Kültür Sanat

Türkiye’yi Taşıyan Müze

Burası Anadolu’nun bağrının bizler için sakladığı sürprizlerden biri. Hayatı boyunca trenin kara olduğunu bilip de bir kez olsun kara trene yolcu olamayanlar yahut bir kez olsun göremeyenler için tam bir fırsatlar diyarı. Üstelik bu diyarda istediğiniz trene kaçırmadan binebilir, hatta kendinizi yolcu makamından vatman makamına terfi ettirebilirsiniz. Öyle hızlı yahut konforlu değil bu diyarın trenleri…

Eski ismiyle Aziziye, şimdiki ismiyle Çamlık, İzmir’in eski, yeşil ve küçük beldelerinden. Burası aynı zamanda Osmanlı’nın ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın demiryolunun son istasyonuymuş.

O son istasyon zamanla, ülkenin çeşitli bölgelerinden getirilen trenler için ufak bir sığınak; bizler için ise nadir bir müze olmuş. Osmanlı’dan 1950’lere kadar koca bir vatanın yükünün sırtlamış Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak üretimi 36 emektar lokomotifin yanı sıra vagonlar, kar küreme araçları ve ismini bilemediğimiz pek çoğu artık tarihe karışmış demiryolu araçları bulunuyor bu müzede. Ayrıca dünyada sadece 2 tane bulunan ve odunla çalışan İngiliz yapımı bir lokomotif de burada. En yaşlısı 1887, en genci ise 1952 yapımı olan lokomotiflere yahut vagonlara binmek, fotoğraf çekmek ise serbest.

vagon

Klimalı vagonlar cağı

Muhtemelen, yaz aylarında yolcuların sıcaktan bunalmadan yolculuk yapmaları için kullanılan vagonlardan biri. Artık bu tür şeylere değil binmek, rastlamak dahi bir şans değil mi sizce de? Ama hayalini kurmaya ne mani? Kasaba istasyonunda treninizi bekliyorsunuz. (Erkekler için söylüyorum) Köstekli saatinizi çıkarıp baktığınızda trenizin epey geciktiğini fark ediyor, meraklanıyorsunuz. Derken uzaklardan kara bir duman yaklaşıyor, devasa bir karalık tıslayarak size doğru geliyor. Önünüzde durduğunda biniyor ve bir tanıdığınızın yanına oturuyorsunuz. Tren hareket ediyor…

makinist

Kışın önü ateş ardı kar, yazın sıcak daha da sıcak

Kömürlü bir trenin makinist mahalli. Arkası açık, önünde ise bir kalorifer kazanına benzeyen bu bölüm bulunuyor. Kazanın kapağı açılıyor ve lokomotifin hemen arkasında bulunan, içi kömürle dolu, bir nevi kasa görevi gören mahalden alınan kömürlerle dolduruluyor. Kömürler yanıyor ve suyu ısıtıyor. Su buhar oluyor, buhar sevenleri, eşi – dostu birbirine kavuşturuyor. Eskiden makinistler toprak tencere içine önceden hazırladıkları pişmemiş yemekleriyle yola çıkarlar, yemeklerini bu devasa kazanın bir kenarında yavaş yavaş pişirirlermiş. Mikrodalga fırın, kahve makinesi, buzdolabı, klima vs. gibi teknolojinin sayısız nimetleriyle süslü trenlerinde her şey yolundaymış. Lakin kışın önü ateş ardı kar, yazın sıcak daha da sıcak bu mahalde pişirdikleri yemeklerinin lezzetini de henüz unutamamışlar. Bu içinde bulunduğumuz anın bir özeti değil mi aslında?

lamba

Demiryolu lambaları

Demiryolu çalışanlarının kullandığı biri mazot, diğeri havagazı ile çalışan iki farklı lamba. Zor meslek olsa gerek demiryolu çalışanı olmak… Gecesi ayrı bir dert, sıcağı ayrı, soğuğu ayrı. Trenler için gündüz ile gece arasında fark yoktur. Her daim giderler yahut gelirler. Demiryolcular için ise gece ayrı bir dert. Zifiri karanlıkta rayları kontrol etmek, istasyona uğrayan trenin sağını solunu kontrol etmek ışıksız, lambasız yapılacak iş değil. Şimdi işler çok daha basit, bir kıvılcıma dahi gerek yok. Ama eskinin aydınlanma araçları öyle mi? Gazı dolu, fitili tam olacak, kıvılcım çaktın mı yanacak… Kısacası zor işmiş demiryolcusu olmak…

tren

Modası gecen konfor

Size tamamını gösteremesek de çeşitli bölümleri ve odalarıyla bir ev konforunda döşenmiş eski bir lokomotifin misafir odası. Haberler, belgeseller ve tur firmalarının reklamlarına bakılırsa Avrupa’da trenler hala yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bizdeki vaziyet ise biraz karışık. Uçak ya daha cazip ya da daha mümkün. Zamanın her geçen gün daha da hızlandığı bu devirde konfor önemli, ama artık hız daha da önemli. Düşünmeye fırsat bulamazken, oturup rahat bir yolculuk da nereden çıktı şimdi?

konfor

Buharın gücü

1943 model Amerikan yapımı buharlı lokomotif. Buharlı trenlerin lokomotifi aslında iki kazandan oluşuyor. Birinde kömür yanarken diğerinde su kaynıyor. Kaynayan su buhara dönüşüyor, buhar basıncı da güce dönüşerek tren hareket ediyor. Dünya üzerinde trenden önce raylar bulundu ve kömür madenlerinde insan yahut hayvan gücüyle çekilen ufak vagonlar için kullanıldı. Buharın gücü keşfedilince de trenler raylar üzerinde gidip gelmeye başladı. İlk tren 1804 yılında hareket etti. Yolcuların eşyalarla birlikte taşındığı ilk tren ise 1825 yılında…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı