Din ve HayatAraştırmaTarih

Ümmü Eymen “Annemden Sonra Anne”

Bir kadın, bir anne olmanın yanında, Peygamber Efendimiz’in hayatının her anında onu takip eden bir yardımcıydı. Rasülullah Efendimiz (s.a.v.) nereye Ümmü Eymen validemiz oraya. Sadece kendisi mi? Zevcesi, oğulları hepsi hayatlarının tamamını Efendimiz’in yoluna vakfetmişlerdi.

Asr-ı Saadette yaşamayı, Sahabei Kiram’dan olmayı hep içinden geçirir insan. Hayalimiz de hakikatimiz de bununla doludur. İşte o zamanı, Peygamber-i zî-şân Efendimiz’in (s.a.v) yanında bir an bulunmayı, dünyanın en şerefli rütbesi sayarız. Ancak şimdi Ümmü Eymen (r.a) gibi viladetten-irtihaline Efendimiz’in yanında bulunamayız. Lakin onun getirdiği Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyyeyi tebliğ ve hayatın tamamına tatbik etmek, onun yanında olmak kadar olmasa da onu hatırlatacak en güzel vesiledir. Ümmü Eymen (r.a) gibi Ashab-ı Kiram’ın güzidelerinin Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hayatının hangi safhalarında yer aldığını bilmek, bize onu hatırlatacak vesilelerden diğerleridir.

Viladetten evvel

Ümmü Eymen’in (r.a) asıl ismi Bereke binti Sa’lebe’dir. Eymen isminde dünyaya gelen ilk evladına izafetle Ümmü Eymen denilmiştir. Üm, Arapça’da anne demek. Anne demek sadece dünyaya getirmesine vesile olmak mı demektir? Anne demek, evladını yetiştirmek onu canından aziz bilmektir. Ümmü Eymen (r.a.) anne idi, kendi çocukları da vardı. Lakin o, âlemlerin Efendisine, onun deyimiyle annelik yapma şerefine nâil oldu. Efendimiz’i canından aziz bildi, bütün şartlarda ve hallerde yanından ayrılmadı.

Ümmü Eymen (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in pederleri Hazreti Abdullah’tan miras kalan, Habeşli bir hizmetkârıdır. Peygamber Efendimiz, Hazreti Hatice (r.a) ile evlendikleri zaman azat ettiği halde, o bunu kabul etmemişti. Ubeyd bin Zeyd (r.a) ile evlenip, bundan sonra hayatının tamamında Efendimiz’in yanında bulunmuştur.

Peygamber Efendimiz’in valideleri Hazreti Âmine’nin vefatından evvel dadılık, vefatından sonra hem dadılık hem validelik şerefine nail olmuştur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) nasıl yetiştiğine şahit olmuştur. Peygamberimiz’in o yıllarını şöyle tarif ederdi: “Bu çocukta, Kureyş’in sabâhati (güzelliği), Medîne’nin melâhati (saygısı, güzel huyu), Beni Sa’d’ın fesâhati (güzel konuşmas bir araya gelmiştir.”

Annelik vazifesinde

Rasûlüllâh Efendimiz (s.a.v) altı yaşında iken annesi Hazreti Âmine ve hizmetkârları Ümmü Eymen’le birlikte Medîne’ye gittiler. Orada akrabaları Neccâroğulları’nın yanında, bir ay kadaı müsâfir kaldılar. Babası Hazreti Abdullâh’ın kabri ziyâret ettiler.

Yahûdilerden bazılarının, onda peygamberlik alâmetlerini görüp araştırmaları üzerine, Hazreti Âmine, Medine’de daha fazla kalmayı uygun bulmadı ve Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı. Hazreti Âmine yolda hastalandı, 30 yaşında iken Ebvâ’da vefât etti. Ümmü Eymen Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.), bağrına bastı. Mekke’den binip gelmiş oldukları iki deveden birisine bindi. Ötekini yedeğine alarak, Mekke’ye getirip dedesi Abdülmuttalip’e kavuşturdu. Rasûlüllâh Efendimiz’i (s.a.v), yüce Allâh hâmisiz bırakmadı.
Onu önce dedesi, sonra da amcası Ebû Tâlib himâye etti. Ümmü Eymen de onu, gölge olup hep takip etti.

İslamiyet’e davetinde ve hicretinde

Peygamber Efendimiz’e kırk yaşında nübüvvet geldiğinde ilk iman edenlerdendir. Kadınlardan ilk iman eden Hazreti Hatice validemizden sonra, Ümmü Eymen bir müddet sonra İslam ile müşerref olmuştu. Peygamberimiz Medîne’ye hicret etmişti. Ümmü Eymen ise Mekke’de kalmıştı. Rasülullah Efendimiz Ebu Rafi ve Zeyd bin Harise’yi Mekke’de kalan aile efradını getirmesi için vazifelendirdi. Kerimeleri Hazreti Fâtma ve Ümmü Gülsüm, zevcesi Hazreti Sevde, annemden sonra annem dediği Ümmi Eymen ve onun oğlu Üsame bin Zeyd’i getirdiler. Hicretten sonra Ensar ve Muhacirin can ve malları ile İslam’a hizmet etmek için gayret etmişlerdi. Ümmi Eymen ise Medîne’de sütlerinden istifade edilmek için Efendimiz’e verilen hayvanları gütme görevini üstlenmişti.

Cennet ile tebşir olunması

Ümmü Eymen’in zevci Ubeyd bin Zeyd Medîne-i Münevvere’de vefat etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazreti Hatice (r.anhâ)’nın kendisine hediye ettiği Zeyd bin Hârise (r.a.) adındaki kölesini de kendisine oğul edinmişti. Bir gün “Her kim ki cennetlik bir kadın almak isterse Ümmü Eymen ile evlensin.” buyurmuştu. Zeyd bin Hârise, Ümmü Eymen’e tâlib oldu ve Peygamberimiz onunla evlendirdi. Bunlardan nübüvvetin dördüncü yılında Zeyd bin Üsâme (r.a.) dünyaya gelmişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Üsâme’yi de kendi evladı gibi severdi. Zaman zaman gideceği yerlere Üsame’yi terkisine bindirerek yanında götürürdü. Peygamber Efendimiz’in vefatı sırasında 18 ya da 19 yaşlarında Medine’den çıkan ordunun komutanı idi.

Muharebe meydanında

Ümmü Eymen muharebelere katılır, gaza meydanlarında askerlere su taşırdı. Yaralı askerlerin yaralarını sarardı. Uhud ve Huneyn gazalarında bu vazifesini layıkı ile yaptı. Uhud Harbin’de yaralı askerlere su dağıtırken müşriklerden ok atanlardan birisi özellikle yaralı askerlere sıhhiye vazifesi gördüğü halde Ümmü Eymen’i hedef almıştı. Ok az kaldı ki onu vuracaktı. Bunu gören Efendimiz, annemden sonra ikinci annem dediği Ümmü Eymen’e ok atan bu müşrik vurması için en iyi okçulardan Sad bin Ebi Vakkas’a bir ok verdi. Efendimiz “Allah, atışını, okunu doğrultsun.” diye dua etti. Sad bin Ebi Vakkas nişan aldı ve o müşriki etkisiz hale getirdi.

Zevcesi ve oğlu da İslamiyet’in hizmetkârı

Oğlu Eymen, ilk çocuğu idi. Huneyn Gazvesi’ne katılmıştı. Genç yaşında bu gazvede İslam uğruna şehit olmuştur. Hicret’in sekizinci yılı Ümmü Eymen için hüzünlüydü. Zevcesi, İslam ordusunun Mûte’de kendisinden kat kat büyük Bizans ordusuna karşı verdiği harbin ilk komutanı Zeyd bin Harise’ydi. Bu harpte Peygamberimiz, Zeyd bin Harise şehit olursa yerine Cafer bin Ebu Talip’in geçeceği o da şehit edilirse kumandanlığın Abdullah bin Revaha’ya teslim edilmesini emir buyurmuştu. Zeyd bin Hârise (r.a.) Mûte harbinde şehit düştüğünde 55 yaşındaydı.

Peygamberimiz’in Vefatında

Efendimiz vefat ettiğinde Ümmü Eymen çok müteessir oldu. Ashab-ı Kiram, ehli beyti taziyeye geldiği gibi Ümmü Eymen’e dahi taziyeye gidiyorlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, (r.anhümâ) ziyaretlerine gittiklerinde “Niçin bu kadar üzülüyorsun. Cenabı Hak indinde Hazreti Muhammed (s.a.v.) kadar sevgili kimdir. Allahu Teâlâ sevdiğini yanına aldı.” dediler. Ümmü Eymen “Onun gidişiyle vahyin bizden kesilmesine ağlıyorum.’ diye söyledi.

Hicretin on birinci senesinin başlarında, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) irtihalinden beş ay sonra vefat etmiştir. Bereketli geçen bir ömrünün ardından Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v.) dillerde kalan “annemden sonra annem” ifadesi, onun gerçek değerini anlatmaya yetti.

Peygamberimiz dünyayı teşrif etmeden babası Abdullah vefat ettiğinde, dünyaya geldiğinde, sütannesi Halime Hatun’a verildiğinde, altı yaşında iken annesi Hazreti Âmine vefat ettiğinde, ardından dedesi Abdülmuttalip’i küçük yaşta kaybettiğinde, amcası Ebu Talip ve Hazreti Hatice’yi birbiri ardınca toprağa verdiği “Hüzün yılı”nda, hicret zamanında, Hazreti Fatıma’nın düğününde, kendisine “anne” diye hitap eden Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde, ehli beytimden geriye kalan dediği, cennetlik anne Ümmü Eymen vardı.

Kaynak:
1- Alasonyalı Mehmet Cemal, İslam Tarihinin Maruf Simalarından Hazreti Muhammed’in Dadısı Ümmü Eymen, İstanbul-1941
2- El-bidaye ven-nihaye
3- Tabakatı İbni Saad
4- Sahihi Buhari, Cilt 4
5- Asım Köksal, İslam Tarihi : Peygamberler Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhisselam ve İslamiyet, Köksal Yay, İstanbul

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu