Kişisel Gelişim

Yalanın Bilim Hali

Kendinize Dürüst müsünüz?

Sordular: “Bu elbise, beni şişman gösteriyor mu?”

İnsanların çoğunun cevabı, “Hayır” şeklinde hazırdır. Kimilerine göre bu, esasında soru hükmünde bile değildir.

Dürüst olalım, işin doğrusu nedir? Belki de o elbiseyi giydiğinde kilolu durmaktadır, ama kusur elbisenin midir? Ona doğruyu söylemeniz, daha uygun bir giyim tarzı oluşturmasına vesile olabilir. Diğer taraftan soruyu soran “Güzel göründüğünü” duymak istiyor olabilir. İşte burada, iş size kalıyor.

İçinde bulunduğunuz durumu samimi olarak kavramanız gerekiyor. İma edilen/duyulmak istenen anlama/manaya dürüstçe cevap vermeniz, yalan söylemek olmayacaktır. Eğer mahremiyete riayet noktasından cevap verirseniz hem kendinize hem de soruyu soran kişiye dürüst davranmış olursunuz. Dürüst olmak bu kadar kolaydır. Yalan söylemek öyle mi?

Laboratuvardaki yalan

Bilimciler, 108 gönüllünün katıldığı bir grup içinde bazı psikolojik testler yardımıyla hastalık şeklinde yalan söyleyen on iki kişiyi belirlediler. Pişmanlık, vicdan azabı ve diğer ahlakî duyguların nörobiyolojik karşılığının bulunduğu beyin bölgelerinin prefrontal kortekste yer aldığını tahmin ediyorlar. Araştırmacılar fonksiyonel bilgisayarlı tomografik (CT) görüntüleme -bu yöntemle farklı beyin bölgelerinin sinirsel aktivitesi ölçülür- ile patolojik yalancılarda, beynin prefrontal korteks adı verilen bölgesindeki beyaz maddenin, kontrol edilen diğer gruplara kıyasla %20 artmış olduğunu tespit ettiler. Gri madde miktarı sadece %14 artmıştı; böylece gri madde ile beyaz madde oranı %36 ile 42 arasında azalmıştı.

Beyaz madde ise beyindeki sinir bağlantılarına -kablo bağlantılarına- denk geliyor. Gri madde, büyük ölçüde, sinyalleri aktarmayan ama kontrol eden hücre çekirdeklerinden oluşuyor.

“Yalan söylemek büyük çaba gerektirir.” diyor, araştırmaya katılan Adrian Raine. “Hastalık şeklinde yalan söyleyenlerde sinir yapısının sık dokulu bir ağdan oluşmasının açıklaması şu olabilir.” Verileri şu sonuca götürebilir: Hastalık şeklinde yalan söyleyenlerde daha çok sinir bağlantıları var, zira yalanları ardı ardına inşa etmek, bunu gerekli kılıyor. Sinir bağlantılarının çok olması sizi aldatmasın; bu kişiler, pişmanlık ve vicdan azabı duymaya yetmeyecek kadar da az sinir kütlesine sahip. Vicdanî hissi olmayan ve yaptığı şeyden zerre miktarı nedamet duymayan katı kalpliler diyebiliriz.

Yalan zihne de yüktür

Biraz daha ilerleyelim ve mevzuyu bilimsel olarak detaylandıralım. Yalancının en büyük problemlerinden biri, söylediği ve söyleyeceği yalanları zihninde tutmak zorunda olmasıdır. Bazıları bu konuda tam bir yalan ustasıdır. Zihnin bu aşırı hesaplama yükünü normal bir davranış gibi yaparlar; yani yalan söylerken strese bile girmezler.

Niye mi? Bu kişiler,  psikopattır. Ondan dolayı başka insanlara önem vermezler, umurlarında değildir, işi bittiği insanla irtibatlarını kestirip atarlar. Bundan da memnuniyet duyar tarzda, övünç kaynağı gibi gösterirler. Çünkü bu kişiler, benmerkezcilik/kibir abidesidir.

Dürüst olanları bile yalancılık ile itham ederek insan erozyonuna yol açarlar. Yalancılar, egolarına toz kondurmaz. Kendi davranışlarını haklıymış gibi yorumlar ve yorumlatır. Bununla da yetinmez, yalan söyledikleri kişileri devamlı küçümsemeyi de ihmal etmezler!

Dürüstseniz zihniniz yorulmaz

Dürüst kalanlar tarafında ise yalana maruz kalmanın psikolojik bir algoritması oluşur. Zira yalanlar, başka yalanları beraberinde getirir. Dürüst kalanlar için, doğru sözler fazla emek gerektirmez. Ancak, yalanları devamlı olarak, tıpkı bir savaş gibi doğru ile çatışmadan uzak tutmak gerekir. Yalan ne kadar artarsa doğru ile çatışma oranı da o kadar artar. Siz doğruyu söylediğinizde, zihninizde tutmanız gereken hiçbir kötü niyet, düşmanlık, kasıt yoktur. Soru sorulduğunda hiç telaş etmeden cevap verebilirsiniz. Zihniniz yorulmadığı için bazı fikirleri yeniden gözden geçirip dürüstçe kendi görüşlerinizi bile tashih edebilirsiniz.

Dürüst kalmanın zihninize sağladığı fayda şudur: Karşınıza kim gelirse gelsin, hangi soru sorulursa sorulsun, kafa karışıklığını, itirazları ve şüpheleri rahatça, samimi bir şekilde tartışabilirsiniz. Çünkü doğru düşünme; doğru söylemeyi, tabii olarak da yanlıştan, yalandan arınmayı, uzak durmayı getirir.

Yalancı, kime ne söylediğini zihninde tutmak, gelecekte söyleyeceği bir sonraki yalanı devam ettirmek mecburiyetindedir. Yalan onun için artık, bir zorunluluktur. Bu, normal olmayan bir çalışmayı icap ettirir; bütün bu söylenenler, samimi iletişimin ve berrak bir hafızanın yitirilmesi pahasına olur. Vesvese peşini bırakmaz. Yalancı, kaynağı ne olursa olsun her yeni açıklamayı tekrar tekrar düşünür. Çünkü kurduğu algı dünyasına zarar verip vermeyeceğini test etmek zorundadır. Yalanını birilerinin keşfedeceği ihtimali, beyninin köşesinde bir kurt gibi durur. Bütün bu stresler üst üste binince koskoca bir algı dünyası oluşur ve dürüstlük sahasının dışına çıkar.

Yatsıya kadar siz de bekleyin

Yalanlar, belli bir sayıya ulaşınca, etrafı bilgisiz bırakma endişesi ve algı oluşturma, sürdürülemez bir hale gelir. Belki doğrudan yalancılık suçlamasıyla karşı karşıya kalınmaz. Lakin birçok kişi veya topluluk, bu muğlak ve şüpheci, çözülemeyen labirent gibi karmaşık hale getirilen sözlerden ve tam olarak çözemediği sebeplerden dolayı kendisine güvenilmeyeceği fikrine varır. Sadece doğruların çevresinde dolanıp duran biri gibi görünmeye çalışıyorsanız, kesinlikle böyle birisinizdir. Doğru olun, rol yapmaktan kurtulun.

Bütün bunların sonunda her şey masal gibi biter. Yalancının mumu yatsıya kadar dayanır. Eğer dürüst kaldığınızı test etmek istiyorsanız sizin de yatsıya kadar beklemeniz gerekiyor. Yüzde yüz dürüst yaşamak ve söylemek ancak böyle mümkün hale gelebilir.

Not: Herkesin yalan söylediğini düşünüyorsanız, ya o yalancı sizsinizdir ya da tek siz doğrusunuzdur! Bunu yenmenin tek yolu vardır: Bazı insanların neden doğruyu söyleyemediklerini düşünün. Kendiniz için, “Acaba ben her zaman her yerde bir şekilde doğru söyleme imkanını nasıl bulurum?” diyerek aklınızı doğruluğa sevk edebilirsiniz. Unutmayın, doğrunun sahasını genişletirseniz, zıddı kendiliğinden köşeye sıkışır, sıvılaşır ve erir.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı