Hikaye ve Günlükler

Senin En’in Ne?

Büyüyünce ne olacaksın?”

“Okula gideceğim.”

“Sonra?”

“Sınavlara girip iyi bir liseye yerleşeceğim.”

“Devamında?”

“İyi bir üniversite kazanacağım.”

“Sonrasında?”

“İyi bir meslek, iş sahibi olacağım.”

“Daha sonra?”

“Güzel bir ev ve araba alacağım.”

“Bu kadar mı?”

“Evleneceğim. Çocuklarım olacak.”

“Sonunda?”

“Dünyada en iyisi olacağım.”

“En sonunda?”

“Sonu yok”

İşte insanoğlu bu hepinizin hikayesi, boyuna büyüdünüz, enine genişlediniz. Ömrünüzün yarısı yukarıdaki muhabbetten ibaret değil mi? Eğer ecel sizi yakalamadıysa.

Anladınız ki, sonu yoksa bir işin, iyi bir başlangıcı da yoktur. En sonunu hesaplamak için en baştan doğru yapmak gerekirdi.

Bilirsiniz ki insan boyuna ölçülür, ya eni ne kadar? İşte ölçülmeyen o En, benim. Her ne kadar ahir zamanda obezite sebebiyle ölçülsem de asıl mevzu; şekilde değil, içeride, içerikte, muhtevada, özde.

Mesela, bir karıncanın boyu ne kadardır? Başa nispetle boyu yatay olarak alınır. Eni neredeyse bir kıl kadar ince yaratılmıştır. Ama onun eni cüssesinde değil, çalışkanlığında, gayretindedir.

İnsanın eni kaçtır demiyoruz, nedir diyoruz. İnsan, ismi-i tafdil olan “ahsen-i takvim” üzere “en güzel şekilde” yaratılmış. Yine en faziletli kalıptan “eşref-i mahlûk”, yaratılmışlar içinde en şerefli olandır. Bu, onun canlılar içindeki enidir. Ya bu dünya nedir? Yine ismi tafdil manasında “en alçak” yerdir. İşte, insan bu enler arasında boyunun ölçüsünü alır.

Kendimi takdim edeyim. Eş sesli bir kelimeyim.

En; başına geldiği sıfatın ifade ettiği mananın üst derecede olduğunu belirtir.

En; bir şeyin boyutundan daha küçük olanı, genişlik, arz. Mesela sagîr, küçük; asgari, en azı, en küçüğü. Lazım-elzem, fazilet-efdaliyet, beter-ebter, hasen-ahsen, hamid-ahmed. En iyi yardımcı olan için “ensâr-ı kirâm” denilmiş.

İnsanın boyuna bakılıp hep eni söylendi. Araştırdım, işte asıl enleriniz:

Enbiyadan en büyük mîras, din olduğu gibi, en büyük vâris de âlimlerdir. İlmin evveli marifetullah, yani Allah’ı bilmektir.

İşte en iyi dostunuz ve düşmanınız: Bir insana dinî, itikadî noktada kusurunu söylerseniz kızar. Halbuki ebedî düşmanı olan nefsi aleyhine yardım ediyorsun. Seni en büyük dostu bilmeliydi. Düşmanın aleyhinde sana yardım eden kimse, en büyük dostundur.

İbnu’l- Mukaffa, Edebü’s-Sagîr isimli eserinde insanların enlerini anlatmış. Bakalım enleriniz daha nelermiş?

İnsanların sultan, idareci olmaya en lâyığı, mülk siyasetini bilendir.

Tedbire en lâyığı, âlimlerdir.

Fazilete en lâyığı, faziletini insanlara gösterenlerdir.

İlme en lâyığı, en fazla edepli olanlardır.

Zenginliğe en lâyığı, cömertlerdir.

Allah’ın en yakınları, hakikatin bilgisine nüfuz edenler ve bunu en mükemmel şekilde fiile, hayata geçirenlerdir.

En sağlamları, Allah hakkında şüpheden uzaklardır.

En umutluları, Allah’a en çok güvenenlerdir.

Bilgisinden en çok faydalanılan, eziyetten en uzaklarıdır.

İnsanlar hakkında en hoşnutları, iyiliği en çok yayanlardır.

En güçlüleri, en yardımseverlerdir.

En yüreklileri, şeytana karşı en sertleridir.

Kesin kurtuluşa erenler, şehvet ve şöhreti yenenlerdir.

En sağlam düşünceye tutunanlar, heveslerini en çok terk edenlerdir.

Sevgiye en layıklar, kendisini en çok sevenlerdir.

 

En cömertleri, Allah yolunda yardımı en doğru yere yapanlardır.

En rahatları, işlere en dayanıklılarıdır.

En az korkanı, en güçlüleridir.

En zengini, elindekine en kanaat getirenleridir.

En rahat yaşayanları, ifrattan en uzaklarıdır.

En güzelleri, en sağlam görüşlülerdir.

İnsanlar arasında en güvenlileri, pençe ve gagası körelmiş olanlardır. Onlara en sağlam tanıklık yapanlar, onlar hakkında en çok konuşanlardır.

Haklarında en adaletlileri, onlarla devamlı sulh halinde olanlarıdır.

Nimetlere en lâyıkları, elindekilere en çok şükredenlerdir.

İnsanın En’leri saymakla bitmez. Fakat her şey, eninde sonunda ortaya çıkar. İnsanın asıl eni, teneşir tahtasına yattığında belli olur. Çünkü boy, her zaman baştan ölçülür.

Senin En’in ne?

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı