Kişisel Gelişim

Seyid Onbaşı’nın Kriz Yönetimi

Nasıl Yönetirdi?

“Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer”

Kriz anının harareti arttıkça kişi kendini kaybetmeye meyillidir. Beklenmedik engeller, güvendiklerinizden gelen eleştiriler; kişiyi korku, depresyon ve hayal kırıklığına sürükleyebilir. Duygusallığın çekimine kapılmadan, soğukkanlılığı korumayı, kendinizi savaş meydanının kaosundan uzak tutmayı bilmelisiniz. Bırakın başkaları paniğe kapılsın, siz sükûnetli olun ki krizi yönetebilesiniz.

Sükûnetin tarifini yapanlar, zekanın yardım sağlama hızına ve kriz anında doğru fikirleri bulmaya odaklanmışlardır. Osmanlı’nın savaş kahramanlarından olan Seyid Onbaşı,  kriz anında soğukkanlılık adına her şeyi yaşamıştır. Savaşın son derece hassas bir anında, hissiyatına söz dinletebilen Seyid Onbaşı, sükûnetle hareket edip kriz yönetimi konusunda nice komutanlara, CEO’lara, yöneticilere ders vermiştir.

Koca Seyid’in kriz yönetimini kısaca hatırlayalım

Dünya yeniden şekillenmekteydi. Akımlar, ayaklanmalar, Trablusgarp ve Balkan Savaşları… 1914 yılında başlayan milletlerarası mücadele Asya’yı, Avrupa’yı ve Afrika’yı saran bir savaş halini almıştı. Osmanlı Devleti, bu savaşta birçok cephedeydi.

İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı tehditleri, 1914 Ağustos’undan itibaren başlamıştı. Bir ay boyunca Osmanlı tabyalarına bombalar yağdıran İtilaf donanması, nihai bir hücum için 18 Mart sabahı boğazın serin sularında üç grup halinde yol alıyordu. Donanma, boğazın en dar yeri olan Kilitbahir ile Çanakkale arasına yöneldi ve deniz savaşlarının en hararetli anları başladı.

Ağır bombardıman sonucunda Mecidiye Tabyası’nda bulunan top bataryaları büyük hasar görmüştü. Dört toptan sadece biri çalışır vaziyetteydi. Onun da vinci arızalıydı. 20 yaşında askere alınan Çamlık Köyü’nün delikanlısı Seyid, 276 kilogramlık top mermilerini tek tek sırtlayarak kundağa yerleştirdi. Bir, iki ve üç. Üçüncü atışında İngiliz gemisi Ocean’a isabet sağladı. Atılan mermi, Ocean’ın dümen tertibatını bozmuş, gemi dönerek kıyıya yaklaşmaya başlamıştı. Bu esnada mayına çarptı ve yavaş yavaş boğazın derinliklerine doğru gözden kayboldu. Çanakkale Savaşları’nın kırılma noktası sayılabilecek olan ilk bölümü, İngiliz ve Fransız donanmalarının yenilgisi ile son bulmuş, neticede Çanakkale geçilememişti.

Top mermisini sırtlayan yiğit şaşkındı. Silah arkadaşları ve komutanları sevinçle “Vurdun gemiyi Seyid!” demişler, bu tarihî anı hayatları boyunca unutamamışlardı. Seyid, elbet vatanı için daha önce de faydalar göstermişti. Ancak, onu tarih sahnesine çıkaran hadise, savaşın şiddetinden ellerin ayakların kesildiği bir anda 300 kiloya yakın top mermisini kaldırarak namluya sürmesi ve savaşın seyrini değiştirmesiydi. (Daha fazlası, Yedikıta Dergisi Mart 2015 sayısında)

Kriz anı analizi

Savaş anının ürkütücü ortamı, normal insanları stresin derin dehlizlerine hızla çeker. Önce hayal gücü çalışmaya başlar. Sonra akıllar bitmek bilmeyen endişelerle dolar. Bir bilgenin dediği gibi, “İnsanların canı, açık bir yaradan çok düşüncelerinden akıp gider.”

Sakinleşmenin ve denetimi ele almanın en iyi yolu, tam kriz anında başarılı olduğunuz bir işi düşünmektir. Koca Seyid, sakinliği ile bilinen bir kişidir. Savaş sonrasında Havran’da yaşadığı yıllara şahitlik edenler, odunculuk yapan kahramanın sakin, vakur, endişesiz olduğunda hemfikirdir. Onun azalarının sükûnet bulmuş haline bütün köylüler gıpta ile bakmaktadır. Güçlü yapısı, sakin duruşu, kalbinin sekinet hali bombalar altında bile paniğe kapılmadan, kriz yönetiminde tarihin seyrini değiştirecek bir davranışta bulunmasına sebep olmuştur.

Kriz yönetme zamanlarınızda, günlük rutinlerinizden sakinleştirici olanını yapmayı hayal edin. Aklınızın bir probleme takılıp gitmesinin önüne geçmeye çalışın. Belirli bir noktaya odaklandığınızda paniğe kapılmanıza sebep olan endişeler ve fazla çalışan hayal gücünüz kendine gelecektir. Zihnî dengeniz yerine gelince, karşınızdaki problemle yüzleşebilirsiniz.

Kriz ve yönetici

Eskilerin bir sözü vardır. “Bir ordu bir ata benzer, binicinin ruhunu, huyunu yansıtır. Eğer bir huzursuzluk ya da tehlike varsa bu hissiyat dizginlerle ata geçer. At da huysuzlanır.” Genel bir kural olarak yöneticiler nasılsa, astları da onlara benzer.

Yönetici, kriz anında belli olmaz, yönetici daha krizin adı yokken belli olur. Seyid Onbaşı misalinde tarihin seyrini değiştiren sükûneti, Anadolu’da yaşanan İslamî usullerle yüzyıllardır manevî bilinçaltına işlenmektedir.

Yönetici kriz anında “Benim içime böyle doğdu.” diyerek, kriz yönetemez. Hissiyata göre hareket bazen doğru olur ama asıl yönetim, kriz anının önceden iyi planlanması ve pratiğinin bütün çalışanlarla beraber yapılması gerekir.

Yönetici, “Ben onun nasıl olsa hakkından gelirim.” yanlışına düşmemelidir. Böyle derken içinden aslında şunu düşünür: “Zamanla problem nasıl olsa kendiliğinden geçer gider.”

Mesela firmasının cirosu sezon başında olması gerekenden daha az iken ya da eğitim yılı başında istenilen öğrenci sayılarına ulaşılmamışken, “Yıl içinde nasıl olsa hakkından gelirim.” demenin iki türlü sonucu çıkabilir. Evet, ciro artabilir ya da yeni öğrenci kayıtları gelebilir. Ancak çoğu zaman başka problemleri de beraberinde getirebilir. Çalışanlar kendilerini tehlikede görüp işten çıkabilir, diğer öğrenci velileri gidişatı beğenmeyip kayıtlarını aldırabilirler.

“Nasıl olsa geçer.” yerine, “Ne gibi problemlerle karşı karşıyayım?” demek gerekir. Probleminiz, herhangi bir malı fazla satmak veya öğrenci sayılarınızı %60 artırmak gerekiyorsa, karşınızda bir metot problemi var demektir. Bugüne kadar yaptığınız iş yapma metotlarınızı değiştirin. Yolunda gitmeyen bir şeyler var ve krizi derinleştiriyor.

Kriz çözerken bir doktoru gözünüzün önüne getirin. Hastayı muayene eder, hastalık sebeplerini araştırır, tahliller yaptırır. Sonra iyileşme üzerine metot problemlerini çözmeye çalışır. Hangi ilaç veya tedavi metodunun işe yarayacağını düşünür.

Herkes için, dört dörtlük kriz çözme modeli

Eskiden azlıktan kriz çıkardı, şimdi çokluktan dolayı krizler çıkıyor. Parmaklarımızın ucunda her zamankinden daha fazla bilgi olduğundan, kriz anını yorumlamak ve karar vermek gittikçe zorlaşıyor.

Evinizin mülkiyetiyle ilgili kriz çıktı ve yıllardır oturduğunuz güzelim yuvanızı terk etmek zorundasınız. Daha fazla kişiyle daha geniş bir alanda krizi yönetmeniz gerekecek.

Bu durumda kimseye neyi nasıl yapacağını söyleyemeyiz. Ancak ne yapmanız gerektiğini tarif edebiliriz. Gerisi sizin problem çözme başarınıza kalmış. Bunun için 4 maddede dört dörtlük modelimizi sıralayalım.

  1. Problemler ve hedefler: Kısa ve uzun vadeli hedefler ve hedefe ulaşmak için çözülmesi gereken problemlerin listesi çıkarılır. Listeye taraf olarak giren kişilerin isimleri de yazılır. En kötü ihtimaller not edilir. Hazırlıklara başlanır, zaman ne kadardır, kimde daha fazla bilgi vardır gibi konulardan başlanır.

2.Durum analizi: Listede ismi yazan tarafların ortak ihtiyaçları çıkarılır. Kısa vadede değişimler olacak ise bunlar not edilir. Başta yazılan hedefler yeniden kontrol edilir, neden evet, neden hayır sorularına cevap aranır.

3.Seçeneklerle riski azaltma: Hedeflere ulaşma seçenekleri üzerinden beyin fırtınası yapılır. Varsa riskleri azaltan kademeli adımlar büyük puntolarla not alınır. Anlaşmayı sağlayacak, nihaî durumu ortaya çıkaracak alternatiflere ulaşılmaya çalışılır.

4.Harekete geçme: En iyi seçenekler üzerinden, nihaî duruma tehditleri göz önünde bulundurarak hareket planına geçilir. Zaman yönetimi, süreç analizi, son intikal tarihi belirlenir. Karşı tarafları ilgilendirecek taahhütler, teşvikler, sözleşmeler yapılır. En son kimin, neyi, nasıl yapacağı üzerinden hareket planı yapılır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı