Sağlıklı Hayat

Soğuk Algınlığı ve Tedavi Yolları

Soğuk algınlığına sebep olarak ani hava değişiklikleri gösterilebilir. Lakin havanın soğuk olması, bu hastalığın gelişimi ve şiddeti üzerinde fazla etkili değildir.

Tedavisinde kullanılan birçok ilaç olmasına rağmen soğuk algınlığına karşı “bünyeyi güçlü tutmak”, havanın aniden soğuyup ısınmasına karşı korunmak gerekiyor.

Soğuk algınlığı, burun içerisine yerleşen çoğunlukl viral enfeksiyonlar sonucu oluşur. 200’den fazla soğuk algınlığı virüsü bulunmaktadır (Rhinovirüs, Adenovirüs, Koronavirüs vb.). Hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanması, boğaz şişmesi veya tahrişi, öksürük, ses kısılması ve genel olarak baş ağrısı, ateş, üşüme ve halsizlik soğuk algınlığı belirtileri arasındadır.

Hafif bir soğuk algınlığı birkaç gün, ağır bir soğuk algınlığı ise iki hafta kadar etkisini gösterebilir. Yetişkinler yılda ortalama 1-2 kez soğuk algınlığına yakalanırken, çocuklar yaş ve dirençlerine göre 5 veya 6 kez soğuk algınlığı geçirebilirler.

Nasıl oluşur?

Soğuk algınlığı virüsü, virüsü taşıyan parmaklar veya öksürük ve hapşırık zerreleri tarafından burnun ön tarafındaki kanallara yerleşir. Küçük dozlardaki viryon denilen virüs parçacıkları bile enfeksiyon üretebilir.

Bu virüsler geniz bölgesi üzerine burun tarafından taşınır. Orada, burun hücrelerinin yüzeyindeki reseptörlere (alıcılara) bağlanır. Geniz hücrelerinde fazla miktarda virüs alıcısı mevcuttur. Bu alıcılara bağlanan virüs, hücrenin içine, yani enfeksiyon üreteceği yere gider.

Virüs burna girdikten sonra, viral üretimin tamamlanması ve yeni virüslerin üretilip buruna yayılma süreci 8-12 saat sürer. Bu aralık kuluçka periyodu olarak adlandırılır. Soğuk algınlığı belirtileri virüs burundan üretildikten sonra,

10-12 saat içinde başlayabilir. Enfeksiyonun başlangıcı ve zirveye ulaşması 36 -72 saat sürer.

Nasıl korunabiliriz?

Bağışıklık sistemi güçlü olduğu nispette soğuk algınlığına yakalanma riski düşüktür.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için bünye güçlü tutulmaya özen gösterilmelidir. Bunun için düzenli uyku, sağlıklı beslenme, egzersiz ve stresi en aza indirmek size yardımcı olacaktır. Özellikle enfeksiyonun ilk üç gününde, soğuk algınlığı geçirenlere temas edilmemesi gerekir. Eğer soğuk algınlığı geçiren biriyle temas olduysa, eller mutlaka yıkanmalıdır. Ayrıca ellerinizi burun ve gözünüzden uzak tutmak, soğuk algınlığı hastalarının size doğru öksürüp hapşırmasını önlemek, sizi soğuk algınlığına yakalanmaktan koruyabilir. Bir de virüsün yayılmasını ve başkalarına bulaşmasını önlemek adına, sık sık camları açarak bulunduğunuz odayı havalandırmak gerekir.

Pratik tavsiyeler

  1.  Dinlenin! Yorgunluğa sebep olabilecek faaliyetlerden uzak durulmalı. Çünkü virüsle savaşmak için enerjiye ihtiyaç vardır.
  2. Havayı nemlendirin! Ufak damlacıklar haline gelen nemli hava parçacıkları organ ve dokuların soluk almasına ve öksürüğün giderilmesine yardımcı olur.
  3.  Bol su için! Günde 8-12 bardak su, çay, şerbet gibi faydalı içeceklerin içilmesi, hücre zarlarının nemli kalmasını ve enfeksiyonlara karşı bünyenin dayanma gücünün artmasını sağlar.

Soğuk algınlığı belirtileri 10 günden fazla devam ediyorsa, ağrı kesicilerle çözüm bulunamayan kulak-boğaz-baş ağrısı varsa, ciddi göğüs ağrısı ve soluk alma problemi yaşanıyorsa, koyu kıvamlı, yeşil ya da kanlı balgamlı öksürük varsa, boynun her iki tarafında ya da arkasında şişlik ile beraber sert ağrılı kitleler hissediliyorsa kesinlikle bir uzmana başvurulmalıdır.

Soğuk algınlığının daha ağır şekli “Grip”

Kış aylarında en çok karşılaşılan bir diğer hastalık griptir. Grip, soğuk algınlığı gibi viral bir enfeksiyondur. Nezle, öksürük, halsizlik, yüksek ateş, kas ağrıları gibi şikayetlerle kendini gösteren gribe, ‘inflüenza’ denilen bir virüs yol açar. Bu virüs özellikle kış aylarında salgılanır.

İnflüenza virüsü vücuda girdikten sonra, bu virüse karşı ‘antikor’ denilen moleküller oluşur ve kişide bağışıklık gelişir. Kişi aynı virüsle bir kez daha karşılaştığında grip olmaz.

Ancak inflüenza virüsü sıklıkla dış yapısını değiştirir. Böylece vücudun virüsü tanıması zorlaşır. Genellikle bu değişiklikler küçük çapta olur ve vücut bu virüsü gecikmeli de olsa tanıyabilir. Eğer virüsün yapısında önemli bir değişiklik olursa, vücut bu virüsü tanımaz ve daha önce bağışıklık sisteminin geliştirdiği antikorlar işe yaramaz.

Bu hususta insanlar arasında doğru bilinen bir yanlış var.

Soğuk algınlığı ve gripten korunmak için genelde antibiyotik kullanılıyor. Fakat antibiyotikler viral enfeksiyonlarda fayda sağlamaz, hatta kullanımı virüsün direncinin daha artmasına sebep olur. Antibiyotik kullanımı bakteri enfeksiyonları içindir.

İnflüenza virüsünün yol açtığı gribal enfeksiyonlar sadece nezle, öksürük gibi şikayetlerle sınırlı kalmayıp kalp, akciğer gibi çeşitli organları da etkileyebilir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler, çocuklar, hamileler ve yaşlılar gribi daha zor geçirirler. Bu sebeple risk altında olan bu kişilerin hastalıktan daha iyi korunmaları gerekir.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu