Din ve HayatKültür Sanat

Tummadan Tummaya Fark Var (Sivas Yöresi)

Sahurun envai nimetlerine dalıp, suya yer vermezseniz vay halinize. Böyle zamanlarda vakit, öğlen kızgın güneşe denk düştü mü ya yüzünüze su serpersiniz defalarca, başınızı suyun altına sokarsınız ya da hızınızı alamayıp bir dereye dalabilirsiniz. Dikkat edin orucu içmeyin. İşte tam da bu duruma düşmüş iki arkadaşın Sivas yöresinde deyimleşmiş bir hikâyesi var.

Ramazan-ı Şerif, yaz günlerine denk gelince iftarlar ve sahurlar daha zevkli geçer. Susuzluğun son haddini yaşayan insanlar bu sıcak mı sıcak günlerde akraba ve komşularıyla iftarları cazibe haline getirmek için birbirlerini iftara davet ederler. Ardından yemeğin ağırlığıyla yaklaşan vakitte teravihi kılar ve bir bardak çayla harareti giderirler. Ahbaplarla yapılan tatlı muhabbetler vaktin nasıl geçtiğini hissettirmez insana, bu arada sahur da birlikte yapılır. Sahurun envai nimetlerine dalıp, suya yer vermezseniz vay halinize o zaman. Böyle zamanlarda vakit öğlen kızgın güneşe denk düştü mü ya yüzünüze su serpersiniz defalarca, başınızı suyun altına sokarsınız ya da hızınızı alamayıp bir dereye dalabilirsiniz.

Dikkat edin orucu içmeyin.

işte tam da bu duruma düşmüş iki arkadaşın Sivas yöresinde deyimleşmiş bir hikâyesi var. Henüz mükellef olmayan, ancak oruç da tutmak isteyen iki arkadaş ‘Bu sene orucun hepsini kim tutabilecek?’ diye de tatlı bir yarışa girmişler. Anne ve babalarına, her gün kendilerini sahura kaldırmalarını söylemişler. Orucun ilk on gününü tutmuşlar. Ne var ki Ramazan-ı Şerif ayı temmuz sıcaklarına denk gelmiş. Sıcaklığın iyice arttığı bir gün susuzluk hiç çekilmez olmuş. Birbirleri ile yarış halinde olduklarından birbirlerine ‘susadım’ da diyemiyorlarmış.

Çocuk aklınca bir çözüm bulmuşlar. Ferahlamak için Yıldız ırmağına suya girmeye gitmişler. Arkadaşlardan birisi suya tamamen girip, su içerek orucunu bozduğu için ‘Oh ferahladım!’ diyormuş. Oruçlu olan diğer arkadaş ise suya dalıp bir türlü ferahlayamadığı için arkadaşına ‘Nasıl oluyor da sen ferahlıyorsun?’ diye soruyormuş. Arkadaşı, su içtiğini belli etmek istemediğinden kendisinde keramet varmış gibi ‘Tummadan tummaya fark var.’demiş. Tummak, Sivas yöresinde suya tamamen girme, suya dalma anlamına gelir. Daha sonra bu deyim başkalarını aldatarak marifetli görünmek isteyenler için kullanılmaya başlanmış.

Deyim, Sivas yöresinde bu şekilde söyleniyormuş. Ancak mevzunun bir de fıkhî ciheti var. Ramazan ayında ferahlamak ve bir nebze olsun harareti giderebilmek için suyun altına girmek, soğuk duş almak gibi hususlarda Hanefi mezhebinde iki görüş vardır. Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük islam İlmihali kitabında, Oruç Kitabı, Madde 94’te İmam-ı Azam ve İmam-ı Yusuf Hazretlerinin bu husustaki fetvalarına yer verilmiş:

“Ramazan-ı Şerif ayında harareti azaltıp serinlemek için ağza ve burna su almak, soğuk su ile yıkanmak, imam-ı Azam Hazretleri’ne göre mekruhtur. Çünkü böyle bir hareket, ibadet için bir daralma göstermek demektir. Fakat İmam Ebu Yusuf Hazretlerine göre bunda kerahet yoktur. Çünkü böyle yapmakla ibadete yardım edilmiş ve sıkıntı giderilmiş olur. Fetva da buna göredir.”

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı