Coğrafi Keşifler ve Filipinler, Bitmeyen Izdırap

Keşfetmek, sorgulamak ve biraz olsun merak sâikini dindirmek için rotamızı çevirdiğimiz Filipinler’in Cebu Adası tam da bunların merkezi gibi. Gece boyu süren yolculuktan sonra, sabaha karşı ulaştığımız, Japonya-Endonezya arasındaki binlerce adadan oluşan bu ülkeyi keşfetmek için sabırsızlanıyoruz. Haritalarımızda ince bir hat şeklinde çizilen adalara, yukarıdan bakıldığında gerçekten de binlercesi okyanus üzerine öylece serpilmiş gibi duruyor. Keşfetmeye çalıştığınızda, adaların okyanus altından sıkışmalarla mı yukarıya çıktığını, yoksa bu görünenlerin karaların su baskınından sonra yukarıda kalan kısımları mı olduğunu anlayamıyorsunuz.

Bu ilginçlik Lapulapu Adası’na indiğinizde de karşınıza çıkıyor. Adaya ismi verilen Lapulapu, buraları keşfetme bahanesiyle gelen Macellan’ı öldüren, Filipinli yerli bir kabile reisinin ismi. Müslüman olduğu söylenen bu kişi hakkında fazla bilgi yok. Filipinler’deki binlerce adanın, İslam Tarihi hakkında nitelikli hiçbir bilgi yayınlarda yok. Anlaşılamayan nokta da burasıdır. Dünyayı ilk defa dolaşan insan olarak lanse edilen Macellan, buralara kadar gelip savaşacak Müslüman bulmuş. Hatta savaşırken kendini Müslümanlara öldürtmüş ama buna rağmen, ne enteresandır ki Filipinler tarihi, İspanya’nın işgali ile başlıyor.

İlk geldiğimiz yer olan Cebu, oldukça büyük ve kalabalık bir şehir. Burası Filipinler’in önemli ticaret merkezlerinden. Öyle ki caddelerin doluluğundan insan arabayla gitmekte, hatta yürümekte bile zorlanıyor. Bunca kalabalığın arasında dikkatlerimizi çeken bir şey oldu. Anonsla etrafında topladığı insanları İslamiyet’e davet eden gruplar vardı. Farklı yerlerde karşılaştığımız bu grupların her biri, kendi kabile dillerinde insanları İslamiyet’e davet ediyorlardı. Şehrin birkaç yerinde farklı gruplarla karşılaştık. Bölgede 19 farklı dil konuşuluyor dersek farklılık daha iyi anlaşılır.

Caddede davet manzarası bize şu soruyu sordurdu: İnsanlar önceden beri Müslüman oldukları için kendi kabilelerini yeniden İslamiyet’e mi davet ediyorlar, yoksa sonradan buraya gelerek kendilerince bir faaliyete mi girdiler? Şayet önceden burada iseler, Hıristiyanlaştırılan akrabalarını yeniden İslamiyet’e döndürmeye çalışıyorlardır. Ve bu gördüklerimiz; su baskınından sonra yüzeyde kalan dağ zirveleridir. Diğer türlü dışarıdan gelmiş iseler, Filipinler okyanusunun altında kalan İslam tarihi adına, araştırma yapılacak mevzu yoktur. Bunu anlamak için Filipinler tarihini sorgulayan kısa bir seyahat yapmak doğru olacak. Sonrasında, dört adayı ve görüşmelerimizi kapsayan maceramıza devam edebiliriz.

Bu yazının devamını İnsan ve Hayat Dergisi’nin 99. sayısından (Mayıs 2018) okuyabilirsiniz.

BU SAYIYI SATIN AL E-DERGİYİ SATIN AL
Exit mobile version