Gıda AnalizSağlıklı Hayat

Son Model Süt: UHT

Süzgeç

Popüler hastalıklar, popüler besinler ve popüler uzmanlar dünyasında günümüz insanı her sese kulak vermekten sağır, her görüntüye dönüp bakmaktan kör oldu. Uzmanlar(!) sırf diğerlerinden farklı bir şeyler söylemek ve dikkatleri üzerinde toplamak için geleneksel ve temel gıdalara dil uzatmaya başladılar.

Süt de bu kargaşada yumruk yiyen son besinlerden oldu. “Aman süt içmeyin, kanser yapar… Sütten ve peynirden uzak durun… Yetişkinler süt içemez, sütü çocuklar içsin…” gibi flaş cümlelerin arkasından değme doktorlar çıkıyor. Peki, Kur’ân-ı Kerîm’e ve Resûlallah Efendimiz’in (sallâhü aleyhi ve sellem) sünnetinde bu konuda ne var? Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlıyoruz ki süt; insanlar için yaratılmış saf ve sağlıklı bir gıdadır. Resûlallah Efendimiz’in (sallâhü aleyhi ve sellem) de en sevdiği ve yanındakilere ikram ettiği içeceklerdendir. Binnetice, süt bizim için faydalıdır, süte dil uzatmak da kimsenin haddine değildir. Lakin hangi süt?

Aslında süt, süttür. Kutuya girenler, UHT beyaz eşya gibidir. UHD televizyonlar gibi… Sütün son modeli olan UHT’ler ne kadar savunulsa ve reklam edilse de arkasında dönen büyük paraları düşününce meseleyi didiklemekte fayda görüyoruz. UHT (Ultra High Temperature), ticarî olarak steril bir ürün üretmek amacıyla çiğ sütün 140-150⁰C’de 3-4 saniye veya benzer sıcaklık-süre kombinasyonlarında işleme tabi tutulmasıdır. UHT’nin sütün besin değerine zarar vermediği savunulur. Ancak bilimsel araştırmalara göre UHT, sütteki yağın, laktozun ve tuz minerallerinin yapısını bozmasa da protein ve vitaminlerin besleyici değerinde marjinal değişimlere sebep oluyor. Örneğin, süt B2(riboflavin) vitamininin en önemli kaynaklarından biri olmasına rağmen UHT işlemi, yüksek ısıya hassas olan B2’yi neredeyse yok eder.

UHT yapılırken kaybedilen değerler

Sütte %20 oranında bulunan, bağırsak sağlığı için son derece faydalı whey proteinlerinin yapısı da yüksek sıcaklık ile bozuluyor. Bunun en çarpıcı ispatı; incelemelere göre inek sütü proteini alerjisi bulunan çocuklar, çiğ ve pastörize süte nazaran, UHT süte oldukça daha az alerjik tepki veriyor. 2019’da inek sütü proteini alerjisi olabileceği tahmin edilen 500 çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada, 46 hasta çiğ süte, 31 hasta pastörize süte alerjik tepki verirken, UHT süte alerjik tepki gösteren hasta sayısı yalnızca 20 kişide sınırlı kalıyor. Bu, ilk bakışta UHT süt için olumlu bir sonuç gibi görünse de aslında UHT işleminin sütün protein yapısını ne kadar bozduğunu, adeta sütü süt olmaktan çıkardığını gösteriyor.

Ticarî sütler; veteriner ilaçları, pestisit, mikotoksin, ağır metal vb. kimyevî madde kalıntıları içerebilir. Yağda çözünebilme özelliği gösteren bu kalıntıların çoğu, vücut yağ dokularında birikerek, inek sütünden insan sütüne bile geçebilmektedir. Büyük süt firmaları yüzlerce ineği bir arada, katkılı ve GDO’lu yemlerle besler. Böyle bir ortamda hayvanların enfeksiyon kapması kaçınılmaz olur. Tedavi için yemlere katılan veya hayvana direk verilen antibiyotikler süte, sütten de insanlara geçebilir. Bazı üreticiler, ilacın dozuna ve uygulanma süresine dikkat etmeyip hayvanın antibiyotikten arınma zamanını dahi beklenmeden sağılan sütleri, insanlara sunabilir. Bu da sütten insana geçen antibiyotik oranını arttırır.

Süte antibiyotik karışırsa…

2015 yılında İstanbul’da yapılan bir araştırmada, farklı marketlerden toplanan çeşitli markalardan 149 süt örneğinde antibiyotik varlığı araştırıldı. Süt örneklerinin 26’sı çiğ, 30’u pastörize, 93’ü UHT süttü. Sonuçlara göre çiğ sütlerin 16’sında, pastörizelerin 14’ünde, UHT’lerin 30’unda antibiyotik tespit edildi. Ayrıca herhangi bir süt örneğinde yalnız 1 değil, 4 veya 5 çeşit antibiyotik bulunabilmekteydi. Bulunan antibiyotiklerin miktarı yasal limitleri aşmıyordu. Ancak yasalara uygun olanın, sağlığa da uygun olduğunu kesin bir dille söylemek mümkün değil. Sütlerin antibiyotik içermesi, antibiyotik verilen hayvanın arınma süresi beklenmeden sağılan sütlerin tüketime sunulduğunu göstermektedir.

Sütü kaynağından alın

Neticede, kaynağını bilmediğimiz takdirde çiğ, pastörize veya UHT sütlerin her birinin farklı riskler taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle ticarî ve büyük işletmelerden çıkan sütler, ısıl işlem görmüş olsun veya olmasın, antibiyotik vb. kimyasal ilaç kalıntı riski taşımaktadır. Süt için bizce en güvenilir kaynak, yüksek ticarî kaygıları olmayan, birkaç ineği bulunan küçük ailelerden veya bunun gibi tanıdıklardan süt satın almaktır. Alınan çiğ sütlerin de evde en fazla 10 dakika kaynatılması ve çok bekletilmeden kullanılması doğru olacaktır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı