Aile ÖzelSağlıklı Hayat

“Tüp Bebek En Son Çaredir”

Hisar İntercontinantal Hospital Tüp Bebek (IVF) Merkezi Direktörü Doç Dr. Birgül Gürbüz, tüp bebek merkezlerinin toplum tarafından yanlış bilindiğini belirterek, “Tüp bebek merkezi olarak önceliğimiz, erkekte olsun kadında olsun kısırlığı tıbbi veya cerrahi yöntemlerle tedavi ederek, aileleri normal yoldan bebek sahibi yapmaktır. Tüp bebek bizim için en son çaredir.” dedi.
Türkiye’de ilk tüp bebek merkezi 1978 yılında Ege Üniversitesi’nde kuruldu. O günden bugüne tüp bebek yöntemiyle doğan bebek sayısı 50 bini geçti. Geçen 34 yıla rağmen tüp bebek konusu toplum tarafından yeterince anlaşılabilmiş değil. Tüp bebek merkezleri sadece tüp bebek yönteminin uygulandığı, hatta başkasının spermi ile aileler çocuk sahibi yapıldığı gibi çok yanlış bir düşünce oluştuğundan, bu merkezlerden uzak durulmuş. Tüp bebek merkezleri ne tür hizmetler verir? Uygulamalar nasıldır? Kimler tüp bebek merkezlerinden hizmet almalıdır? Burada alınan sperm ve yumurtaların başkası ile karışma tehlikesi var mıdır? Ailelerin yasal güvencesi var mıdır? Kısırlığın nedenleri ve tedavi yöntemleri nedir? Bu ve merak uyandıran soruları sizler adına Doç. Dr. Birgül Gürbüz’e sorduk. Tüp bebek konusunda 33 yıllık tecrübesiyle ve çok sayıda hastaneye tüp bebek ünitesi kurmasıyla tanınan Doç. Dr. Gürbüz dergimiz vasıtasıyla çok önemli açıklamalar yaptı, ailelere çeşitli konularda uyarılarda bulundu.

Sizi tanıyabilir miyiz? Tüp bebekle ilgili çalışmalarınız ne zaman başladı?

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra yurt içinde ve yurt dışında çeşitli kurumlarda çalıştım. 1991 yılında Amerika’ya gittim. Burada Johns Hopkins Üniversitesi Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Tüp Bebek Bölümü’nde çalıştım. Oradaki yenilikleri, teknikleri öğrenme imkânım oldu. Türkiye’ye döndükten sonra bir süre daha uzman olarak çalıştım. 2005 yılında ise İstanbul Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçerek burada Tüp Bebek ünitesini kurduk. Bu ünitenin kurucu hekimlerindenim. Burada Doçent ünvanımı aldıktan sonra da devletten emekli oldum. Sonra TDV İstanbul 29 Mayıs Hastanesi’nin talebi üzerine burada da tüp bebek ünitesini kurdum ve 5 yıla yakın çalıştım. Ardında da Hisar İntercontinantal Hospital’e geçerek burada en yeni teknolojik cihazlarla donanımlı güzel bir tüp bebek ünitesi kurduk. Çok yakın zamanda da ilk tüp bebeğimiz doğdu.

Tüp bebek yöntemi nedir? Size sadece çocuğu olmayan aileler mi başvuruyor, başvurmalıdır?

Tüp bebek yöntemi çocuk sahibi olamayan hastalara çare amacıyla ortaya çıkmış, evli çiftlerin sperm ve yumurtasının laboratuvar ortamında döllenerek kadının rahmine yerleştirilmesiyle çocuk sahibi olmalarını sağlayan bir yöntemdir. Sonradan tıp bilimi ilerledikçe, özellikle genetik hastalıkla doğabilecek bebeklere de çare olmaya başlamıştır. Genetik
rahatsızlığı bulunan karı kocanın sperm ve yumurtaları incelenir, hastalık taşıyan yumurta ve sperm ayrılıp sağlıklı sperm ve yumurta laboratuvar ortamında dölleniyor. Döllenen embriyolardan da bir parça alınarak tekrardan genetik rahatsızlık taşıyıp taşımadığı incelenir. Eğer embriyoda hiçbir rahatsızlık yoksa kadının rahmine transfer ederek sağlıklı bir bebeğe kavuşmaları sağlanıyor. Bu önemli bir gelişmedir. Genetik hastalık riski taşıyan evli çiftler bize başvurabilirler.

Peki, aileler nereden bilecek doğacak çocuklarının genetik rahatsızlığı olup olmayacağını? Bunun belirtileri var mıdır?

Her iki tarafın ailesinde herhangi bir rahatsızlık yoksa bu çok maliyetli olduğundan gerek yok. Ancak, ailenizde ve sizden önceki nesillerde küçük yaşta kayıplar, bilinen genetik hastalıklar varsa, erken düşükler yaşanıyorsa, akraba evliliği varsa o ailelere çocuk düşünmeden önce ön taramaya, kontrole gelmelerini tavsiye ederim. Akraba evliliği yapmış olanlara kan testi analizi yapıyoruz. Eğer genetik rahatsızlık belirtisi varsa tüp bebek yöntemini tercih etmelerini isterim. Bize de genelde bir iki bebek kaybı yaşayan aileler gelirler. Biz isteriz ki; bu tür kötü tecrübeler yaşanmadan taramalarını yaptırsınlar.

Tüp bebek için gelen bir kadın ve erkek öncelikle hangi tetkiklere tabi tutuluyor?

Tetkiklere öncelikle erkekten sperm alarak başlıyoruz. Sperm analizi yaparak, yapısında bir bozukluk, sperm sayısı, rengi, hareketlilik oranı, vb. durumlarına bakıyoruz. Kadında ise hormon testi istiyoruz. Bazı hastalarımızın rahmine özel ışıklarla hastalık ve rahim içi perde olup olmadığını tetkik ediyoruz. Gerekli durumlarda sarılık, AIDS, kızamıkçık vb tetkikler de istiyoruz. Bu tetkikler neticesine bakarak tedavide izleyeceğimiz yönteme bakıyoruz.
Tetkikler sonucunda kaç çeşit hastalık ve kaç çeşit tedavi yöntemi ortaya çıkıyor? En çok rastlanan durum ve tercih edilen tedavi yöntemi nedir?

Çok çeşitli hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Genel olarak bakacak olursak, erkekte sperme bağlı hastalıklar olabiliyor, kadında ise rahime bağlı hastalıklar, yumurtalara ait sebepler, tüplere ait sebepler, karın içinde bazı yapışıklar olabiliyor. Aşama aşama hepsini tedavi ediyoruz. Tıbbi tedavi gerekiyorsa tıbbi tedavi, cerrahi müdahale istiyorsa operasyonla hastalığı gideriyoruz. Bütün bunların neticesinde yine gebelik olmayabiliyor. İşte o zaman tüp bebek yöntemine başvuruyoruz.

Tedavi süreci ne kadar sürmektedir?

Eskiye oranla bugün çok daha kolaylaştı. Hastanın durumuna göre ortalama 2 ila 3 hafta kadar sürüyor. Muayene süreci kısadır. 2-3 gün arayla bu süreçte kontroller ve tedavi yapılır. Tedavi süreci içinde hasta işte çalışabilir. İşlemler süresince bir gün anestezi vardır, o gün çalışamaz. Diğer günler işine devam edebilir. Yani bir aylık süreçte bütün işlemler bitmiş, problem kalmamışsa hamilelik gerçekleşmiş oluyor. Eskisi gibi yıpratıcı süreçler yok.

Tüp bebek tedavisine gelenler için bir ön şartınız var mı, varsa nedir?

Bizim için en önemli şart, çiftlerin evli olduğunu evlilik cüzdanı ile belgelendirmeleridir. Dini nikâh ile dahi evli olsalar kabul etmiyoruz. Önce resmi bir evlilik yapın öyle gelin diyoruz. Bu şekilde evlendirdiğimiz çok aile var. Bu hem bayan hem de çocuk için önemli bir güvencedir. Bu sayede resmi evlilik yapan kadınlar bize çok teşekkür ediyorlar.

Hiç spermi olmayan bir hasta başkasına ait bir spermle tüp bebek yapılması yönünde bir teklifle karşılaşıyor musunuz?

Çocuğu olmadığı için aile ve toplum baskısından kurtulmak için sperm bankamızın olup olmadığını soranlar maalesef oluyor. Bakıyorsunuz aile muhafazakâr ama cahil. Çocuğu olmadığı için kendisini çok kötü hissediyor. Ailesinin dağılacağından korkuyor. Ancak diğer türlüsü çok daha tehlikeli, karmaşık sonuçlar doğuracak haberi yok. Ailelerin bu konuda yeni evlilere anlayışlı olmaları gerekiyor. Tamam, toplumumuzda çocuğun çok önemli bir yeri var. Ama çocuk yapabilme durumu yoksa ne yapacaksınız. Anlayış şart.
Türkiye’de tüp bebekte başarı oranını yükseltmek, bu işin ticaretini yapmak isteyen kurumlar veya kötü niyetliler başka birisine ait spermi veya yumurtayı kullanabilir mi? Veya spermler karışabilir mi? Böyle bir vaka veya risk var mıdır? Bu konuda yasal güvence nedir?

En çok sorulan soru, tüp bebekler karışır mı? Sperm ve yumurtalar başkasıyla karışır mı?

Bizim merkezimizde her hastanın embriyosu ayrı bir dolapta üniteye konuluyor. Diğer hastanelerde olduğu gibi büyük dolap kurup raf raf ünite yapmak yerine her hastaya ayrı ünite dolabı tahsis ediyoruz. Çok aşamalı bir kontrol sistemimiz var. Karışma ihtimali sıfırdır. Zaten bunun yaptırımı da vebali de çok büyük. Hasta istesin veya istemesin başkasının spermi ile tüp bebek yapılması ülkemizde yasaktır. Dış ülkelerdeki merkezler bunu zaten yapıyorlar. Aileden habersiz hekim böyle bir şey yapamaz, yapmaz da zaten. Çünkü böyle bir durum genetik testte çok çabuk ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla hekim veya hastane böyle bir riski niye alsın? Bunun çok ciddi yaptırımları var. Hiçbir kurum milyonlarca lira dökerek kurduğu merkezini 5 – 10 bin lira için tehlikeye atmaz. Böyle bir vaka hiç duymadım. Merdiven altı yapılabilecek bir şey de değil. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın.

Tavsiye ettiğiniz bir yaş var mıdır?

Eğer aileler bir yıl hiç korunmamış ve de gebelik yaşanmamışsa bizim kliniğimize gelmelidirler. İllaki tüp bebek olacak değil, gebeliği engelleyen hastalık, etken ne ise onun tespiti ve erken yaşta tedavisi için gelsinler. Evli çiftlerin 35 yaşını geçmişse 6 ay içinde gebelik yaşanmamışsa hemen müracaat etmelerinde fayda vardır. Bu arada evli olmayan 18-19 yaşındaki erkekler eğer testislerinden ameliyat olacaklarsa, kanser veya başka hastalık nedenlerinden dolayı ameliyat öncesi bize gelip spermlerini dondursunlar. Ola ki ameliyat sonrası sperm üretimi durabilir, hasta çocuk sahibi olma imkânını kaybedebilir. Sonrasında çok pişman oluyorlar. Buna yasal olarak kanunlar da izin veriyor.

Tedavi sonrasında hamilelik gerçekleşsin veya gerçekleşmesin alınan sperm ve yumurtalar ne yapılıyor?

Biz alınan yumurtaların tamamına işlem yapıyoruz. On yumurta aldınızsa on tanesi de zaten döllenmiyor, 7-8’i dölleniyor. Ve her aşamada da yumurta kaybı yaşanıyor. Döllenen yumurtalarda geriye kalanlara bakıyoruz. Birinci kalite olanı rahme yerleştiriyoruz. Arta kalan yumurtalarda da birinci kalite var ise hastaya “Bunları isterseniz dondurabiliriz. Beş yıl yasal olarak saklama hakkımız var. Gebelik olmaz ise, ki düşük yaşanabilir, o zaman veya ikinci çocuğu istediğinizde, çocuğunuzun küçük yaşta vefatından sonra da kullanabiliriz” diye teklif ediyoruz. Yumurtalar 2. ve 3. kalitede ise zaten ölüyorlar, saklama durumumuz yok. Dondurulan yumurtalar için ailelerin her yıl imza vermeleri gerekiyor. Evli karı kocadan biri öldü veya boşanma yaşandı ise yumurtalar imha ediliyor. Evli aileler bizzat gelip imza vermezler ise kurumun imha etme hakkı var.

Hisar Hastanesi olarak tüp bebek yönteminde getirdiğiniz yenilikler, kolaylıklar nedir?

Bizim işimizde teknoloji ve tecrübe çok önemli. Bu açıdan baktığımızda bizim cihazlarımız en son teknolojiye uygun cihazlar. Hasta ünitelerimiz daha güvenli, bir hastanın embriyosunu alacağınız zaman diğer hastaların embriyoları dış etkilerden hiçbir zaman etkilenmiyor. Özellikle erkek kökenli kısırlıklarda çok önemli bir teknolojik üstünlüğümüz var. Her merkezde olmayan bir cihaza sahibiz. Tüp bebek merkezlerinde sperm ararken 400-450 defa büyütülerek sperm araması yapılıyor. Bizde ise 6 bin 500 defa mikroskopta büyüterek sperm araması yapıyoruz. Yani diğer tüp bebek ünitelerinde netice alamamış, sperm bulunamadı raporu verilmiş hastalar için ümit olabiliyoruz. Bu gebelik oranlarını artıran bir unsurdur. Burada daha butik hizmet alabiliyorlar. Bu üstünlüklerimize karşın her kesime hizmet sunabilmek için paket fiyatımız iğneler dahil 5 bin lira’dır.

Embriyo canlı insan kabul edilebilir mi? Bir hekim olarak görüşünüz nedir? Bir yumurta insan hüviyetine ne zaman kavuşuyor?

Aslına bakarsanız yumurta da canlıdır. Sperm de canlıdır. Önemli olan vücut dışında hayatiyetini devam ettirip ettirmemesidir. Siz o embriyoyu en fazla 5-6 gün rahim içine koymazsanız bu zaten yaşamaz. Yani embriyo dışarıda hayatiyetini devam ettiremeyecekse yumurtadan farkı yoktur. Canlı olarak kabul edemeyiz.

Hisar Hastanesi olarak teknik imkânlar ve hizmet bakımından kendinizi dünyanın neresinde görüyorsunuz?

Dünya ile aynı imkânlara sahibiz. Hatta biz ünitemizi yeni kurduğumuzdan teknik imkan ve cihazlar olarak, ilgi ve alaka bakımından hasta ile empati kurabilme açısından çok daha iyi olduğumuzu söyleyebilirim. Bize yurt dışından hastalar geliyor. Orada tedavi olmuşlar ama gebe kalamamışlar. Burada daha ilk denemede gebe kalabiliyorlar. Ben onu şuna yoruyorum; çocuğu bizim kadar önemsemiyorlar, hasta ile empati kuramıyorlar. O yüzden özellikle Avrupa ülkelerinden çok sayıda hasta bize geliyor çok da güzel neticeler alıyoruz. Bu nedenle dünya ülkelerinden bizim fazlamız var eksiğimiz yok.

Çocuğu olmayan ailelere tavsiyeleriniz nelerdir?

Sabır çok önemli. Tüp bebek yaptığımız hastalarımıza olumlu ya da olumsuz sonucu kabullenebilme çok önemli. Her şey çok iyi gidiyor, yumurta döllendi, çocuk rahme yerleşti, gelişti ama yine de yüzde yüz garantimiz yok. Olumluysa tamam sevinelim ama olumsuzsa da üzülmeyip “Hayırlısı olsun” diyebilmek lazım. Her şeyin hayırlısını Allah bilir. Sabır gerçekten çok önemlidir. Bazı hastalarımız sonucu kabullenemiyor “Niye böyle oldu?” diye irdeleyerek eşine ve kendisine sıkıntı verip psikolojik olarak yaralayabiliyor. Olanı olduğu gibi kabul ederse kendisini rahat tutarsa diğer denemede bakıyorsunuz hasta daha rahat gebe kalabiliyor. “Her işte vardır bir hayır” deriz, bu çok doğru. Bazen çok istiyorsunuz ama bakıyorsunuz sakat olabiliyor, başka problemler ortaya çıkabiliyor. O yüzden maddi ve manevi olarak psikolojimizi toplayıp yeniden denemek gerekiyor. Bakıyorsunuz birincide, ikincide olmuyor; dördüncü veya beşincide olabiliyor. Bunu belli bir sayı sınırı yok. Yirmi defa deneyip yirmincisinde, ikiz çocuğu olan doktor arkadaşımız var. Bu olabiliyor.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı