VARLIK İÇİNDE YOK OLAN ŞEHİR: KERKÜK6 dakika okunma süresi

1

Ortadoğu’nun kalbinin attığı, Dünya’nın en eski uygarlıklarının yaşadığı, nice peygamberlerin, âlimlerin gelip geçtiği nice şair çıkartan bu şehir Mezopotamyanın başkentlerinden… Kâh hasretin adı, kâh acının tarifidir Kerkük. Yanıbaşımızda 100 yıl önce bir Osmanlı toprağı iken şimdi eserleriyle de yok olmakta.

“Can kerkük, canan Kerkük,

Her söze kanan Kerkük,

Mum gibi yanan Kerkük…’’ diyerek bu topraklarda yüzyıllarca acı çeken saf insanların dillerinde destandır….

Sokaklar korku içinde

Kerkük küçük Irak olarak bilinir. Zira Irak’a ait bütün her şey bu şehirde mevcuttur. Müslümanlara ve diğer toplumlara vatandır. Petrol koyuluğuyla kavrulan bu topraklara, Halil İbrahim sınır kapısından dört buçuk saatlik bir yolculuk sonrası ulaştık.

Hava sıcak, öğle vakti sokaklar sessiz, dükkânlar kapalı, burada halk sabah mesaisini öğlene kadar devam ettiriyor. Öğle vaktinden ikindi vaktine kadar kimse çalışmamakta… Kerkük’te ne var ne yok bir hal u ahvali öğrenelim diyerek şehrin içinde geziyoruz…

Masallara, destanlara ve mısralara konu olan Ortadoğu’nun kadim şehirlerinden Kerkük mâlesef acınacak bir durumda ve her yer harabe. Binalar yıkılmak üzere, yeni bir yapılanma yok, sokaklarda belli belirsiz yerlere atılan çöplerin ağır kokusu hâkim.

Şehir’de herkes her şeyden kuşkulanıyor. Yoldayken uzaktan görülen Kerkük petrol sahalarının resmini çektiğimiz için birilerinin bizi ihbar etmiş olabileceğinden dahi söz ettiler. Elimizde alenen fotoğraf makinesini taşıyamıyoruz. Halkın veya birçok yerde güvenlik muhafızının dik bakışlarına maruz kalıyoruz. Sanki bir suç işliyormuşuz gibi. Şehir içinde ve dışında her ne kadar güvenlik kontrol noktaları bulunsa da zaman zaman özellikle kalabalık alanlarda, pazar yerlerinde intihar eylemlerinin gerçekleştiği, bomba yüklü araçların patlatılması şehirdeki trajediyi anlatmaya yetiyor.

Tarih olan Kerkük Kalesi

Tarihin hüzünlü yüzü Kerkük kalesine çıkıyoruz ve şehri etraflıca süzüyoruz. Kerkük, düz bir ovada kurulmuş. İlk yerleşim izlerine M.Ö.2000 yıllarının ortalarında rastlanılmakta. En eski yerleşim mekânı ise Kerkük Kalesi. MÖ. 3. yüzyılda yapılan kale, Kerkük’ün her tarafını gören bir bir tepenin üzerinde yer almakta. Kale, bu eski şehrin adeta çekirdeğini oluşturmuş.

Bu yüzden en eski mimarlık ve şehrin tarihî
dokusunun da merkezi. Vakti zamanında kale 4 mahalle,743 geleneksel ev ve onlarca tarihi eserden oluşmasına rağmen şuan hepsi yok olmuş durumda.

Kerkük Kalesi, boşaltılmadan önce oturanların hemen hemen tamamı Türkmenlermiş. Kerkük’ün bugünkü durumunu en iyi tanımlayan şey, tarihi Kerkük Kalesi’nde tanık olduğumuz içler acısı görüntü olsa gerek.

Ayakta kalabilen eserler arasındaysa, Danyal Peygamber Cami, kiliseden camiye dönüştürülen Ulu Cami ile bütünüyle Türk eseri olan Gök Kümbet bulunuyor. Gök Kümbet 1361 yılında Celayirliler döneminde 820 metre kare alan ve 17 metre yüksekliğinde yapılmış. Kale’nin içinde günümüze kadar ayakta kalabilen Türk mirasının bir şaheseridir. Selçuklu dönemine ait Gök Kümbet 14. yüzyılda Selçuklu hanedanına mensup Buğday Hatun için yaptırılmış.2009 yılında restorasyon adı altında orijinal çatısı çıkarılarak Selçuklu Türklerinin hiçbir dönemine rastlanmayan şekilsiz bir yapıya dönüştürülmüş.

Petrol kuyuları ve tedirgin halk

Kerkük’ün Kara Altın diye tanımladıkları petrol çıkartılan Baba Gurgur bölgesine gidiyoruz. Kerkük merkezinden yaklaşık 15 km uzaklıkta. Burada çok eskiden beri yanmakta olan petrol gazlarının çukuru var. Yağmur’un söndürdüğü rüzgârın tekrar yandırdığı Baba gurgur ateşinin gürlercesine yanışına, Türkmenler bu adı vermişler. Günümüzde 1 milyon varilden fazla petrol çıkartan Kerkük‘te Irak’ta üretilen toplam petrolün yüzde 40’ı çıkarılmakta. Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı topraklarının bir parçası olan Kerkük’ten çıkarılan petrolün yıllık değeri 9.5 milyar dolar civarında. Dünya’nın en zengin şehri olabilme imkânına sahipken ne yazıktır ki yoksulluk içinde…

Petrolünün kontrolü ise halen Kuzey Irak (Kürdistan) Bölgesel Yönetimi’ne ait. Sadece Irak’ın petrol rezervlerinin ABD’nin 100 yıllık ihtiyacını karşılayacak miktarda olduğu söyleniyor. Türkiye’ye 2012 yılında başlayan 120 bin varillik Irak petrolü, Kerkük – Yumurtalık ham petrol boru hattı üzerinden Ceyhan’a ulaşıyor.

Kerkük’de ciddi bir güvenlik problemi var. Eller tetikte, bütün resmi kurumların önünde duvarlarla örülü beton güvenlik bariyerleri var. Şehirde Yerli askerler/peşmerge her tarafa simgesini asmış. Peki, peşmerge neden Kerkük’te diye sorarsak 2003 yılında ABD’nin işgaliyle birlikte başlayan Kerkük’ün demografik yapısı hâlâ Kürtler tarafından hızlı bir şekilde değiştirilmeye çalışılmakta. İşgalden hemen sonra hızla Kerkük’e göç eden Kürtler için gördüğümüz kadarıyla 2007 yılında şehrin sınır mahallelerinde çarpık yapılanma içinde binlerce konut inşa edilmekteydi. Bu yapılanmada mahalleler 3 kat büyümüş.

Eğitimden sağlığa tablo pek iç açıcı değil

Irak’ta son yaşanan olaylar çerçevesinde Kerkük’te eğitim durmuştu. Ancak eğitime tekrar başlandı. Bölgedeki 200 okuldan 198’i Irak’ın diğer şehirlerinden gelen Işid tehlikesinden kaçan ailelerle dolu. Şehirde aynı zamanda 3 farklı eğitim sistemiyle işleyen okullar bulunmakta. Bunlar Kürtçe, Türkçe ve Arapça olarak değişiyor. Ortak bir eğitim sistemi ve dili de oluşturulamamış.

Kerkük’te iki devlet hastanesi bulunmakta. Bunun dışında hastane yok. Kerkük’te hemen hemen bütün doktorların da özel muayenehanesi var. Devlet hastaneleri ise ücretsiz fakat bakımı yeterli olmadığından dolayı halkın çoğunluğu özel muayenehanelere gitmeyi tercih ediyorlar. Ağır hastaların tedavileri ve ameliyatlar ise çoğunlukla Kuzey Irak’ta veya Türkiye’de yapılmakta.

Bir şehrin aidiyeti ve kimliği, o şehrin tarihi mimari eserleri, sosyal ve kültürel yapısıyla yakından ilgilidir. Ama ne yazıktır ki bütün bunlar müdahale edilmediği sürece Kerkük’te yok edilmek üzere…

Dünyada aklınıza gelebilecek en büyük servetin üzerinde oturan Kerkük, bir o kadar yoksulluk ve sefalet içinde yaşatılan insanların şehri olmuş. Tarihi ve kültürel zenginlikleri harap olan Kerkük, ‘Dünyanın başını döndüren petrol nimet mi azap mı?’ sorusunu hatırlatıyor…

(Toplam 337 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

1 Yorum

  1. nöbetçi -

    Kerkük’ e gitme kararı kolay alınmamıştır muhtemelen, ailelerinizin isteksiz onayı, sizin tereddütleriniz…
    Gurur kötü bir şey, yoksa onur duyar insan…

Fikrinizi Belirtin.