Hikaye ve Günlükler

Tuz Ekmek Hakkı

Tahiriler Devleti’nin yerine kurulan Saffariler Devleti’nin kuruluş hikâyesi oldukça ilginç ve ibret vericidir.

vSaffariler Devleti’nin kurucusu Yakup ibni Leys’in babası kendi halinde çiftçilikle geçinen fakir bir adamdı. Hayatını devam ettirmek için gereken iaşesini temin etmekte zorlanıyor, geçim yükünün altında eziliyordu. Bir gün düşündü ki hayatına böyle devam edecek olursa fakr-u zaruret içinde ölecek, hiçbir şey elde edemeyecekti. Hâlbuki ulaşmak istediği hedefleri ve zengin bir hayat sürmekle ilgili emelleri vardı. O anda aklına haramilik yapma fikri geldi. Etrafına güçlü ve kurnaz adamlar toplayacak, zengin kervanları soyarak zengin olacaktı. Zaten devlet iyice zayıflamış, kervanlara muhafız bile veremez olmuştu. Hemen harekete geçti. Çevresine haramileri toplayarak kervanların korkulu rüyası haline geldi. Artık ticaret yollarının geçit noktalarında zengin kervanlara pusu kuruyor, gün geçtikçe malını çoğaltıyordu.

Bir gece devlet ricalinde çok zengin bir kimse olan Derhem ibni Nasr’ın hazinesini soymaya karar verdi. Bütün hazırlıkları eksiksiz bir şekilde yaparak bir gece adamları ile beraber hazine odasına kolayca girdiler. Gördükleri manzara göz kamaştırıcıydı. Tepeleme yığılmış altın paralar, ziynet eşyaları ve değerli taşlar. Hemen işe koyulup bu değerli hazineyi yüklendiler. Tam bu hazinelerle çıkıyorlardı ki, reisin dikkatini parlak bir tepsi çekti. Bu tepsinin içindeki nesne ışıl ışıl parlıyordu. Reis, bu nesneyi merak ederek tepsinin içine elini daldırdı. Merakla eline bulaşan parlak tozu diline götürdü. Yaladığı şey tuz idi.  Tuzu tattıktan sonra reisin yüzü değişmiş beti benzi atmıştı. Birden adamlarına dönerek:

-Çabuk aldığınız parayı ve kıymetli eşyayı yerine bırakınız! dedi.

Haramiler şaşırmıştı. Günlerce hazırlanmışlar ve bu değerli hazineyi soymak için planlar yapmışlardı. Tam başarmışken reisleri her şeyi bırakmalarını istiyordu. Reisin oğlu ileri çıktı ve:

-Baba ne oldu? Bir terslik mi var? dedi.

Reis:

-Evladım âlemin diline dolanan şu sözü işitmedin mi? Tuz-ekmek hakkı. Biliyorsun tuz bütün nimetlerin tadı, ekmek ise Rabbimizin lütfü ve Peygamberimizin hürmet edilmesini istediği nesnedir. Cümle âlem bu iki nesneye hürmet etmekte ve hakkını gözetmektedir. Ben bilmeden hazinesini soyduğumuz adamın tuzundan tatmış oldum. Kendisinin (maalesef) bize tuz hakkı geçmiş oldu. Hal böyle olunca bize hakkı geçen bir adamın hazinesini soyamam. Ben aldıklarımı bırakıyorum size de bırakmayı tavsiye ederim. Hiç merak etmeyin başka hazineler soyarak bu kaybımızı telafi ederiz.

Reislerinin bu izahatını dinleyen haramiler bütün aldıklarını yerine bıraktılar. Sabahleyin hazinedar gelince baktı ki, kapı kırılmış, eşyalar dağıtılmış, ortalık herc-ü merc olmuş. Çalınan şeyleri tesbit etmek için kontrol yapınca çok şaşırdı. Zira her nesne eksiksiz tamamdı. O anda hazinedara mal hırsı galebe geldi.  Kargaşadan faydalanıp pek çok değerli eşyayı kendi evine taşıdı. Haramilerin soymadığı hazine, bekçisi tarafından yağmalanmış oldu. Hazinedar sonra telaşlı görünerek Derhem ibni Nasr’ın huzuruna çıktı ve sarığını yere atarak feryada başladı:

-Muhterem efendim, hazinenize gece haramiler girmişler, pek çok kıymetli eşyayı çalmışlar.

Derhem ibni Nasr bu habere çok üzülerek hemen tahkikata başlattı. Şehir didik didik edilerek hırsız arandı. Pek çok insan sorgulandı. Ancak bir netice alınamadı.

Bu arada haramilerin reisi yapılan tahkikatı takip ediyordu. Her gün pek çok adamın askerler tarafından tartaklanmasına şahit oluyor, bu günahsız biçarelerin kendisi yüzünden çektikleri sıkıntı ile elem çekiyordu. Nihayetinde bu eleme dayanamayarak Derhem ibni Nasr’ın huzuruna çıktı. Hırsızlık teşebbüsünü ve başına gelenleri bir bir anlattı, hazinenin kendisi değil de bir ihtimal hazinedar tarafından soyulmuş olabileceğini söyledi ve ekledi:

-Bana öyle geliyor ki beni vazgeçiren tuz dahi hazinedarın evinde olsa gerektir.

Bu ihbarla harekete geçen askerler pek çok değerli eşya ile birlikte tuzu hazinedarın evinde buldular. Hazinedarı huzuruna çağıran Derhem ibni Nasr:

-“Bre bedbaht! Bir harami yanlışlıkla tattığı tuzumun hukukunu gözetirken sen nice senelerdir benim ekmeğim ve tuzumla beslendiğin halde bu hakkı gözetmedin. Yaptığın bu ihanet herkese ibret olacaktır.” dedi ve hazinedarı cezalandırarak yerine harami reisini hazinedar tayin etti. Bu lutüf ve ihsan karşısında harami reisi o an tevbe-i Nasuh etti. Eski harami tövbe ile hukuka riayeti ve cesareti sayesinde kısa zamanda yükseldi. Bu muvaffakiyeti üzerine Derhem ibni Nasr tarafından halifeye tanıtıldı. Halife de bu hak yolu bulan, cesur adama davul ve bayrak vererek Sistan taraflarına tayin etti.

Bu arada Derhem ibni Nasr iyice yaşlanmış ve hiç evladı da olmamıştı. Böyle olunca makamını harami iken serdar olan kişinin oğulları olan Yakup ile Ömer’e devretti. Yakub asker toplayarak Hicri 258 yılında Herat’ı ele geçirdi. Kirman, Herat, Belh, Toharistan ve Horasan diyarlarına hâkim oldu. On yıl kadar sonra da Fars vilayetini ele geçirerek istiklalini ilan etti. Bir haraminin yanlışlıkla tattığı tuzun hakkına riayet etmesi evlatlarına saltanat nasip olmasına sebep olmuştu.

Saffariler her daim halifeye bağlılıklarını sürdürürler ve “Bu saltanat bize büyükbabamızın ekmek-tuz hakkına riayet etmesinden dolayı verilmiştir.” derlerdi.

Ali Aygün

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı