İş ve Ekonomi

Zor Olan İcat Değil, Onu Pazarlamak

En kısa tarifle; icat edildiği zamana kadar yürürlükteki uygulamalardan daha farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmeye ve bunları uygulamaya ‘yenilik/inovasyon’ ya da lisanımızdaki tabiriyle “teceddüt” denilir. Teceddüt ya da yenilenmenin yeni bir alet bulma manasının yanında bir de değişen şartlara karşı adapte etme manası da vardır.

Günümüzde şirketler ve hizmetleri ayakta kalabilmek için ürünlerini, üretim şekillerini devamlı olarak değiştirmeleri ve yenilemeleri gerekmektedir. Yani “inovasyon” sürecine girmeleri gerekmektedir. Gerçekten şirketler ve hizmet kurumları yenilenme sürecine açık mıdırlar? Hizmet kurumlarının inovasyon süreçlerine nasıl reaksiyon verdiklerini anlamak kolay değil. Ancak yeni icat edilen ürün üzerinden şirketlerin reaksiyonları ve ürünün yaşadığı süreç, yeni mucitler için ilham kaynağı olabilir.

Farklı aylarda gerçekleştirilen inovasyon fuarlarında, inovatif ürünler tanıtılmak maksadıyla bütün ürünler aynı çatı altında toplanıyor. Farklı yerlerden gelen uluslararası profesyoneller, sanayiciler, akademisyenler ve üniversite öğrencileri bu fuarlarda yeni ürün ve ilham kaynağı arıyorlar. Fuara katılan inovasyon odaklı projeler, sizde heyecan uyandırmasa da, mucitlerin yaşadığı süreçler hep merak ediliyor. Biz de bir projenin serüvenini yakından dinleyerek bu icat ve mucitlere bir göz atmak istedik.

Bir projenin serüveni

Bu yıl düzenlenen Türkiye İnovasyon Fuarı’nı ziyaretimizde fuarda sergilenen ilginç projeler arasından dikkatimizi çeken ürünleri titizlikle seçtik. Sonrasında, listemize aldığımız mucitleri fırsat buldukça ziyaret etmeye başladık. Dijital saatin proje yetkilisi olan Mehmet Tosun ile hususi bir ortamda sohbet ettik. Kendisine, ürünün icat aşamasında karşılaştığı engelleri, süreci işlerken geçtiği merhaleleri ve hangi sebeplerden dolayı böyle bir ürün geliştirmek istediği ile alakalı bazı sorular sorduk. Son olarak, böyle inovatif proje geliştireceklere tavsiyelerini sorduk ve sözü Mehmet Bey’e bıraktık.

“Sıradanlığı aşarak, elimizdeki imkânları daha farklı bir perspektiften değerlendirmeyi severim. Tasarlama süreci aylarımı alacak olan bu proje üzerine düşünmeye başladığımda ilk başta sona varamayacağımı düşündüm. Ancak elimizdeki kısıtlı imkânları kullanarak en kısa yoldan, daha kesin sonuçlara ulaşmak ve hayatı kolaylaştırdığımı düşünmek beni motive etti.”

“Patent almak zor; ama elzem”

“Projelerin tamamlanmasında en zorlu süreçlerden birisi patent alma süreci oluyor.

Bu zorlu dönem 1-1,5 sene kadar sürebiliyor. Ancak üretim sonrası için elzem. Eğer sizin projenize benzeyen bir proje ile karşılaşırsanız dava süreci başlayacaktır. Karşı tarafı zor durumda bırakabilecek beceriye sahip bir patent yaptırmanız gerekiyor.”

“Patent alınmalı mı alınmamalı mı?”

“Projeyi uygulamak için fon desteği almak zorunda kaldıklarını anlatan Mehmet Bey bu
süreci şöyle anlatıyor: “Elimizdeki imkânlar kısıtlı olduğu için, Türkiye’de önde gelen teknoloji şirketlerinden fon yardımı istemek zorunda kaldık. Onlar da bu istekleri, fırsata çevirmek için öncelikle projenin patentine baktılar. Maalesef firmalar patentli ürünlerle ilgilenmiyorlar. Belki de patentli ürünlerle uğraşmak istemiyor, emek vermeden yemek istiyorlar. Bizim gibi kendi emeği ile icat yapan birinin ürünü değil de, bu konuda ARGE’lerini oluşturmak istiyorlar. Ancak patent almadığımız durumlarda bizim bu sürece dâhil olmamız hemen hemen mümkün değil.”

“Firmalar emek vermeden ekmek yemenin yollarını arıyorlar”

En zorlu merhale üründen para kazanmak. Pazarlama sürecinde ürününüze yatırım yapacak şirket hayli zor bulunuyor. Yerli şirketler risk almaktan korktukları için herkesin satabildiği ve herkesin alabildiği ürünlere yöneliyorlar. Bu manada fuarlarda yabancı yatırımcılar ürünümüze daha sıcak yaklaştılar. Bizim gibi inovatif proje geliştirenler hem proje aşamasında, hem de projenin üretim aşamasındayken çoğu kez yalnız kalıyor. Firmalar emek vermeden yemek istiyorlar. Bütün bunları bir kenara bırakırsak, Türkiye İnovasyon Fuarı’na 2500-3000 kişinin bile gelmemesi halkımızın bu alana olan ilgisini de gösteriyor aslında.”

Yön ve mesafe gösteren saat

Antalya’da turizm sektöründe çalışan Mehmet Tosun, rehberliğini yaptığı turistleri kaybetmenin sıkıntısını çok yaşadığı için böyle bir icat düşünmüş. Bize anlattığına göre ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan ve turizm gelirlerinin dörtte birinin kaybolmasının önüne geçecek daha büyük icadına finans desteği bulmak için çantalara doldurduğu tanıtım katalogları ile fuar fuar dolaşarak emek sarf ediyor.

Dış görünüşü itibariyle sıradan bir kol saatine benzeyen ürünü, kalabalık ortamlarda, alışverişte, ailece piknikte, hac ve umre esnasında bileğinize takarak kullanabiliyorsunuz. Saat, iç mekanizmasında bulunan aplikasyon yer tespiti özelliğiyle, diğer saati kullanan kişiye olan uzaklığınızı tespit ediyor ve hangi yönde bulunduğunu öğrenme imkânı sunuyor.

Daha Fazla Göster

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı