Kültür Sanat

Sıradanlığın Saf Hali

Dokuz ayını dolduran, anne kucağında biraz eğleşip serpilen her insan, toplumun ya da ihtiraslarının kendine biçtiği rolleri ifa için adeta didiniyor. Göğsüne apolet taktıkça gururlanıyor insan; elde ettiği her paye onu güya daha da mutlu kılıyor. Madalyonun öteki yüzü de var tabii; “başarı” ve “etiket”i yücelten ve onun için yaşayan insan şunu unutuyor: afet ya da ölüm, ikisi de ayrım yapmaz. Dolayısıyla ıskalanmaması gereken bir hakikat var: son kertede hepimiz birer insanız, sıradanlığın saflığında yaşayan ve sıradan-lığın zirvesinde ölen birer insan.

Yalnız bizim toplumumuz değil, bütün dünya toplumları aynı illetin esiri; kendimizi birer dev sanıyoruz. Fakat aslında et ve kemikten yaratılmış, sıradan ve gayet sade bir “varlık”ız hepimiz. Bize asıl yakışan “iç ben”imizi bütün bu sonradan iliştirilen vasıflardan soyutlamak ve sıradanlığın dingin ve asude iklimine bırakmak kendimizi. İnsan olmak işte bu!

En Yeniler

Bir Yorum

  1. Gerçekten yazılanlar çok doğru.Ne doktor olmak ne herkesin malesef imreniyor olduğu makamlarda olmak ne de dillere destan namımızın olması asıl kazanç. Asıl kazanç kendini kazanabilmek hem de en zor tuzak olan yine kendinden. Esası insan olabilmek…kul olabilmek yazıldığı gibi sıradanlığın saf haliyle… Bize bu makamı layık gören Mevlamızın kantarında ağır gelebilmek en büyük değer ve saadet…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu