YALANI SÖYLEYEMEZLER, YALANI ÖĞRENİRLER

0

Geçen gün üç yaşını yeni bitiren kızım bana “Öğretmenim bana kızdı, kitap yere atılmaz dedi” diye şikayetlendi. Önce anlamadım. Hayal ürünü bir oyun olduğunu, babasıyla oynadığı oyundan etkilendi herhalde diyerek: “Aaa! Öğretmenin sana kızdı mı? Neden kızmış? Ama kitaplar yere atılmaz ki. Öğretmenimiz ondan kızmış. Sana kızmamış, kitabı atmana kızmış.” dedim ikna oldu. Derken bu öğretmen faslı büyüdü. “Öğretmenim bana okulda şunu dedi, böyle okumalısın dedi, yarın yine gel dedi. ” gibi sözlerle bana çok şey anlatmaya başladı.

Kızım babasını öğretmen, kendisini de ya öğrenci olarak rüyasında görüyordu ya da böyle olmasını istediği için hayal kuruyor ve bana da, bu hayalini anlatıyordu. Her uyandığında bu güzel rüyayı anlatıp durdu bana. Babası her gün okula giderken, kızım da babası ile okula gidip onun öğrencilerinden biri olmak istiyordu. Bu özlemini ise bu küçük hikâyelerle dile getiriyordu.

Bu gibi örnekler çoğaltılabilir. Biz yeter ki farkında olalım. Çocuklarımızın en güzel rüyalarını süsleyen o uydurmaların ne olduğunu bilelim.

Eğer 4-5 yaş öncesi çocuk bu söylediklerimizi sergiliyorsa normaldir. Hatta çocukların 7 yaşına kadar söylediği, uydurduğu hiçbir şeyin yalan olarak görülmemesi gerekir. Çünkü çocuk, okul çağıyla birlikte hayal dünyasından gerçek hayata adım atar. Bu sebeple okul döneminin ilk yılları veya ayları çocuklarda uyum, adapte olma, konsantrasyon aktiviteleri ile geçer. Çocuk, geliştirdiği hayal dünyasından sıyrılarak gerçek nesne ve olgularla hayatı algılamaya ve anlamlandırmaya başlar.

Biz ebeveynler çocuğun bu halini anlamadığımızda hemen panikleriz, “Eyvah! benim çocuğum yalan söylemeyi öğrenmiş.” diye hayıflanırız. Bu bizim bildiğimiz yalanlardan değildir. Çocuğun hayal dünyasının ürünüdür. Bilmeyiz ki çocuğumuz büyüyor ve zekâsını kullanmaya başlıyor, akıl yürütüyor, hayaller kuruyor, oyunlar üretiyor. Yani o küçük yalanlar! onun küçücük dünyasının kocaman düşleridir. Ama her zaman böyledir demek doğru olmaz. Biz anne – babalar bunu ayırt edebilmeli. Çünkü çocuğumuzu ve çocuğumuzdaki davranışı anlayarak hayali bir oyun ya da sözle
bizi yanıltıyor mu; yoksa gerçekten öğrendiği bir yalanla mı bizi aldatıyor? Bunu fark edebilmeli.

Çocuk yanında yalan söylendikçe yalana alışacak, artık yalanın nasıl bir şey olduğunu öğrenecek ve yeri geldiğinde kendisi de kullanacaktır. Çocukta yalan böyle yerleşir. Hele bir de farkında olmayarak desteklenirse tehlike sinyalleri çalar. Çocuğun yaptığı, ettiği her şeyi takip eden ve en basit hatalarda ona kızan, bağıran, öfke duyan bir ebeveynin davranışı çocukta baskıcı bir yalan söyleme getirisi oluşturur. Çocuk korktuğu her an, kaçmak istediği zaman, bir hata yaptığında, yalana sığınır ve bilinçsizce çocukta yalan söyleme alışkanlığı tetiklenmiş olur.

Ne Zaman Yalan Söylerler?

Aslında çocuklar yalan söylemez; yalanı öğrenirler.

İki yaş döneminden sonra düzgün konuşan ve hayal dünyası geniş, zeki olan birçok çocuk ve okul öncesi dönemdeki her çocuk genelde yalan söylediği zannedilerek ailelerde korku ve endişe oluşturabilir. Oysa çocuk yalan söylüyor gibi görülse de çocuk yalan söylememektedir. Çünkü bu yaştaki çocuk yalanı bilmez, yalanı zihninde kuramaz. Hayal dünyasını oluşturan akıllı, pratik, sosyal kişilik oluşturan, kendini öğrenen ve kendine bağlı farklılıkları keşfeden, her çocuk, bir takım şeyler uydurur. Zamanla bunu büyütür ve oyuna, eğlenceye hatta küçük masallara, hikâyelere dönüştürür.

Neden Yalan Söylerler?

• Yalanı öğrenmiştir, model aldığı biri vardır. Bu kişi anne- baba, abi, abla her hangi bir büyüğü olabilir. Kimi zaman bizim basit kaçamaklar adına uydurduğumuz her şey yalan olarak dönebilir çocuğumuza. Diyelim ki hiç farkında olmadan çocuğunuzun yanında basit bir yalan söylediniz. Yeri geldiğinde bu şekilde davranmak çocuğa cazip gelecek: “Nasıl olsa annem de yalan söylemişti, o zaman ben de söyleyebilirim.” düşüncesi oluşacak.

• Korktuğu zaman artık daha önce öğrendiği yalana başvururlar. Her fırsatta baskıya maruz kalan ve yaptığı her şey hata olarak görülen çocuk, Kurtulmak adına yalanı çabuk söyler.

• Artık yalanı öğrendiği için eleştirilen, konuşma hakkı verilmeyen çocuklar yalan söyler. Her an bir hatası bulunacak endişesiyle, yakalanacağım korkusuyla yalan söylemeye itilirler.

• Önemsenmeyen, hesaba alınmayan ve küçük düştüğünü anlayan çocuk, değerlilik hissini yaşamak için basit yalanlara başvurabilir.

• Başkaları ile kıyaslanan çocuk yalan söyleyebilir. Ailesi ya da öğretmenleri tarafından her zaman başka biri ile kıyaslanan çocuk yalana başvurabilir. Kendini diğer arkadaşının yerine koymak için elinden geleni yapar.

• Her defasında: “yalancısın!” diye azarlanan çocuk yalan söylemeye alışacaktır. Yani “yalancısın” dedikçe yalancı olur. Bu kimliğe bürünür. Çocuk yalan söylese bile onun yalanını kızarak, öfkelenerek değil çözüme giderek, analiz ederek çocuğa yardımcı olunmalıdır.

• İlgiden, sevgiden, hoşgörüden yoksun çocuk, ilgi çekmek adına küçük yalanlar üretebilir. Çocuklarımıza daima sevgi ve ilgiyle bakmalıyız. Onları dinleyerek sıkıntılarını sorup çözümler aramalıyız. Ve ona önemli olduklarını hissettirmeliyiz.

• Çocuk, kimi zaman menfaatleri ve sahip olmak istediği şeyler için de yalana başvurur. Oysa niyeti masumca bir bekleyiştir.

• Eğer kardeş kıskançlığı varsa, buna rağmen aile bu yönde bir tedbir almı-
yorsa, kardeşler arası iletişimi sağlayamıyorsa, bu durum çocukta yalan içerikli tavır ve düşüncelere yol açar. Hatta davranış bozukluklarına iter. Aile içi huzursuzluklar dahi oluşturabilir.

• Çocuk, sosyal ve fizyolojik sebepli arzuları, eksiklikleri, özlemleri adına da yalana başvurabilir. Sokak çocuklarını düşünün! Hangisi bu çileyi reva görmüştür kendine? Ve dilenmeye mecbur bırakılmış çocukların hali nedir? Bu hale nasıl gelmişlerdir?

“Açlık, yoksulluk, aile içi şiddet ve huzursuzluk” çocukta hem ciddi tahribatlar oluşturur hem de davranış ve düşünce olumsuzluğuna yol açar. Ve bu çocuklar yoksun oldukları her şey için bir yalan söylemekten hiç çekinmezler.

Bu örnekler, maddeler sıralanabilir. Bizim görevimiz çocukla iletişim kurmak ve ona yalnız olmadığını hissettirmektir. Karşımıza alarak var olan sıkıntılarını sormak, ona yardımcı olmak, bize düşen en önemli vazifelerdendir.

Ne yapmalıyız?

Çocuk, yalan söylemek nasıl bir şeydir merakıyla, yalan bir kurtarıcıdır niyetiyle, yalanla halledebilirim düşüncesiyle yalan söylemeyi öğrenir.

Önlem alınmazsa tehlikeli olur. Söylenen birçok masum yalan, zamanla çocuğu davranış bozukluğuna iter. Tetikleyici nedenlerle ve baskıyla bu yalanlar arttırıldığında durum daha da vahim olur. Çocukta kişilik bozukluğuna varan tehditler oluşur.

Bu nedenle: Bırakın yalanı söylesin, önce bir rahatlasın…

Siz sonra başlayın ve sakın: “Niye yalan söylüyorsun?”, “Biliyorum yalan söylüyorsun”, “Sen yalancının tekisin” gibi laflar etmeyin. Asla öfkelenmeyin, onu azarlamayın. Olayı anlamaya çalışın. “Çocuğum neden yalan söyleme gereği duydu?” diye kendinize sorun.

Olayları abartmadan kapatmak bazen iyi bir sonuç verir. Duymazlıktan gelmek, görmezlikten gelmek iyi olmasa da bazen işe yarar. Küçük yalanlarla uğraşıp baskıyla daha da çok yalan üretmesine izin vermektense, o küçük yalanlara iten sebepleri bulun ve ona yaptığının yanlış olduğunu izah edin. Ona yalanı ve kimlerin yalan söylediğini, yalan söyleyenlerin toplum tarafından sevilmeyeceğini, aşağılanacağını anlatarak gerçekleri görmesine yardımcı olun.

“Çocuktur, büyüyünce söylemez. ” diyerek hata yapmayın.

“Nasıl olsa zamanla fark eder!” demeyin.

Çocuk, yalan söylediği zaman telaşa kapılmayın.

Nihayetinde, gerçekten çocuk yalan söylemez; yalan söylemeyi öğrenir. Ebeveyn olarak çocuklarımızla iletişimlerimize ve çocukların yanında başkalarıyla olan iletişimlerimize dikkat edelim, özen gösterelim. Farkında olmadan yaptığımız olumsuz bir davranış, bir cümle, onların hemen kapıvermesine, model almasına sebep olur. Sonra: “Kimden öğreniyor bu çocuk hiç anlamıyorum!” demek zorunda kalmazsınız. Çünkü çocuk her şeyi önce ailede öğrenir.

Çocuğunuzla gerektiği şekilde ilgilenmediğiniz zaman arkadaş çevresi, televizyon, internet, toplum çocuğunuzun davranış ve düşünce kalıplarında yer eder. Bu da telafisi zor toplumsal konulardan en önemlisidir günümüzde. Aile içinde gelişemeyen, değişemeyen ve daima dışarıdan etkilenen her çocuk, sorunlarla bocalamaktadır. Sonra da sosyal ve kişisel kaygı, korku, bunalımla kendini yıpratmakta ve yanlışlarla, hatalarla dolu bir çıkmaza girmektedir.

Çocuklarımıza sahip çıkalım ve hiçbir gücün onları baskı altına almasına, yıpratmasına, bunalıma itmesine izin vermeyelim.

Unutmayalım, çocuklarımızın mutlu ve huzurlu olduğu bir ortam bize cennet bahçelerinden bir bahçe kadar sevimlidir.

(Toplam 95 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.