AraştırmaKişisel GelişimTarih

Zor Kararı Alma Stratejileri “Meiji Restorasyonu”

Nasıl Yönetirdi?

Her gün yeni kararlar alırız. Aldığımız kararların çoğu basit kararlardır. Şayet aldığımız karar, hayatımızın bundan sonraki kısmını değiştirecek veya onlarca kişinin hayatını etkileyecek ise, o zaman zor kararı alma stratejisini uygulamamız gerekiyor demektir.

Karar verirken, üzerinizde baskı ve gerginlik hissediyorsanız bu, davranışlarınıza da yansıyacaktır. Konuşurken kekelemeler, nedensiz yere ağlama ya da gülmeler, baktığı yeri görememe, hızlanan kalp atışı, ağız kuruluğu, boyun ağrısı ve ishal gibi durumlar, yeterince zorlu karar alma aşamalarından birini yaşadığınızı gösterir.

Zor zamanlarda doğru karar vermek için önce fizikî rahatlık gerekir. Fizikî rahatlığın oluşması için, doğru karar verme ortamının hazırlanmış olması lazımdır. Bu yazımızda, zor durumlarda doğru karar verme ortamının kurulmasına odaklanacağız. Başarılı kararları nasıl verebiliriz, sorusuna cevap bulmaya çabalayacağız. Her zaman yaptığımız gibi bu işi iyi yapanların usullerini almaya çalışacağız.

Yüzyıllar boyunca birçok farklı kültürden insan, ciddi sorumluluklar alıp zor problemlerle mücadele ettiler. Neticede insanlık tarihi boyunca başarılı kararlar alındı ve ortaya güzel tablolar çıktı. Bunlardan birisi de teknolojisi ile takdirleri toplayan Japonya oldu.

Japonya, 18. yüzyılın ortalarından itibaren yavaş yavaş Batı etkisiyle değişmeye başlamıştı. Amerikan savaş gemilerinin ticaret kisvesi altında Japonya’ya varışları, Shogun yönetiminin sonunun yaklaştığının habercisiydi. Çünkü Shogun yönetimi, Asya sularında artan Batı tehdidine karşı herhangi bir çözüm üretemiyordu.

6 Kasım 1868’de, henüz 16 yaşındaki İmparator Mutsuhito, yönetimi devraldığı sırada, ülke tarihinin en kötü dönemlerinden birisi yaşanıyordu. İç karışıklıklar almış başını gitmiş ve millî birlik yıkılmış haldeydi. İmparatorluk, başkent Kyoto’da sıkışmış, ülke fiilen Tokugawa Şogunluğu (askerî yönetim) tarafından idare ediliyordu.

Böyle bir ortamda Mutsuhito/Meiji, hangi önemli kararları alacaktı ki bir süre sonra Japonya’nın modernleşme süreci başlayabilsin? Japonya’da zor kararı alma stratejisinin alınıp başarılı şekilde uygulandığı dönem, “Meiji Restorasyonu” diye isimlendirilir. Karar alma stratejimize güzel dersler çıkarabilmek için bu dönemi kısaca hatırlayalım.

Meiji Restorasyonu

Bahsi geçen restorasyonun başlayabilmesi için önce, yönetimin ele alınması gerekiyordu. Meiji, ilk iş olarak sarayda bulunan devlet adamlarının görevlerine son verdi. Kötü devlet kadrosuyla iyi işler yapılamazdı. İmparator, kendine çekirdek bir kadro kurdu. Bunlar olurken ordu komutanı Keiki, büyük bir orduyla saldırıya geçti. Tecrübesiz Mutsuhito zor durumdaydı. İmparatorluğun bütün askerî gücü, karşı tarafta toplanmıştı. Ancak kimsenin beklemediği bir şey oldu; Keiki’nin ordusu ne kadar denerse denesin, imparatorluk kuvvetlerini geçmeyi başaramadı ve kaybettikleri savaş sonrası koca ordu dağıldı.

Genç İmparator, zafer sonrası kuvvetleriyle her gün yeni bir şehri ele geçirdi. Mutsuhito, her gittiği şehirde coşkuyla karşılanıyordu; Japonya’nın gözünde o, kahramandı.

Yönetim ele geçirilmişti fakat zorlu dönem hemen bitmemişti. Japonya’nın teknolojisinden bahsedilemeyeceği gibi askerî güç ve ekonomik büyüklüğü bile varlık yokluk seviyesindeydi. Yıllar içinde başkentte, üretmeyen fakat aşırı tüketen bir nüfus ortaya çıkmıştı. Orta Çağ Avrupa’sını andıran feodal toprak düzeninin hâkim olduğu ülkede, başkentteki savurganlığın yükü, fakir çiftçinin sırtına bindirilmişti.
Meiji Restorasyonu’nun temeli, diğer devletlerden kültür ve teknoloji ithaline dayanıyordu. Meiji, birçok üst düzey devlet adamını 18 ay sürecek Amerika ve Avrupa gezisine gönderdi. Bu gezinin maksadı, Batı’da devlet yapılanmasını ve organizasyon şemalarını çıkarmaktı. Heyet, Boston’dan Berlin’e kadar okullar, fabrikalar, müzeler, limanlar, tren yolları, saraylar gibi birçok Batılı kurumu ve mimari yapıyı inceleyip rapor hazırladı.

Yeni yönetimin önünde, çıkılması gereken zorlu bir “değişim” yokuşu vardı. Bu yüzden genel strateji olarak adım adım modernleşmeyi benimsedikleri görülür. Önce Japonya’nın jeopolitik haritasını düzenlemekle işe başladılar. Bunu, sosyal yapının yeniden düzenlenmesi, feodal sistemin terk edilmesi, askerî alandaki tesviyeler ve yeni vergi düzenlemeleri izledi.

Yeni dönemin başlangıcında karşılaşılan en büyük problem, kabul edilen yeni endüstri, ticaret ve eğitim sistemine uygun bir şehir planlamasının yapılması ve değişen duruma ayak uydurabilecek binaların inşa edilmesiydi. Eski başkent Kyoto’dan, yönetim merkezi Edo’ya taşınınca kentin adı ‘doğu başkenti’ anlamına gelen Tokyo ile değiştirildi. Böylece Tokyo, Meiji Dönemi’nin modernleşme hareketinin sembolü haline geldi.
Meiji Hükümeti, değişimin fizikî boyutunu planlarken fark etti ki talep edilen yeni faaliyetler, beraberinde yeni biçimler de getirmek zorundaydı. Yeni askerî teknikler, eğitim sistemi, batıdan gelen ipek dokuma teknikleri, kendilerini barındıracak yeni yapılara ihtiyaç duyuyorlardı. Bunun her biri zor işlerdi ve her bir adımda zorlu kararlar alınması gerekiyordu.

Japon geleneğinde zor zamanlarda doğru karar verebilme alışkanlıkları

Her toplumun bazı alışkanlıkları vardır. Mesela Orta Asya toplumları, eskiden beri hızlı karar vermeleri konusunda sürekli eleştirilir. Zor zamanlarda bile hızlı karar vermek isterler. Zannederler ki hızlı karar, zor zamanları kararın çabukluğuyla doğru orantılı şekilde bitiriverecek. Ancak durum bunun tam tersidir, zor kararlar hızlı alınmamalıdır. Çünkü zor kararı alma stratejisinin mutlaka gri alanları vardır. Gri alanlarda hızlı alınan kararlar, yeni problemler ortaya çıkarabilir. Meiji, Japon toplumunu topyekûn değiştirmeyi düşünürken gri alanları iyi planlamak için organizasyonlar yapmıştı. Bunlardan biri de yurt dışına heyet göndermekti. Siz de şu yazacağımız süreçleri iyi izlerseniz, gri alanlardaki kararlarınızı verirken, problemi doğru yerden çözüme kavuşturma ihtimalinizi artırabilirsiniz.

1.Yalnız kalmayın: Meiji ne yaptı? Toplumun tamamını karşısına almadan önce, sonuçları düşündü ve kendine bir heyet kurdu. Toplum karşısında yalnız kalan yönetici, doğru bir model değildir. Riskli kararlar almadan önce göreviniz, iyi danışman ve uzmanlardan oluşan bir kurul oluşturmaktır. Kurul oluşturulduktan sonra kendinize ve kuruldakilere “Ne yapabiliriz?” sorusunu sormakla başlayabilirsiniz.
Sonra, “Ne yapabiliriz?” sorusunun cevabında ortaya çıkacak her bir olasılık, kısa ve uzun vadede kimler için ne gibi fayda ve zarar sağlayacak, buna bakmalısınız. Bu şekilde sonuçları tam görebildiyseniz, en başından ortaya çıkacak riskleri yönetmeyi de düşünebilirsiniz. Alacağınız kararların her bir adımını gerçekçi şekilde ele alıp, derinlemesine gözden geçirmeniz gerekiyor. Aldığınız kararın gri alanlarıyla daha en başından yüzleşmiş olmalısınız.

2.Sorumluluğunuzu kabul edin: Şayet yönetici iseniz, isminizin gerçek manası yönetmek değil “sorumluluk almak”tır. Birlikte yol aldığınız kişilerin hayatlarına, haklarına ve itibarlarına karşı saygı duyma ve bunları korumakla sorumlusunuz.

Yönetici olarak başarılar, sizin konforlu bölgenizi oluşturur. Konforlu bölgenize odaklanmaktan kurtulup zaman zaman dışarıya çıkmalı, kör noktaları tanımaya çalışmalısınız. Kendinizi ilgili bütün tarafların, özellikle de savunmasız olanların yerine koymalısınız. Meiji olsaydınız, bütün milleti toptan bir değişime götürmeye çalışırken, kendinizi en uçtaki bir insanın yerine koyabilecek miydiniz? Meiji değilsiniz fakat şirket faaliyetlerinizde verimsiz olanlar var ve siz bunları kapatmak istiyorsunuz. Bu durumda kendinizi çalışanlarınızın yerine koyduğunuzda siz, en çok neden endişe eder ve korkardınız? Nasıl bir muamele görmek isterdiniz? Neyi makul görürdünüz? Hangi haklara sahip olduğunuza inanırdınız? Hangi davranıştan nefret duyardınız?

Kararlarınızın sonuçlarından etkilenecek insanlarla konuşabilirsiniz. Ekibinizin bir üyesinden rapor talep edilebilir veya dışarıdan biri ya da bir mağdur gibi, ikna edici şekilde rol yapmasını isteyebilirsiniz.

3.Kumaşı kabul edin: Yöneticiler zor zamanlarda, gerçek olan ile ideal olanı birbirinden ayırmakta zorlanabilirler. İdealde, bütün çalışanlarınızın yüksek erdemli insanlardan oluştuğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ama gerçekte sakin bir çevrede yaşamadığınızı kabul etmek zorundasınız. Zamanımızın insanlarının bir kumaşı var ve bu kumaştaki her detay öngörülemez.

İçinde yaşadığımız dünya, insanların kişisel çıkarlarıyla şekillenmiştir. Mükemmel planlar kötü sonuçlanabilir ya da kötü planlar bazen işe yarayabilir. Yaşananların çoğunun kontrolümüzün dışında olduğunu kabul etmek gerekir.

Problemlerin olası çözümleri içinde, hangisinin olasılığı daha öndedir. Hangi planınız daha dayanıklıdır. Yönetici olarak siz, ne kadar dayanıklı ve esneksiniz? Zor zamanlara girerken, etrafınızdaki gücün/yetkinin kuvvet alanının bir haritasını çıkarmalısınız. Kim ne istiyor ve bunun için ne kadar gayretli? Aynı zamanda kendinizi çevik ve fırsatları iyi değerlendirecek şekilde hazırlamalısınız. Yolunuza çıkacak engelleri aşabilecek misiniz, sürprizlerin etrafından dolaşabilecek manevra kabiliyetiniz var mı?

4.Kim olduğunuzu unutmayın: İnsan, tabiatı gereği kendini korumak için başkalarının canını yakmaya meyillidir. Savaş zamanlarında bile yaşlılara, kadınlara, çocuklara ve ağaçlara zarar verilmez, kuralını hatırlayın. Kim olduğunuzu hatırlayın ki bu madde size, bir adım geri atmanızı ve kararlarınızı, inandığınız değerler çerçevesinde gözden geçirmenizi hatırlatsın.

Şahsî ve şirket çıkarlarınız bir kenara, ekibiniz, toplumunuz ve kültürünüz için gerçekten önemli olan nedir? Usulünüzü, kültürünüzü ve değerlerinizi yansıtacak en doğru davranış hangisidir? Usul ve kârlılık çatışırsa hangisi öncelikli olur?

Bu soruların cevapları sizi, kendinizi adadığınız ve elde etme mücadelesi verdiğiniz şeye götürür. Şimdi, kurumunuzun tarihi ile ilgili bir bölüm yazıyorsunuz. Bu bölümde yaptıklarınız, yazdıklarınız olacak. Kurumunuzun neyi temsil ettiği ve sizin neyi temsil ettiğiniz burada çok önemli.

5.Yapacaklarınızı hissedin: En sonunda bir tercih yapacaksınız, yaptığınız tercihin sonuçları olacak ve ömür boyu bu sonuçlarla beraber yaşayacaksınız. O yüzden verdiğiniz karar, bir yönetici ve bir insan olarak değer verdiğiniz şeyleri yansıtmalı. Muhakeme-i akliyyeniz, yapacağınız şeyin o olduğunu söylüyor lakin hissiyatınızın ortaya çıkarttığı muhabbetler farklı şeyler hatırlatıyor. O halde itidal halinde karar vermelisiniz. Beyninizle aldığınız kararı, kalbinizle hissetmiyorsanız biraz daha bekleyin.

Bundan sonra neyle yaşayabileceğinize karar vermeden önce şunları yapın: Yaptığınız görüşmeleri ve istişareleri sonlandırın ve elektronik cihazları sessize alın. Düşünmeye başlayın. Kararınızı idealinizdeki muhabbet duyduğunuz bir kişiye açıkladığınızı hayal edin. Bu şekilde kendinizi rahat hissediyor musunuz?
Son olarak şunu da yapabilirsiniz: Kararınızı bir kağıda sebepleriyle beraber dökün. Yazmak, sizi hem daha berrak düşünmeye hem de kendinizle şahsî bir anlaşmaya götürebilir.

Karar verirken aklınızda bulunsun!

Sultan Alparslan’ın Anadolu’ya gelişini biliyoruz. Yaptığı savaşlar, fethettiği beldeler ve sonrasında elde ettiği bir ülke.

Malazgirt Meydan Muharebesi’nden bir yıl sonradır. Sultan, Barzem Kalesi’ni fethetmiş, otağında istirahat halindedir. Kale komutanı, huzura kabulünü rica eder. Kabulü sırasında çizmesine sakladığı küçük bir hançerle Sultan Alparsalan’ı yaralar. Sultan, bu hadiseden dört gün sonra şehit olur. Hadise uzundur ancak yaralanmasıyla vefatı arasında yaptığı şu ibretlik konuşma, yöneticiler için derin manalar içerir:
“Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allahü Teâlâ Hazretlerinden yardım isterdim. Dün, bir tepe üzerine çıktığımda, ordumun azametinden ve askerlerimin çokluğundan dolayı yeryüzünün altımda titrediğini hissettim ve kendi kendime, ‘Bu orduyla, bana kimin gücü yetebilir ki?’ diye düşündüm. Bundan dolayı da Allah, beni, yarattıklarının en zayıfı karşısında aciz bıraktı. Bu düşünceye kapıldığım için Allah’tan mağfiret diler, beni affetmesini niyaz ederim.” Anadolu’nun kapılarını açan bu şanlı sultan, yaptıkları ve anlattıklarıyla bekâ alemine büyük nasihatlerde bulunarak gitti. O nasihatlerden bizler için de güzel hisseler var.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı