TAK TAK OKULDA KİMSE VAR MI?

0

Okulda kimse var mı?” derken soru kapalı olabilir. Okulda birileri var elbette. Öğretmeni, öğrencisi, yönetimi, masası, sırası, sınıfı, kitabı ve kalemi ile canlı cansız hepsi okul binasının içinde. Bunun yanında başarısı, başarısızlığı, karnesi, diploması da yine o kapıların ardında. Kimse var mı, sorusu bunların cevabının yanında okulda olanların, ideal eğitim ile aralarındaki uzaklığı sorguluyor.

Eğitim sisteminin farklı kademelerinde görevli, öğrencilerinin hem hayatına hem de gönüllerine dokunan 30’a yakın eğitimcinin tecrübeleri analiz edildi. Başlarından geçen enteresan eğitim hikayeleri, her ne kadar uzun zaman alsa da tek tek dinlendi. Eğitimcilerle beraber, ideal eğitim ile gerçek eğitim arasındaki mesafe değerlendirildi ve bir neticeye ulaşılmaya çalışıldı.

Eğitim ağacının meyveleri olan öğrencilere, iktisadî hayatın en tehlikeli durumlarında çıkar bir yol bulabilme becerisi öğretilebiliyor mu? Kavram anarşisinin yaşandığı ve ahlâkî baskıya bir gün bile dayanmanın mümkün olmadığı fikir sahasında, öğrenciler bir ömür hayatta kalabilecek dirayete sahip olarak techiz edebiliyorlar mı? Sahra Çölü’nün kavuran güneşinden daha sıcak, boğucu itikadî saldırı bombardımanı altında kendilerini koruyabiliyorlar mı? En zor zamanlarda, doğru teknikleri bilen adresleri görebilecek istidad verilebiliyor mu?
Bu soruların cevapları, çalıştığımız dosyada açıkta durmuyor. Okurken bazı yerler eğitimcilerin dert yakınmaları gibi gelebilir. Ancak oralar bile kendi içinde orijinal çözüm yolları bulunduruyor. Mevzuya dair iyi niyetli yorumlamayı da okurlarımıza bıraktık. Buyurun yavaş yavaş başlayalım:

Yıllar içinde yüzlerce çocuk eğitim tezgâhından geçiyor. İdeal öğrenci tanımının olmadığı sistemde, öğrencilerin her biri bir yöne doğru koşuyor. Eğitimcilere, bu kargaşa içerisinde geçen yıl, iyi ya da kötü unutamadıkları neler olduğunu sorduk.

Eğitim yılını sorgulatan kavga
Birkaç öğrencim kavgaya karışmıştı. Görünürde basit bir kavga gibi duruyordu. Fakat benim için sıkıntılı olan kısmı şurası: Böyle bir olay olduğu zaman, acaba ben nerede eksik yaptım? Neyi beceremedim ki bu çocuk hâlâ kavgaya karışıyor? Çünkü öğretmenin işi gidip soru sormak veya sordurmak, test çözdürmek ya da denemeler yaptırarak sınavlara hazırlamak değil. Bu da bir iştir. Ama öğretmenin işi temelde vicdanlı insan yetiştirmektir. İşte böyle durumlarla karşılaşınca; acaba diyorum, neyi yanlış yaptık da bunlar oluyor? (Cengizhan Öğretmen-Bilecik)

Bir yılın iyi olmayan özeti
Geçen yılımda unutamadığım iki hadise var. Bunlardan ilki, en başarılı öğrencimin babası (devlet memuru) zimmet suçundan tutuklandı. Öğrencim adına çok üzüldüm. Diğer olay, en başarılı ikinci öğrencim sınıfta iki defa nörolojik nöbet geçirdi. Nöbetin biri mezuniyet töreninde yaşandı ve tören iptal edildi. İki nöbette de ambulans ile hastaneye sevk edildi. Bu hadiseler, bu yıl benim için en üzücü iki durumdu. Geçen yıl birinci sınıftan ikinci sınıfa geçen bir öğrencime yazın kanser teşhisi kondu. Bir böbreği ve bağırsağının bir kısmı alındı. Bir sene evine gidip evde eğitim verdim. Aile çok sıkmamı istemedi. Sadece seviyesini koruyup bildiklerini unutturmamaya çalıştım. Şimdi iyileşti fakat başarı olarak hep geri kaldı. (Tunahan Öğretmen-Zeytinburnu İst.)

Birçok okul, mezuniyet günlerine, başarısı sebebiyle parmakla gösterilen eski mezunlarını davet etmiyor. Davet edilenler ise genelde medyanın meşhur ettiği kişiler oluyor. Eğitimciler, çocukların hayatına ulaşmada medyanın önüne geçebiliyorlar mı? Birkaç misal:

Çocukların hayatlarına dokunmamızı isteyen değerler eğitimi dersimiz var ama…
Her sene 70 civarı öğrenci mezun ediyoruz. Eğitim, toplumdan soyutlanamayacak bir hadise. Öğretmen okulda çocuğa ne kadar adaleti anlatırsa anlatsın, o çocuk ömür boyu haksızlıkları görüyorsa ne kadar tesirli olabilir ki? Geçen yıl “Değerler Eğitimi” dersini anlatırken bir öğrencim, “Sürekli değişen bir sınav sistemi var. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz.” dedi. Öğrenciler daha okurken haksızlığı yaşadıkları sürece bu zihinlerinde, bilinçlerinde yer ediyor. Değerler eğitimi projemizde çevre temizliği, merhamet, sevgi gibi konuları işliyoruz. Dersleri vermenin topluma hakaret olduğunu düşünüyorum. Hatta toplumun geldiği içler acısı durumu gösteriyor. Biz toplum olarak çocuklara bu değerleri veremiyoruz ki böyle bir projeye ihtiyaç duyuluyor. Yani o derece ki bu temel değerleri okulda iki saatlik dersle verebileceğimizi düşünüyoruz. (Cengizhan Öğretmen-Bilecik)

Öğrenciye tesirimiz %10’u geçmiyor
Görev yaptığım okulda, yılda 700-1000 arası öğrenci değişimi oluyor. Kabaca bir hesapla bugüne kadar yaklaşık 4500 civarında mezun öğrencim olmuştur. 30 kişilik bir sınıfta, öğretmenin tesiri yüzdelik hesapla %5-10 civarındadır. Yani 30 öğrenciden 5 tanesi, öğretmenden etkilenmiştir. Öğretmenden dolayı derse daha fazla yönelmiş, daha çok sevmiştir dersi. Aynı oranda, öğretmenden dolayı dersten soğuyan öğrencilerin sayısı da aşağı yukarı aynıdır. (Arif Öğretmen-Konya)

Eğitim 4 saç ayağı (öğrenci, öğretmen, sistem, veli) üzerine kurulmuş ise 4.’sü olan “veli” neden hep ihmal edilir. Ya veliler kendini kenarda bırakır ya da sistem onları unutur. Öğretmenlerle bu hususu konuştuk.

11 dersi zayıf olan öğrencinin notlarını nasıl düzelttik?
Lise birinci sınıfta bir öğrencim vardı. Birinci dönemin derslerinin toplamı da 12 adetti. Ve bu öğrencimin 11 dersi maalesef zayıftı. Kısacası durum çok vahimdi ve acilen bir şeyler yapılması gerekiyordu. Öğrencimin başarısı için ailesini de dâhil ettim. Çünkü başarılı olabilmek için onun hayatında olan herkese ulaşmam gerekiyordu. Öğrenci temelde yanlış planlama sıkıntısı da çekiyordu. Sürekli kendisini işe yaramaz olarak görüyordu.

Güzel bir çalışma programı yaptık. Sene sonunda geldiğimiz nokta çok sevindiriciydi. İlk dönemki 11 zayıfın 9’u düzelmişti. Gayret ve sabır, aile ile güçleri birleştirme sene sonu meyvelerini vermişti. O çocuğu görmeseydim veya görmezden gelseydim, kaybolup gidecekti. Onun baştaki çaresizliği, devamındaki gayreti ve sonundaki başarısı, beni çok etkilemişti. (Celal Öğretmen-Elazığ)

Bu yazının devamını İnsan ve Hayat Dergisi’nin 103. sayısından (Eylül 2018) okuyabilirsiniz.
BU SAYIYI SATIN AL E-DERGİYİ SATIN AL

(Toplam 245 kez okundu. Bugün: 2)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.