EdebiyatEğitimHikaye ve Günlükler

Sözde Ucuz Fiyatta Pahalı ‘Outlet’

Piyasada, her daim moda üzerine dedikodu kabilinden, rivayetler dolaşırmış. Her sene bir renk moda olurmuş yahut yapılırmış. Bu senenin modası da okyanus yeşili imiş. “Kiminin okyanusu az, kimi fazla yeşil.” diye üzülenler mi dersin, bir küçük beden elbise bulamayınca evladını kaybetmiş gibi yüzünü asanlar mı dersin. En çok da benim olduğum mağazalarda vuku’ buluyordu bunlar. Zaten olmadığım mağaza da kalmamıştı.

Bulunduğum mağazalara, akvaryumdan çıkıp da okyanusa dalan balıklar gibi girilmesine hep taaccüp ediyorum.

Hikayeye mevzu olan moda hastalarını, en fazla vitrin/ camekanlardaki indirim yazıları celbediyordu. indirim yazısı, mağazanın isminden sonra bâki kalan unsurlar arasındaydı. Ben ise ‘postmodern’ denilen yıllarda her türlü mağazanın tabelasına ilave edilivermiştim. Yüksek rakımlı avm’lerin bil-hassa elbise mağazalarının bir numaralı kelimesiydim.

Sözü fazla uzatıp, ukalalık yapmak istemem. Kendimi takdim edeyim size: Kitabet itibariyle ‘outlet’, hitabet esnasında ‘autlet’ olan, manası kendinden meçhul bir kelimeyim.

insanlar beni görüyorlar, okuyorlar; ama tam manasıyla bilmiyorlardı. Akıllarında sadece “ucuz” manasında yer işgal etmiştim. O kadar ucuz bir kelime miydim? Bütün mağazalara haber saldım. insanların akıllarında olan mana ile hakiki manam arasındaki uçurumu ifşa etmek istiyordum.

ingilizcede ‘Pazar, çıkış, satış yeri, açılma fırsatı” gibi manalara geliyordum. ingilizcenin tahakkümü altındaki yerlerde “outlet center” çıkış yeri olarak tabelalara asılıyorum. Fabrika satış mağazası manasında da kullanıldığım vakidir.

Türkçeye ithal bir kelimeydim. Ticarî bir kaygının ürünü oldum. Seri sonu ürünler, vitrinde kullanılmış, iade edilmiş, defolu hasarlı ürünler, ikinci kalite, ihraç fazlası gibi ticarî manalara maruz kaldım.

Ucuz alışveriş sinyali veriyordum insanlara. işin tuhaf tarafı her markanın bir ‘outlet’i olması gerekirken hemen her ilde ve avm’de outlet vardı. Yıllanmış bir ürünü, üzerine bir çizik atıp ‘fiyatı 299 liradan 199 liraya düşürmek de bir ‘autlet’ hilesiydi.

Ucuz manasına hamledilip insanları alışverişe teşvik için kullanılmıştım. Nerde ‘autlet’ orada ucuzluğu ifade eder hale geldim. Diğer mağazalardan aldığım istihbarata göre fiyatlarım çok da ucuz değildi. Anladım ki müşteri çekmek için yem niyetine tabelalara konulmuştum.

Outlet ile insanlar elbisenin ucuz olacağı zannına kapıldı. Dikkatimi en çok da şekle ehemmiyet veren, keyfiyeti görmezden gelen, israfın adını tüketim ile değiştiren nev-zuhur hayat tarzına meyilli insanlar çekti.

Oysa bu dil coğrafyasında benim gibi bir kelimeye ucuz manası yüklenilip pazarlama ve tüketim taktiği şeklinde sunulacağı aklımın ucundan geçmezdi. Zira elbise, libas, kisve hususunda insanı teraziye koyan güzel sözler, misaller bu topluluğun hafızasında varmış zaten. Bunları söylemek bana düşmez; lakin yeri gelmişken susmak da bana yakışmaz. Outlet olarak birkaç tanesini müsaadenizle hatırlatayım:

Vakti zamanında merhum Nasreddin Hoca “Ye kürküm ye.” fıkrasıyla kıyafete dikkat çekmiş. Benim oradan aldığım ders: Kifâyet olmadan kıyafete kıymet verilmesi, makbul değilmiş.

İmam-ı Gazali Hazretleri, Kimya-yı Saadet adlı eserinde “Dünyanın aslı üç şeydir: Yemek, elbise ve ev edinme.” diye yazmış. Ve ehl-i tasavvuf meclislerinde bu elbisenin, libas-ı takva; yani, takva elbisesi olduğu söylenirmiş.

Ulvî mahlaslı divan şairi Bursalı Hüseyin, bu denî dünyayı gardıroba teşbih etmiş.

Gurur etme libâs-i fahr ile ömrüm cihandır bu

Kabâ-yî cismini kor bunda herkes camekândır bu

Beyti, ilmim iktizasınca şerh etmem icap ederse şu mana daha muvafık olur: “Ey ömrüm, içinde bulunduğun yer fânî bir cihandır; öğünme elbisesi giyip de mağrur olma. Bu dünyâ, bütün fânilerin, sırtlarındaki elbiseleri çıkarıp teslim ettikleri camlı bir esvap dolabından/gardıroptan başka bir şey değildir.”

Nüzhet mahlaslı divan şairi Rıdvan Paşazâde ise Nasreddin Hoca misali ‘Zât olmadıkça libas bir kıymet ifade etmez.’ manasında bir beyit serd etmiş:

Zât olmadıkça fâide vermez nizâm-ı hâl

Lât ü Menât’a revnak ü zîb-i kaba abes

Şair, telmih sanatı yaparak cahiliye devrini bir beyitte çok iyi resmetmiş.”İnsanın kendinde bir cevher olmadıkça, üstündeki muhteşem elbisenin hiçbir faydası yoktur. Putperestlerin, cahiliye devrinde Kâ’be’ye diktikleri Lat ve Menat isimli putları altınlar ve gümüşlerle süslemeye çalışan gafiller idrâk edemiyorlar ki, bu ziynetler Lat ve Menat’ı yine âciz ve nâciz birer put olmaktan kurtaramamıştır.”

Bu kadar kelam, arif olana kâfîdir zannımca. Her ne kadar, cebinizdeki parayı çekmek için ucuz manasında outlet olarak yazılsam da bir söz ile kendimi tanıtmaya hitam vereyim:

Paranız çok olmasa da outlet’in tam ne manaya geldiğini bilmeseniz de ilk intiba için bu sözü kulağınıza küpe etmenizi isterim: “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, fikirleri ile uğurlanır.”

Etiketler

En Yeniler

Bir Yorum

  1. insanların bilinçaltına outleti ucuz olarak yerleştirmişler bir kere zor değiştirmek artık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı