Araştırma

Sinema Esirlerinin İtirafları

Her ne kadar aktör ve aktris ismini verdiğimiz sinema işçileri dünyanın yıldızları olarak lanse edilseler de, aslında dışarıdan göründüğü kadar muazzam bir hayat yaşamıyorlar. Bir kıyma makinesinde acımasızca kıyılan, kullanılan, işi bitince bir kenarı konan eşya gibiler. Pek azı bunun dışına çıkabiliyor.

Bu çerçevede yaptığımız araştırmada sinema ve detayları karşımıza iki gurup tarafından ele alınmış değerlendirmeler şeklinde çıkıyor:

1- Dışarıdan Yapılan Değerlendirmeler:

Merak sonucu yıllar boyu hiç bıkmadan çıkan filmleri izleyen, ne olduğunu anlamaya çalışan “dışarıdan kişilerin” yazdığı metinler. Bunlar sinema eleştirisi olarak değerlendiriliyor.

2- İçeriden Yapılan Değerlendirmeler:

Film stüdyolarının teknik, sanat, senaryo ve oyunculuk alanlarında çalışmalarını kitaplaştıran ve kendilerini “içeriden kişiler” olarak gören kişilerin yazdığı değerlendirmeler ve kitaplar.

Dışarıdan Yapılan Değerlendirmeler

1950’li yılların ABD sinemasının tanınan senaristlerinden biri olan Ben Hecht sinema için, “Yüzyılımızı çürüten kötü alışkanlıklardan biridir.” diye bahsediyor. Aktris Marilyn Monroe’nin tabiriyle ise “Sinema ruhları beş sent etmeyen aktör ve aktrislerin mekânı”. Ancak bu durum endüstri sektörüne dönüşen sinemayı gerçek manasıyla anlamamızın önünde engel teşkil etmiyor.

Zaman zaman içeriye dâhil olmak istese de, dıştan bir gözle sinemanın yapım yollarını ve araçlarını tartışmakla geçirenlerden biri olan Paul Rotha, 1928 yılında bütün dünya sinemasını ele alan “Şimdiye Kadar Film: Sinemanın Yolculuğu” isimli bir kitap yazdı. Bu kitap, sinemanın yapısını anlamak açısından hayli önemli bir eser. Sektörün sesli film sancısı yaşadığı ve sinemanın artık biteceğinin iddia edildiği yıllardan, en parlak dönemine kadar yakinen sinemanın içinde olan yazar, 1984 yılında ölene kadar hep sinema için çalıştı. Kendisinin bir endüstri kuruluşu olarak sinemanın aşamaları ve eleştirilecek en temel hususları hakkında şu değerlendirmeleri dikkat çekicidir:

“Belgesel film alanındaki istisnalar dışında bu güçlü aracı dünya düşünce hayatına bir katkı olarak kullanmak girişimi çok az kişi ve kurumda görülmektedir. Endüstri, yapısı gereği filmlerini mümkün olan en geniş halk kitlesine ulaştırma amacı gütmektedir. Endüstri kuruluşları tarafından ciddi toplumsal sorumluluklar düşünülerek çekilen yapımlara çok ender rastlanmaktadır. Sinema, toplumun eğlenmesine yönelik ucuz bir yapıyla gelişimini sürdürmektedir. Eğitimciler bu duruma dikkat çekerek, yapının değişmesi için çalışmalarda bulunuyorlar. Ancak yaşadığımız şu döneme kadar kapitalist hükümetler, filmleri bir ticari ürün ve vergi getiren bir mal olmanın dışında görme eğilimi içine girmemişlerdir.”

Paul Rotha’un film karelerinin ses ile birleşerek akıp giden bir şeride dönüşmesi ve bu güçlü nesnenin ucuz kullanımı hakkındaki kendi döneminin analizleri şimdi için değişti mi dersiniz? Elbette değişmedi, hatta akıp giden şerit için neredeyse dünyanın beşte biri seferber oldu.

İçeriden Yapılan Değerlendirmeler

  • Gerçek manasıyla sinemanın anlaşılıp anlatılması için şeridin içine girmek çok mantıklı olmasa da dönem dönem sektörün kendini analiz kabilinden yorumları da bize aslında çok şey anlatıyor. Ülkü Tamer’in “Sinema Dedi ki” kitabından sinema için ömür tüketenlerin çok dikkat çekici sözleri:
  • “Sinema, yüzyılımızı çürüten kötü alışkanlıklardan biridir.” (Ben Hecht -Senarist)
  • “Film, iki yönlü bir sokaktır. Siz bir şey getirirsiniz; seyirci bir şey getirir… Sonuç, bu ikisinin karşılaşmasından doğar.” (Roger Corman – Yapımcı)
  • “Göz işitiyor kulak görüyor.” (Norman McLaren – Yönetmen)
  • “Hollywood bir lağım, lakin servis Ritz Carlton’dan.” (Wilson Mizner – Yapımcı)
  • “Hiçbir yerde bu kadar budala yoktur. Yaşasın!” (Stephen Vincent Benet – Yazar)
  •  “Uzun gölgeler saçan cüceler dünyası.” (Sheila Gram – Aktris)
  • “Hollywood. Bu toprakları çıngıraklı yılanların elinden almak yazık doğrusu.” ( D. W.
  • Griffith – Aktör)
  • “Pompei’nin son günlerinin yaşandığı garip yerin adı Hollywood’dur.”
  • (Geraldine Fitzgerald – Aktris)
  •  “Dünyanın en güzel esir pazarı.” (Moss Hart – Aktör)
  • “Los Angeles’i seviyorum. Hollywood’u seviyorum. Burada herkes plastik. Ben de plastik olmak istiyorum.” (Andy Warhol -Yapımcı)
  • “Pislik yığınının en büyük böceği olmak için övünüyoruz.” (Elia Kazan – Yönetmen)

Kitabının en sonunda yer alan 80 yaşındaki oyuncu Alain Delon’un sözü özet niteliğinde:

“Büromda, dünyanın aydan çekilmiş bir fotoğrafı var. Gerçekleri kavramama yardımcı oluyor. Burada büyük bir sinema yıldızı olabilirim; ama oradan bakıldığında bir hiçim. Hepimiz hiçiz.”

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı