Sağlıklı Hayat

Uykunun Farklılıkları

Kış Gelince, Uyku Düzeni Değişir mi?

Uyku, el-Kanun fi’t-Tıb adlı eserde şu şekilde tarif edilmiştir; “Uyku, vücudun kuvvetini artırır, nefsin kuvvetini rahatlatır. Sağlam bir bünyeye sahip olabilmek için zamanında yatmak, zamanında kalkmak ve yeteri kadar uyumak lâzımdır. Uyku derin olursa iyi olur. Gündüzleri uyumak ve aç karnına yatmak iyi değildir. Yatarken evvelâ sağa sonra sola dönerek yatılmalı, arka üstü baş aşağı yatılmamalıdır.”

Anlatılmaz yaşanır deriz ya bazı şeyler için. İşte uyku aynen öyledir. Allahü Teâlâ’nın bizlere vermiş olduğu en muazzam nimetlerdendir. Zannımca, uyku bir meslek olsa idi dünya, mesaiye kalan insanlardan geçilmezdi.

Uyku ile nem arasındaki bağlantı

Ebu Zeyd Ahmed el-Belhî (H.235/849), beden ve ruh sağlığının birbirinden ayrılmaz birer ikili olduğunu söyler. Bu tezini de geleneksel tıp hakkında genişçe malumat ihtiva eden Mesâlihu’l-Ebdan ve’l-Enfüs isimli eserini kaleme alarak açıklamaya çalışır. Günümüzdeki psikoterapi biliminin tarihi açısından da son derece önemli olan bu eserde müellif, uykudan şu şekilde bahseder:

“Uyku nimeti kendisine verilmiş her canlı için mecburi bir ihtiyaçtır, diyerek söze başlar ve devam eder. Bedenden başa doğru yükselen nemli buhar, beynin boşluklarına dolup baştaki organları nemlendirir. Bu sebeple insanın bedeni gevşer ve uyku ortaya çıkar. Uykunun ana maddesi nemdir. Vücudunda nem oranı fazla olan insanlar daha fazla uyuma ihtiyacı hissederler. Çocukların gençlere, kadınların erkeklere nazaran fazla uyumaları işte bu sebepledir. Yaşlıların vücudunda da nem oranı fazladır. Ama onların uykusu farklı sebeplerden dolayı zayıftır.”

Uyku bir kantar, uyudukça artar

İnsanların mizaçları/tabiatları farklı farklı olduğu için uykunun, herkes için genel-geçer bir saati ve miktarı yoktur.

Farklı nevilerden, uykunun farklılıkları

Yaş bakımından;

Ebu Zeyd Ahmed el-Belhî uykuyu, kendi içinde kategorize ederek aşağıdaki bilgileri bizlere sunmaktadır:

Çocuklar, aldıkları besinleri hazmetmeleri ve vücutlarının gelişmesi açısından uykuya gençlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Genç insanların ise yaşlılara nazaran daha fazla uyumaları gerekir. Yaşlıların uyku ihtiyacı ise az ve öz olmalıdır. Çünkü yaşlıların vücudunda, yediklerini hazmedecek yeterli ısı yoktur. Bu sebeple fazla uyku onların bedenlerini ağırlaştırarak nemi artırır ve bu da organlarına zarar verir. Bu sebeple yaşlıların az ve öz uyumaları, fazla uykudan kaçınmaları en makul ve sıhhat açısından en uygun davranış olacaktır.

Mevsim bakımından;

Senenin mevsimlerine göre uykuya şu şekilde bir düzenleme yapılabilir: İnsan, yazın kışa nazaran daha fazla uykuya ihtiyaç duyar. Çünkü yazları insan bedeni sıcak ve kurudur. Günler de uzun olunca fazlaca hareket eden insan, haliyle yorulur ve bedenini zinde tutmaya, dinlenmeye, uyku vesilesiyle vücudun kuruluğunu nemlendirmeye ihtiyaç hisseder. İşte tam bu şartlarda uyku, yerinde, zamanında ve ölçülü bir şekilde olursa bedene ilaç gibi gelir.

Kışın ise gündüzlerin kısa ve soğuk olması sebebiyle insanda fazla uyku ihtiyacı meydana gelmez. Geceleyin yeterli ölçüde uyumak, dinlenebilmek için kâfidir. Vücut ısısı vücudun iç kısımlarına doğru nüfuz ederek organların buharlarını harekete geçirir. Bu sebeple insan, uykuyu geceleri daha çok sever.

İlkbaharda insanın tabiatı uykuya daha bir meyillidir. Çünkü vücut içindeki nemler bu mevsimde çözülür, erir ve bedende uykuya sebep olur. Bedenlerinde nem fazla olan çocuklar başta olmak üzere insanların çoğu, uykuyu su gibi ararlar. Uyku, ilkbaharda kendisinden lezzet hissedilen bir gıdaya, yazın ise son derece faydalı bir ilaca benzer.

Sonbahardaki uykuya gelecek olursak; bu mevsimde ilkbahardan daha fazla uykuya ihtiyaç duyulur. Fakat bu uyku, ilkbahardaki uykunun aksine vücutta ağırlık yapar.

Gecenin saatleri bakımından;

Uykunun en güzel vakti gecedir. Gece, karanlık ve soğuk olması haysiyetiyle uyutur. Gece uykusu doğal bir durumken gündüz uykusu ise ârızidir. Bu durumdan Kur’ân-ı Kerîm’in Kasas Suresi 73. âyet-i kerîmesinde;  “Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz, gündüzün ise O’nun (c.c.) lütuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.” şeklinde buyurulur.

İnsan, eğer ki farklı sebeplerle gece uyumamayı alışkanlık haline getirmişse bunu gecenin ilk saatlerinde yapmamalı ve bu vakti uyur halde geçirmelidir. Çünkü gecenin ilk vakti, zifiri karanlığın meydana geldiği zamandır ve asıl gece de işte bu vakitlerdir. Bu vakitte uyunan uyku beden için daha faydalı, daha fazla besleyici ve insana daha fazla güç-kuvvet vericidir.

Sabah vakti güneş doğarken ve akşam güneş batarken uyumak iyi değildir. Nedeni ise gündüzün başlangıcı olan sabahın ilk saatleri; güneşin doğma, canlıların hareketlenme, bedene güç ve kuvvetin gelme, âlemdeki her şeyin canlanma vaktidir. Bu vakitte uyumak, insanın tabiatına zıttır. İnsan bu vakitte kendini uykuya alıştırırsa hem bedeni hem de ruhî melekeleri gevşer ve zayıflar.

Normal şartlarda seher vakti, ayakta olma, ibadetle meşgul olma veya işe-güce koyulma vaktidir. Ancak insan herhangi bir sebeple seher vaktinden önce uykusuz kalmışsa seher vaktinde az bir uyku ile -güneş doğana kadar- öncesini telafi edebilir. Gündüz vakti uyumak istenirse gündüzün zeval vakti olan gün ortası tercih edilmelidir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kaylûle sünnetini yerine getirmelidir.

Uyunması gereken bir diğer vakit de hüzünlü ve korkulu olunan zamanlardır. Çünkü korku ve hüzün, insan kalbinde acı cinsinden farklı bir hararet meydana getirirler. Uyku ise bu harareti azaltır, kalpteki kötü düşüncelere mani olur.

Rahat uyku için, bu usulü seçin

İnsanın rahat uyuyabilmesi için tercih etmesi gereken en uygun şekil, sağ tarafa yatıp (Hazım problemi olanların önce sağa, yaklaşık olarak 5 dakika sonra sol tarafa yatmaları daha uygundur.) yanağı sağ avuç içine koyarak uylukları karna doğru çekmektir. Bu şekilde uyunursa iç organlar sıcak tutulmuş olur. Yenilen gıdalar daha kolay hazmedilir. Uyku anında bir tehlike olduğunda iç organları korumanın en güzel yolu, bu yatış şeklidir.

Yataktan ani kalkmak, ani zararlar verebilir

İnsan, uykudan uyandırılırken panik halinde uyanmaması için yüksek sesle uyarmak yerine yumuşak bir ses ve hareketle uyandırılmalıdır. İnsan uykudan uyanır uyanmaz aniden yatağından kalkmamalıdır. Tamamen kendine gelip bütün duyu organları tam olarak kuvvetini toplayıncaya kadar yatakta beklemelidir. Çünkü uyku halinde insanın ruhu dalgalanır, organları gevşer, sarkar, uyanınca güçleri yavaş yavaş kendine gelir. İnsan sert bir şekilde ve zorla uyandırılırsa ya da kalkar kalkmaz bir iş yapmaya kalkışırsa bu davranışların hem ruha hem de bedene zarar verme ihtimalleri bir hayli yüksektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Uyku

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yatsı namazını kıldıktan sonra hususi bir işi (Kur’ân-ı Kerîm okuma, nâfile namaz, sohbet… ) yoksa erkenden istirahate çekilirdi. Bu vakit, yatsı namazından sonraki vakitti. Her gece teheccüd namazına kalkardı. Öğle vaktinde ise kaylûle yapardı.

Az Uyku İle Bol İstirahat Mümkün müdür?

Eskilerin tecrübeleri sonucu söylenegelmiş olan “Saat on yatağa kon, sabah üç yataktan uç” sözünü anlayabilmek ve başlıktaki sorunun cevabını öğrenebilmek için hormonlarımızın ne zaman ve nasıl çalıştığını bilmemiz gerekiyor.

Vücudumuzun dinç kalmasını sağlayan bazı hormonlar vardır. Bu hormonların değerlerinin belli zaman dilimleri vardır. Mesela vücudumuzu dinç tutan kortizol hormonunun kanda en zirvede olduğu zaman, sabah vaktidir. Bu miktar gün boyu giderek azalır ve gece saat 22-00-23:00 civarında en düşük seviyeye iner. Diğer bir hormon ise melatonin hormonudur. Büyüme-gelişme ve vücudun sıhhatini korumakla vazifelidir. Değerlerinin en yüksek olduğu saatler 22:00-03:00 arasıdır.

Bu bilgiler ışığında, 22:00 ile 03:00 arasındaki uyku %200 verimlidir. Yani bu saatler arasında 3-3,5 saat uyunduğunda 6 saat uyunmuş gibi olur. Gündüz ise 11:00 ile 13:00 arasındaki uyku %400 verimlidir. Bu saatler arasında yarım saatlik uyku 2 saatlik uykuya bedeldir. Dolayısıyla gece 3 saat gündüz de yarım saat uyuyan bir kimse matematiksel olarak 3,5 saat uyumuştur. Fakat yukarıdaki uyku saatlerine riayet ettiği için hakikatte 8 saat uyumuş gibidir.

Diğer açıdan baktığımızda ise ikindiden ve gece 03.00’ten sonraki uykular %50 oranında verimlidir. Mesela gece 03:00’te yatan bir kişi gündüz 12:00’de uyansa 9 saat uyumuştur. Fakat elde var diyebileceğimiz uyku saati ise yalnızca 4,5 saattir.

İmam-ı Gazâlî Hazretlerine göre uykunun 10 adabı

  • Uyumadan evvel abdest alıp dişleri misvaklamak /fırçalamak; gece ibadeti için lazım olan misvak, su gibi şeyleri yanında bulundurmak,
  • Uykuda iken ölme ihtimaline karşılık vasiyetini başucuna koymak,
  • Günahlardan tövbe edip içinde hiçbir kötü niyet bulundurmadan herkese karşı güzel duygular besleyerek uyumak,
  • Çok yumuşak yatakta uyumamak,
  • Uykusu gelmeden uyumamak,
  • Uyumak için kendini zorlamamak,
  • Sağ yanı üzerine uyumak,
  • Uyumadan önce tavsiye edilen duaları okumak,
  • Uykuyu bir tür ölüm, uyanmayı da yeniden diriliş bilerek ahireti düşünmek,
  • Uyandığında dua okumak, uyumadan önce Allahü Teâlâ’yı zikrettiği gibi uyanınca da O’nu anarak güne başlamak.

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı