Din ve HayatMedya

TV’de Dini Konular Ne Kadar Mümkün?

Ramazan aylarında tv kanallarına çıkanların, dinî konularda seyirciden gelen soruları cevaplamaya çalıştıklarına şahit oluyorsunuzdur. Bir soru cevap sırasında seyircilerden birisi, kendisinin Müslüman olmadığını vurgulayarak şöyle bir soru yöneltiyordu. “Müslüman değilim ama oruç tutuyorum, ben günahkâr oluyor muyum?”

İnsan zihni hemen soruya verilen cevabı merak ediyor. Ancak durum hiç de zannedildiği gibi değil. Bu soruya doğru cevabı vermenin tv’de mümkün olmayacağı, Neil Postman’ın “Televizyon: Öldüren Eğlence” kitabında uzun uzun izah ediliyor.

Televizyonda kutsallığın mümkün olmadığını söyleyen yazar, literatürlere geçen araştırmalarıyla bunu ispatlamış. Ve geldiği noktada tv’nin her türlü “kutsalı ve dini” aşağıladığını söyleyebilecek kadar cesur cümleler kurmuş. İşte o cümlelerinden birkaç tanesi:

“Televizyon insanlara ihtiyaç duydukları bir meseleyi aydınlatmaya pek uygun değildir. Çünkü televizyonun kapatılması çok kolaydır.”

“Ekran, belleklerimizi dinsel olmayan olaylarla o kadar doldurmaktadır, ticaret ve eğlence dünyasıyla o kadar içli dışlı hale getirmektedir ki, tv’de kutsal olaylar bir çerçeve hazırlanacak şekilde yeniden düzenlenmesi çok zordur. İzleyici bir düğmeyle farklı bir dünyevi görüntüye geçeceğinin farkındadır.”

“Televizyon açıkken iç gözleme kaymanın ya da manevi akışkanlığın mümkün olabileceği fikrini temelinden çürütür. Televizyon ekranı sizden, görüntülerinin daima nefsinizi eğlendirmeniz ve haz almanız düşünülerek hazırlanmış olduğunu unutmamanızı ister.”

Dini mesele

Dinî bir meselenin konuşulması için atmosferin önemini izah ederken, “Hiçbir şey yenmeyecek, gereksiz konuşmalar yapılmayacak, kafaya bir takke takmak ve uygun alanlarda yere diz çökmek gerekebilir. Ya da bazen sessiz sessiz düşünmeye dalmak istenebilir. Davranışlarımız mekânın ruhaniyetiyle uyum içinde olmalıdır. Ancak dinsel bir televizyon programında bunlar eksiktir. Tv ile ciddi bir dinî tecrübe yaşamak için gerekli görülen ruh haline ulaşmak mümkün değildir.”

Özetleyecek olursak dini bir mevzuda muhatabın sorusunu cevaplamak için öncelikle, sorunun ağırlığına göre atmosferin oluşturulması gerektiğini izah ediyor yazar. Ancak televizyon “kalplere kişilikler sokmakta” mahir olduğu kadar “kafalara manevi duyguları ulaştırmaya” müsait değildir diyor. Bu yüzden Müslüman olmayan birinin oruç tutmasına, doğru cevabın verilebileceği en son yer televizyon ekranıdır.

(Abdülhamit Aydın)

En Yeniler

Başa dön tuşu