“Sen Benim Rızkımı Kesemezsin!”

0

Halid b. Saîd’in (r.a) Müslüman olması çok eskidir. Kardeşleri arasında İslam’a ilk girendir. Gördüğü bir rüya sebebiyle Müslüman olur. Şöyle ki: Kendisi, bir gece uykuda, Allah’ın bildiği kadar geniş bir ateşin kıyısında durduğunu ve babasının onu ateşin içine iterek düşürmek ister gibi davrandığını, ateşe düşmemesi için de Resûlullah’ın (Sallallahü aleyhi ve sellem) ise hemen belinden kavrayarak onu ateşin içine düşmekten koruduğunu gördü. Halid, gördüğü bu rüyadan çok korktu ve kendi kendine “Vallahi, bu herhalde hak ve gerçek bir rüyadır!” dedi. Hz. Ebu Bekir’e (r.a.) rastlayınca, rüyasını anlattı. Hz. Ebu Bekir, Halid’e:

– Hakkında hayırlı olmasını dilerim. Hemen Allah Rasûlü’ne, gidip tâbi ol! Ona tâbi olur, İslâmiyet’e girer, onun yanında bulunursan, o seni ateşe düşmekten korur! Baban ise ateşe girecek! dedi.

Halid b. Saîd (r.a.), Ciyad (Ecyad) denilen mahalde Allah Resulü ile karşılaştı ve kendisine:

– Yâ Muhammed! Sen nelere çağırıyorsun? diye sordu.

Peygamberimiz (s.a.v.):

– Bir olan ve şerîki olmayan Allah’a iman ve ibadete, Muhammed’in de onun kulu ve resûlü olduğuna inanmaya; işitmez, görmez, bir zarar veya yarar vermez, kendisine tapınanları tapınmayanları bilmez birtakım taş parçalarına tapmaktan ki, sen de onlara tapmaktasın. Vazgeçmeye davet ediyorum, buyurdu.

– Bunun üzerine, Halid b. Sâid (r.a.): “Ben, şehadet ederim ki: Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki: Sen de, onun Rasûlüsün!” dedi ve Müslüman oldu.

Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) onun Müslüman oluşuna sevindi. Halid b. Saîd’in (Radıyallahü anh) babası Ebu Uhayha, oğlunun Müslüman olduğunu öğrenince; Müslüman olmayan çocuklarını onun

arkasından saldı. Halid’i (r.a.) bulup getirdikleri zaman, Ebu Uhayha itip kakarak ona hakaret etti. Elindeki deyneği başında kırıncaya kadar, ona dayak attı ve kendisine:

– Sen Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) kendi kavmine aykırı hareket ettiğini ve onların ilahlarını kötülediğini, geçmiş atalarını ayıpladığını görüp duruyorsun da, ona tâbi oluyorsun ha! dedi. Halid (r.a.) ise:

– Vallahi, o doğru söylüyor, doğru yapıyor. Ben, bunun için kendisine tâbi oldum, deyince Ebu Uhayha (r.a.) büsbütün kızdı. Ona sövüp saydıktan sonra:

– Ey zelil! Yaramaz! İstediğin yere git! Vallahi, senin rızkını da keseceğim! dedi.

Halid:

– Sen benim rızkımı kesersen, Allah elbette bana geçineceğim şeyi ihsan eder, dedi.

Ebu Uhayha, Halid’i dışarı çıkarttırdı. Öteki oğullarına:

– Eğer sizden biriniz onunla konuşacak olursa, ona yaptığım şeyi kendisine de yaparım, dedi. Halid’i hapsettirdi. Mekke’nin yakıcı sıcağı altında, aç, susuz bıraktırdı. Halid bir gün bir kolayını bulup babasının elinden kurtuldu. Habeş ülkesine hicret edinceye kadar, babasına görünmedi. Peygamberimiz’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) yanından ayrılmadı. Habeşistan’a ikinci defa hicret emri çıkınca ilk Halid b. Said (r.a.) göç etmişti. Halid b. Saîd’in (r.a.) zevcesi
Ümeyne (Hümeyne) Hatun da, ilk yıllarda Müslüman olmuştur.

Halid b. Said’in (r.a.) babası bir ara hastalanıp yatağa düşünce şöyle dedi:

– Allah, bu hastalığımdan kaldırırsa Ebû Kebşe’nin oğlunun (Peygamber Efendimiz’i kastediyor) tanrısına şu Mekke’nin ortasında bir daha tapılmayacak!

Halid de “Allah’ım onu yatağından kaldırma!” diye dua etmişti. İlahi netice, babası o hastalığında vefat etti.

(Toplam 306 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.