AraştırmaDoğal Hayat

Ya Esmeseydi

Gözlerinizi Kapayın ve Hayal Edin

En sıcak zamanlarda insan oturacağı ve uyuyacağı yeri kuzey rüzgarlarına, kışın da sıcaklık getiren güney rüzgarlarına göre ayarlamalıdır. Sonbarda ise oturulacak yer doğu tarafından esen saba rüzgârına karşıdır. Rüzgârlar arasında saba rüzgârının esintisinden daha güzel esintisi olan rüzgâr yoktur. Tabi ki müsait mekânda yaşayana ve rüzgâr ilmini bilene…

Her geçen gün birbirinden farklı rüzgârlar esmeye devam ediyor dünyada; moda, ekonomi, şöhret, futbol…

Ya esmeseydi?

Hayatımızda ne gibi değişiklikler olurdu? Daha mı güzel olurdu, yoksa çok şey mi götürürdü hayatımızdan? Elbette ki, bazıları iyi şeyler getiriyordur, bazıları da kötü.

Peki, çok sıcak bir günde pencereyi açar açmaz yüzünüzü müşfikçe okşayan, ilkbaharda estiğinde yeni açmış çiçeklerin mis gibi kokularını tattıran, nebatatı aşılayan ve geliştiren, parça parça bulutları bir araya getirip yoğunlaştırarak yağmurun yağmasına vesile olan rüzgârların bundan sonra hayatımızda bir daha olmayacağını farz edelim.

O zaman ne kadar idame ettirebilirdik hayatımızı?

İnsana, hayvanata ve tabiata büyük tesirleri olan rüzgârların daha nice faydalarını, 900’lü yıllarda yaşamış Ebu Zeyd Ahmet el-Belhî’nin devrin tecrübelerini yazmış olduğu Masalihu’l-ebdan ve’l Enfüs (Beden ve Ruh Sağlığı) kitabından öğreniyoruz. Güzel, bir o kadar da ilginç bilgileri okumaya hazır mısınız?

Ebu Zeyd el-Belhî diyor ki:

“İnsanlar, senenin değişik mevsimlerinde oturmak için yaptığı yerleri, o mevsimde hoş olan rüzgârları alacak şekilde yapmalıdır. Çünkü dünyanın dört tarafından esen rüzgârların; insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerinde çok büyük tesirleri vardır.

Rüzgârlar, insan bedenine tesir eden etkenlerin en güçlülerindendir. Çünkü rüzgârlar parçalara bölünmüş havalardır. Hava ise karşılaştığı şeylere etki eden âlemin en güçlü cisimlerindendir. Gök cisimlerinin güçlerini yeryüzüne ulaştıran havadır. Hareketinin güçlü olmasından dolayı esmesi esnasında geçtiği yerlerin tabiatlarını insanlara ulaştırır.”

Rüzgâr, hayvan cinslerini etkiler

Rüzgârların, üzerine estiği ve karşılaştığı şeylerdeki etkisi öyle bir dereceye ulaşır ki, anne karnındaki yavru hayvanın tabiatını etkiler. Kuzey ve güney rüzgârlarının çoğu, eğer hayvanların ürediği yerlere sürekli olarak eserse doğan yavrunun çoğunlukla bir defa erkek, bir defa dişi olmasına neden olur.

Aynı şekilde insanların bedenlerine, güçlerine ve renklerine de tesirlidir. Kimi rüzgârlar insanın bedenini gevşetir ve değiştirir kimi de bedeni sertleştirir ve güçlendirir.

Jet süratiyle esen rüzgârlar

Atmosferin üst tabakalarında, batıdan doğuya doğru esen ancak akış genellikle kuzey ve güney yönünde değişen rüzgâr bantlarıdır. Bu sebeple, günlük hava durumunu etkileyen en önemli faktörlerdendir. Ayrıca uzun mesafeli yerlere, uçakla giderken kullandığımız bu rüzgârlar, zamanın kıymetini bilenler için de bulunmaz bir nimettir.

Yolcu uçaklarının batıdan doğuya doğru olan uzun mesafeli uçuşlarında zaman, jet akımları sayesinde çabuk geçer. Bu nedenle, İstanbul-New York seferi 11 saat sürerken dönüş yolculuğu 9 saattir. Günümüzde uçaklar, rutin olarak ya jet akımlarında rüzgârla birlikte uçmak ya da jet akımlarına karşı uçmamak için uçuş yüksekliklerini ayarlarlar.

Mevsime göre rüzgâr, rüzgâra göre mekân

Sağlığının kıymetini bilenler, rüzgârlardan gelecek faydaları elde edebilmek, zararlarından kaçınabilmek için oturdukları yerleri her mevsim faydalı rüzgârlara göre ayarlamalıdır. Dolayısıyla yaz mevsiminin en sıcak zamanında oturacağı ve uyuyacağı yer kuzey rüzgârlarına karşı olmalıdır. Çünkü o, şiddetli sıcağı dengeli hale getiren soğuk rüzgârdır. Kışın ise yerini, sıcaklık getiren güney rüzgârının estiği yöne göre ayarlamalıdır. Güney rüzgârları üzerine estiği şeyleri ısıtır, soğuğun şiddetini kırar.

İlkbahar ve sonbaharda ise, oturulacak yer doğu tarafından esen saba rüzgârına karşı olmalıdır. Bu mevsimlerde insanlar, genellikle aşırı sıcak veya aşırı soğuk ile karşı karşıya kalmazlar, sadece hoş bir esintiye ihtiyaç duyarlar.

Rüzgârlar arasında saba rüzgârının esintisinden daha güzel esintisi olan rüzgâr yoktur. Saba rüzgârının hafifçe esen ve havayı miktarınca hareket ettiren meltemi, en hoş olanıdır. Ama yine de fırtına şeklinde esen, her şeyi sarsan saba rüzgârına maruz kalınmamalıdır.

Adı gibi kendi de hoş olan rüzgâr

Saba melteminin en fazla estiği ve güzelliğinin anlaşıldığı vakit, gecenin sonu olan seher vaktidir. Güneşin doğudan gelmesinden dolayı saba meltemi çoğunlukla bu vakitlerde hareket ederek o yönden gelen havanın parçalarını hafifleştirir.

Isınan hava genleşir, yükselir. Dolayısıyla bunlar yayılır, dağılır ve daha geniş bir mekâna ihtiyaç duyar. Böylece “seher rüzgârı” denen esintiler oluşur. Bu esintiler insana dokunduğunda rahatlık verdiği için “hoş rüzgâr” olarak isimlendirilmiştir.

Seher rüzgârı eserken odanızın penceresi açıksa içeriye süzülen hoş esinti rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca insanlar, bu vakitte canlılık ve kuvvetin yüksek olmasından dolayı, saba rüzgârının yardımıyla ruhsal ve bedensel işlerine güneşin doğuşuyla veya sabahın ilk saatlerinde başlamayı âdet edinmişlerdir.

İnsan, bu vakitte dünyada sanki yeni bir işe başlıyor gibidir. Çünkü insan ömrünün en güçlü, en sağlam dönemi gençlik vakti olduğu gibi seher vakti de günün gençlik vaktidir. Dolayısıyla bu vakitte yapılan maddi – manevi, ruhsal ve bedensel her iş daha kâmil ve daha üstün olacaktır.

Gözü yaşlı rüzgâr

Atasözleri ve deyimlerin, engin tecrübeler sonucunda kalıplaşıp günümüze kadar gelerek bizlere yol gösterdiği herkesin malumudur. İşte bu kabilden olarak; lodos, kış mevsiminde püfür püfür esmeye başladığında, “Lodos, kar topluyor.” denir.  Yani her an kar yağmaya başlayabilir; yazın esmeye başladığında ise,  “Lodos’un gözü yaşlıdır.” denir. Yani her an yağmur başlayabilir, herkes önlemini ona göre alsın.

Bu balık yenmez

Eskiler havanın, lodosa dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı, baş ağrısı, halsizlik, nefes darlığı, göz kanlanması gibi bir dizi etkiye yol açtığını gözlemlemişlerdi. Bu nedenle lodos estiği zaman denizdeki balıkların bile davranışlarının değiştiği, etlerinin yenmez hale geldiği, bundan dolayı da kolay avlanabilen balıklara “lodos balığı” denildiği bilinmektedir.

Rüzgâra göre randevu

“İnternete gireyim ya da televizyonu açayım da bugün hava nasılmış bir bakayım; planlarımı ona göre yaparım.” Eski devirlerde yaşayan insanların buna imkânları yoktu. Farklı çözümler bulmaya çalışmışlardır. Mesela, hava sıcaklığı ve nemin lodosla birlikte arttığını ve bu artışın beraberinde yüksek olasılıkla yağış getirebileceğini bildikleri için bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlı hale gelmişlerdir.

İlginçtir ki Bizans döneminde lodos estiği zaman mahkemeler iptal olur, Osmanlı Devleti zamanında ise kadılar davalarda karar vermezlermiş.

Netice

An olur şemsiyemiz tersine çevrilebilir, an olur denizin ortasında bir vapurda mahsur kalabiliriz, an olur ağaçlar devrilip yollar kapanabilir…

İnsanız, çöker içimize bir ağırlık; ama bütün bu olumsuzluklar içinde öyle bir an olur ki, bir tatlı meltem esintisi her şeyi unutturur.

Tenimizi bir anne şefkatiyle sıvazlar. Alır götürür içimizdeki kasveti ve rahatlatır bizleri.

Hayat devam ettikçe, devam edecektir bunlar.

Bize düşen ise “ya esmeseydi” diyemeyeceğimiz bu nimetten en güzel şekilde istifade etmeye çalışmaktır…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı