan savaşını kaybetti. Çelebi Sultan Mehmed Han, çok az bir kuvvetle Anadolu’ya geçebildi. Musa Çelebi’nin bu başarısına rağmen yanındaki devlet erkanı bir müddet sonra ondan yüz çevirmeye başladılar. Onun yönetim anlayışı sertti ve de yanındakilere güven vermiyordu. Bir yıl sonra 1413’te Çelebi Sultan Mehmed Han, Edirne önlerine geldiğinde, şehir kendiliğinden el değiştirecekti. Musa Çelebi’nin yanındaki komutanlar da Amasya ve Bursa gibi Çelebi Sultan Mehmed Han’ın itidalli, güven veren yönetim anlayışını seçeceklerdi. Böylece 1413 yılında, Çelebi Sultan Mehmed Han, birliği yeniden kurarak Edirne’de rakipsiz hükümdarlığını ilan etti.

Dostlarınız ve düşmanlarınız arasında rakipsiz hükümdarlığınızı tesis etmek istiyorsanız, onlara güven verin. “İnsanın kalbine giden yol midesinden geçer.” derler ya, onu biraz daha değiştirin. “İnsanların kalbine giden yol, onlara gösterdiğiniz güzel alakadan geçer.” sözünü kendinize bu konuda rehber edinin.

Zaman zaman itidali elden bıraktığınız olur. Tasvip edilmeyen hileli yola girmek de isteyebilirsiniz. Kestirmeden rakip gördüğünüz kişileri bitirip bulunduğunuz ortamı değiştirme düşüncesini tavsiye edenler de olabilir. Bunlara uyup güzel huylarınızı bırakmayın. Unutmayın, kötü davranış bir kere kazandırır lakin soğukkanlı, ölçülü ve güzel davranış her zaman kazandırır ve size iyi şahadette bulunur.

Barışı tercih ederek her zaman kazandıran usuller

  • İnsanlarla samimi olarak ilgilenin.
  • Karşınızdakine içten gülümsemeyle yaklaşın.
  • Konuşan kişiye karşı kalpten bir dinleyici olun.
  • Mesele ettiğiniz konuları başkalarıyla istişare edin ama itidali elden bırakmayın
  • Sıkışıp kaldığınızı hissediyorsanız, saldırıya geçme fikrinde olmayın, soğukkanlılıkla bekleyen taraf olun.
  • İşin içinden çıkamadığınızı düşünüyorsanız, yeni bir yol deneyin. Kurduğunuz güzel atmosferde iş yaptığınızdan, muhakkak bir çıkış yolu bulacaksınız.
  • İşler ve insanlar hakkında hükmü en sona bırakın.

Bir kere kazandırırken, hep kaybettiren yanlış davranışlar

  • Gerçekte insanlara eziyet veren, iş değil propaganda üretme hadisesini yapmak,
  • Başkalarının alın teri üzerinden yükselmek için, “insanların sizin adınıza çalışmasına izin verin” gibi başkalarının hukukunu çiğneyen düşünceler girdabından çıkamamak,
  • “İşinize değil, dıştan işinizin görünüşüne odaklanın” gibi gerçekte “haksızlık, aldatma, riyakarlık” cümleleriyle iş yapmak,
  • İnsanların adınızı duyduklarında biraz geri durmalarını isteme gibi, aslında nefisten gelen hissiyatı, “sert ve acımasız olma konusu” zannetmek,
  • “Rakiplerinizin zayıf noktalarına çalışın ki zafer kazanmak kolay olsun”, türünden gerçek adı hırsızlık, vicdansızlık olan işler yapmak,
  • Merhamet, vicdan, onur, haysiyet kavramlarının zıddı olanlarla iş yerinde davranış edinmek.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı