Tatlı Tehlike!

0

Şeker, her öğünde soframızda yerini alır. Peki, meyve veya baldan alınmayan her sekerin kimyasal olduğunun ne kadar farkındayız? Şekerin, “En tatlı ve en uzun yasatan zehir” kıvamında olduğunu unutmayalım.

[ Emin Engin Türk ]

Şeker” konusunu ele aldığımda ilk terminolojideki tarifine baktım. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan, kısa zincirli katı halde kristalize formda yer alan maddedir. Şekerin kimyevi terkibi budur. Ancak şeker canlı ve yaşayan bir gıda değildir. Şeker, gıdaların temel yapı taşlarından biri olan karbonhidrattan mürekkeptir.
Meyvelerden meydana getirilen marmelat ve reçellere niçin şeker katıldığını hiç düşündünüz mü? Çünkü saf ve sık kullanıldığı hali ile toz ve küp şeker, şartlar uygun olduğunda bile küf tutmaz ve mikrobiyal faaliyete sebep olduğunu da görenimiz yoktur. Normal şartlar altında 22-25 °C arası, başka hiçbir mikroorganizma yaşayamamasından dolayı, meyvelerin hasat zamanında hazırlanan reçellerde şeker kullanılır. Meyvenin direkt şeker çözeltisinde kaynatılmasıyla ya da marmeladın meyvenin püre haline getirildikten sonra şeker çözeltisinde kaynatılması, şekerin kış döneminde meyvenin aynı tazelik ve nefasette tüketimine imkan sağlar. Koruyucu bir katkı maddesi olarak karşımıza çıkar. Şekerin aslında tehlike arz eden yönünü, bir fayda olarak keşfedip kültürümüze katıldığını bu misalde görebiliriz.

Şeker için “katkı maddesi” ifadesini bilerek kullanıyorum. Zira kendisi direkt olarak herhangi bir gıdanın ezilmesi öğütülmesi gibi basit aşamalar ile değil de, tam anlamı ile kimyasal bir dizi işlemden geçerek satın alınabilir forma döndüğü gerçeğidir.

Pancardan şeker elde edilmesinde sırası ile yapılan işlemler, meydan işleri ve pancarın işletmeye alınması, ham fabrika işlemleri, pancarın kıyılması, difüzyon işlemi, şerbetin arıtılması, berrak şerbetin koyulaştırılması ve rafineri- pişirilme işlemdir. Şerbetin arıtımı sırasında kireçlemeler, karbonatlamalar ve filtrasyon yapılır. Normal toz şekerdeki kireçlenme aşamasından kaynaklı ‘söndürülmüş kirece’ karşı hassasiyeti olan kişilerde metabolik problemlere sebep olabileceği uzmanlarca ifade edilmektedir.

Bu durum göz önüne alındığında halkımızın ev hanımlarının öncelikli ihtiyaç listesine yazdıkları ve sık kullandıkları toz şekeri “Artık ne kadar tüketmeliyiz, tüketmeden nasıl çözümler üretebiliriz, daha doğal ürünleri uyarlayabilir miyiz?” gibi konuları konuşmamız gerekirdi. Di’li geçmiş zamanı kullanmamın sebebi son 15 senede yeni bir tatlandırma materyali olan, hatta son 5 senede kullanımı ve miktarı ciddi rakamlara ulaşan, gıda üretim endüstrisini tamamı ile tesiri altına almış olan bir ürünün daha tehlikeli yapısı. Bu da halk arasında glukoz-frutoz şurubu olarak bilinen “Modifiye Edilmiş Nişasta Bazlı Şeker” (NBŞ).

Yirmi kiloluk tenekeler içinde jel kıvamında ve yarı mamul bir madde olarak satılan NBŞ ürünleri, tam bir endüstriyel ürün olduğundan, her sektör ve ürün için özelleştirilebilen hale getirilmiştir. Fiyatının ucuzluğundan dolayı, tahmin edemeyeceğinizden daha yaygın bir tatlandırma materyalidir. Tatlı diye tabir ettiğimiz bütün ürünler, paketli ürünler, içecekler, unlu mamuller gibi aklınıza gelen-gelmeyen birçok üründe kullanılır.

Özellikle çocukların fazlasıyla maruz kaldıkları bir tatlandırma materyali NBŞ’ler GDO’dan daha tehlikeli olmalarına rağmen ondan daha geri planda kalıyor. Zararları bilinmiyor, hatta bilinmesi engelleniyor.

Niçin NBŞ’ ler bu kadar tehlike arz ediyor?

Aslında problem NBŞ şekerlerden elde edilen şurupların normaldekinden çok daha fazla fruktoz içermesidir. insan bedeni hayati faaliyetleri için glikozu kullanmaktadır. Gıdalarla alınan glikozun metabolize edilebilmesi için insülin gerekli olduğundan, glikoz bağırsakta emilir emilmez daha karaciğere varmadan reseptörleri uyarılarak insülin salgılanmasına sebep olur. insülin salgılanmasıyla olumlu bir gelişme de olur: insülinle birlikte tokluk hormonu olan “leptin” de salgılanır.

Böylece insan tokluk hissettiğinden yemeye ara verir. Fruktoz insülin salgılatmadığı için leptin de salgılanmaz, böylece tokluk hissi gelişmez. Bu da aşırı kalori yüzünden şişmanlığa yol açar. Kronik hastalıkların oluşumunda şişmanlık kilit bir öneme sahiptir. Hem kalp-damar hastalıkları hem de bazı kanser cinsleri şişman hastalarda çok daha fazla görülmektedir.

Meyve veya baldan alınmayan her şekerin kimyasal olduğunu, kullanırken miktarına ve sıklığına çok dikkat gerektiğini, “En tatlı ve en uzun yaşatan zehir” kıvamında olduğunu unutmayalım.

(Toplam 861 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.