AraştırmaİnsanKişisel Gelişim

Sen Dili Yerine Ben Dili

Mutluluğun Formülü

Gözümüzü açtığımız ilk andan itibaren hep bir iletişim içerisindeyiz. Bugüne kadar iletişimin pek çok tanımı yapıldı fakat bir cümleyle ve en net haliyle söylemek gerekirse; mesajın, vericiden alıcıya ulaşması işine, iletişim denir.

İletişim, bazen iyi olur, güzel sağlanır; bazense sağlanamaz, anlaşmazlık çıkar. Burada bir durup bakmak lazım, hata nereden kaynaklanıyor.

İçerisinde yaşadığımız şu çağda, devirde, zamanda aslında kimsenin kimseye ayıracak kadar çok vakti olmadığını bilmeliyiz. Öncelikle bunu kabullenmeliyiz. Ardından iletişim sağlayacağımız insanların özelliklerine mutabık hareket ederek mesajımızı iletmeye çalışmalıyız. Tabii bu, özelliklerini bildiğimiz insanlar için geçerli bir durum. Özelliklerini bilmediğimiz insanlar içinse genelgeçer bazı hususiyetler vardır. Onlar da her işin başında gelen samimiyet, iyi niyet ve tatlı dildir.

Mevcut bir durumu ifade ederken dikkat edilecek en önemli husus; sen dili yerine, ben dilini kullanmaktır. Çünkü sen dili, üst perdeden hitap eder, karşıdaki insanı direkt bir kefeye koyar, hedef gösterir ve yargılar.

Olumsuz sorudan olumlu cevap çıkmayacağı gibi sen diliyle başlayan hiçbir diyalogdan da güzel bir netice çıkmaz, çıkamaz.

Sen dili ile kurulan cümlelerde, bir durum değerlendirmesi yapılıyorsa bile bu değerlendirmeyi dinleyenler kendilerini hedef tahtasında görebilir ve köşeye sıkıştırılmış gibi bir intibaya kapılabilirler. Üstelik bunda haklıdırlar da…

Değerlendirme yapayım derken kullanılan üslup ve ifadelerle karşısındaki kişiyi alıcı konumuna sabitler. Normalde bu iletişimde alıcı konumunda olmamasına rağmen ister istemez kendisini o kategoride gören kişi de çekingen bir tavra bürünerek konuşmamaya çalışır. Düşüncelerini ifade etmez ve kaçınma davranışları görülür.

Hâlbuki ben dili ile çok daha olumlu bir iletişim atmosferi sağlanabilir. Bir defa ben dilinde üslup ve ifade davranışa değil; kişi ile duygusal bir bağ kurmaya yöneliktir. Dolayısıyla kişiye karşı doğrudan bir yöneltme, yönlendirme olmadığı için kişi, kendini savunmaya çekmez; konuşmama durumu göstermez ve çekingen bir hale bürünmez. Aksine, eğer normal bir insansa, hatasını anlar ve gelinen bu durumdan üzüntü duyar.

Şimdi, yapılması gereken iş şudur: Evde, okulda, işte ve hayatın diğer alanlarında; “Sen Dili”nin yargılayıcı, suçlayıcı tesirinden uzaklaşarak; “Ben Dili”nin ihata edici, kapsayıcı, benimseyici, özümsetici o güzel tesirini yaygınlaştırmaktır.

Mesela çocuğunuzla konuşurken:

-Derslerine neden çalışmıyorsun? (Sen dili)

-Derslerine çalışmaman beni üzüyor ve geleceğin için endişeleniyorum. (Ben dili)

Cümlenin ögelerini Türkçe derslerinden hatırlarsınız. İşte o ögelerden biri olan “özne”, “ben” olacak. Eğer “özne”, “sen” ise sen dili; “ben” ise ben dili kullanılmış demektir.

Yukarıdaki örnekten yola çıkacak olursak;

-Derslerine neden çalışmıyorsun?

(Çalışmayan kim? Sen-gizli özne.)

-Derslerine çalışmaman beni üzüyor ve geleceğin için endişeleniyorum.

(Endişelenen kim? Ben-özne.)

Görüldüğü gibi özne “ben” ise sıkıntı yok. Her şey yerli yerinde. Muhatabı kırmak yok, üzmek yok. Üstelik verilmek istenen mesaj da gayet güzel bir şekilde yerine ulaşıyor.

Burada mühim bir noktaya temas etmek gerekiyor. Bu iletişim dilinin kullanıldığı yerlerde ciddi bir rabıta/bağ/ilgi bulunmalı. Karşınızdaki kişiyle ortak geçmiş, iyi iletişim veya sağlam bağlılık olmalı. Yoksa yoldan geçen birisinin yere çöp atmasını görerek; “Yere atmış olduğunuz bu çöp beni çok üzdü.” demenizin hiçbir faydası olmayacaktır. Tanımadığınız o kişi, sizi üzüntünüzle başbaşa bırakıp umursamaz bir şekilde yoluna devam edebilir. Bundan mütevellit öncelikle iletişimin, bağın sağlam olması gerekir.

Ben dilinin formülü

Davranışın yorum katılmadan ifade edilmesi + Davranışın somut etkisi + Davranışın ortaya çıkardığı duygu durumu

  • Evladım, eve geç geldiğinde üzülüyorum. (Yanlış cümle)
  • Evladım, eve hep geç geldiğinde üzülüyorum. (Yanlış cümle, yorum katılmış)
  • Evladım, eve geç geldiğinde babana ne diyeceğimi bilemiyorum. İkinizin arasında kalıyorum. Kendimi çaresiz hissediyorum. (Doğru cümle)

Sen dili

Programa neden iştirak etmedin? Kabahat sende değil; sana değer verende. Senin yüzünden oldu. Ödevini yapmamışsın.

Ben dili

Programda seni göremeyince meraklandım. Sevmenin suçluluğunu yaşıyorum. Yaptıklarından rahatsız oluyorum. Ödevini yapmanı beklerdim.

En Yeniler

Bir Yorum

  1. Sözü özel, fehmi güzel Yazar;
    ” Bu iletişim dilinin kullanıldığı yerlerde ciddi bir rabıta/bağ/ilgi bulunmalı. Karşınızdaki kişiyle ortak geçmiş, iyi iletişim veya sağlam bağlılık olmalı. ”
    Diye belirtmiş olduğunuz bu kısımdan yararlanarak size birşey ifade etmek istiyorum. Kendi ortamımda bu dili kullanıyor olmama rağmen, anlaşılmakta ve kendimi anlatmak zorlanıyor olduğumu keşf ettim.Karşımda olan kişilere beklentimi ben diliyle ifade ettiğim zaman ” amma da dolandırdın lafı” diye hitap görüyorum. Bilmiyorum, belki de bu kürsüye layık olmadığım için bu derdi anlatmakta ve anlaşılmakta zorluk hasıl oluyor diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı