Yapay zekâ, bazı mesleklerin yerini alıyor. bazılarının verimliliğini artırıyor. bazı meslek gruplarında ise insanlar için yeni fırsatlar sunuyor.
Hayat, aslında tercihlerimizin toplamıdır. İnsan, nasip ile tercih arasındaki o ince çizgide yürür; önce zihninde bir hayat tasarlar, ardından yaptığı seçimlerin izinde ilerler. Kimi makam ve mevkiyi, kimi para ve kazancı, kimi anlık keyifleri, kimi ise huzur ve mutluluğu merkeze alarak yönünü belirler. Uzun bir eğitim-öğretim sürecinin sonunda yapılan meslek tercihi de bu yolculuğun en önemli dönüm noktalarından biridir. Çünkü atılan bu adım, meslek hayatının temelini oluşturur. Günümüzde teknoloji, pek çok mesleği dönüştürdüğü gibi meslek seçimlerini de yeniden şekillendirmektedir. Buna rağmen, “Neden bir meslek sahibi olmalıyım?” ve “Hangi işi tercih etmeliyim?” soruları, yıllardır önemini koruyarak cevap aramaya devam etmektedir.
Meslek ve Para İlişkisi
“Her şey para üzerine döner” diye yaygın bir görüş vardır ama bu doğru değildir. Dünyada paranın büyük öneme sahip olduğu bir gerçektir. Fakat hayatı tamamen bu minval üzere görmek, hakikati anlamayı ve anlamlandırmayı imkânsız kılmaktadır. Parayı herkesin ortak değeri olmaktan çıkarıp “Para lazım ama kasada, kesede lazım, kalpte değil.” düsturunu benimsememiz gerekir. Toplum, çoğu zaman “Görünen değeri, gerçek değer sanmak” hatasına düşmektedir. Para, insanı görünür yapar ama değerli yapan şeyler başkadır. Kesinlikle para, başarıyla eşit anlamlı değildir. Çünkü herkes aynı şartlarda, doğuştan aynı fırsatlara sahip değildir ve herkesin dünyalık hedefi farklılık gösterir. Eğer bugün maddi imkânlarınız sebebiyle yeterince dikkate alınmadığınızı düşünüyorsanız, bu değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Sadece henüz görünür olmadığınız anlamına gelir. Mesele zengin olmak değil, doğru değeri, doğru şekilde gösterebilmektir. Sadece para için seçilen meslek, kısa vadeli ve geçici bir mutluluk sağlar. Meslek tercihinde istenilen hedefi, anlık kazancın önüne koymak, daha mutmain bir gelecek için önemlidir. Atalarımızın kullandığı “Nasibü müyesser olursa” diye güzel bir tabir vardır. Nasip kolaylaşırsa, Allah nasip ederse anlamlarına gelir. İnsan her halükarda rızkına kavuşur, önemli olan, mesleğini severek yapmak ve kazancını helal yoldan temin etmektir.
Yapay zekâ, bazı mesleklerin yerini alıyor. bazılarının verimliliğini artırıyor. bazı meslek gruplarında ise insanlar için yeni fırsatlar sunuyor.
Devrimler ve mesleklerdeki değişimler
Ekonomistlere göre, tarihin ekonomik ve sosyolojik anlamda seyrini değiştiren en önemli olay Sanayi Devrimi’dir. Bunun ile fiziksel güç artık yerini makinelere bırakmış, zihinsel performans, bedenle çalışmanın çok önüne geçmiştir. Kırsaldan şehirlere büyük göçler başlamış, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş olmuştur. Aile yapısı ve sosyal sınıflar değişmiş, fabrika sistemi ve ücretli işçilik ortaya çıkmış, mesleklerin bazıları yok olmuştur. Üretim artmış, işçi verimliliği katlanmıştır. Buhar gücünün üretime uygulanması ile başlayan süreç; ekonomik, teknolojik ve toplumsal dönüşüm sağlayarak, el emeğine dayalı üretimden makineleşmiş fabrika sistemine geçişle birlikte insanlık tarihinin üretim biçimi kökten değişmiştir. İhtiyaçlar ve meslekler yeniden şekillenmiştir.
İçinde yaşadığımız zamanda, Sanayi Devrimi kadar tesirli, sonuçlarını ise henüz anlamaya başladığımız bir değişimle karşı karşıyayız: Yapay Zekâ Devrimi. Bu devrim, “zihinle çalışanlar” için Sanayi Devrimi’nin beden gücüne etkisine benzer bir dönüşüm oluşturuyor. Yapay Zekâ Devrimi, dijital çağda yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişip toplum, ekonomi ve kültür üzerinde köklü dönüşümler oluşturduğu dönemi ifade eder. 2010’lardan itibaren derin öğrenme, büyük veri ve otomasyonun birleşimiyle ortaya çıkan bu süreç, sanayi devrimi kadar önemli bir kırılma olarak değerlendirilir. Bu süreçte, zihinsel emeğin yerini algoritmalar almış, “Beyaz yaka” meslekler dönüşmek zorunda kalmıştır. Yapay zekâ, bazı mesleklerin yerini alıyor. Bazılarının verimliliğini artırıyor. Bazı meslek gruplarında ise insanlar için yeni fırsatlar sunuyor. Şu anki yapay zekânın işlevini göz önünde bulundurduğumuzda yapılan araştırmalar, ilerleyen yıllarda en güvenli işlerin, insan muhakemesi ve fiziksel varlığın birleşmesi ile güven ve sorumluluk gerektiren meslekler olacağını göstermektedir.
Meslek memnuniyetinde “tercih” sanıldığından çok daha belirleyici bir rol oynar. Meslek seçimi, yapacağımız işten ziyade, yaşayacağımız hayat, vakit geçireceğimiz insanlardır.
Başarıyı yönetebilmek
İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini tamamlayan bir öğrenci, devletin zorunlu kıldığı eğitim sürecini bitirmiş olur. Bundan sonra hayatın yönü artık büyük ölçüde kendi tercihlerine bağlıdır. Artık hayat, üniversite seçimi, meslek belirleme, çalışma hayatına atılma gibi kritik kararları içerir. Bu durumda kişinin, kendisini ve bulunduğu çevre şartlarını düşünmesi, elde ettiği başarıyı yönetebilmesi ve doğru kararlar vermesi elzemdir. Bu sürecin devamını; ailesinden ve geçmişinden kopmadan, kendisine verilen emekleri zayi etmeden yönetebilmek kritik öneme sahiptir.
Meslek memnuniyeti
Meslek memnuniyetinde “tercih” sanıldığından çok daha belirleyici bir rol oynar. Meslek seçimi, yapacağımız işten ziyade, yaşayacağımız hayat, vakit geçireceğimiz insanlardır. Meslek, bir yük değil, bir uğraştır. Meslek seçimi, alternatif kapılardan birini tercih ederek arkasındaki hayatı yaşamaktır. Kişi, fıtratına uygun doğru meslekte kendini sürekli geliştirir, içsel motivasyonu yüksektir ve tatminkâr bir hayat yaşar. Kendini ve çevresini tanımak, araştırma ve gözlem yapmak, tecrübelerden istifade etmek, gerçekçi olmak, uzun vadeli düşünmek, doğru tercihin anahtarlarıdır.
Sektörler ve üniversite tercihlerdeki eğilimler
Sağlık sektörü her zaman tercih önceliğini korumaya devam etmektedir. Derecesi yüksek olanların yıllardır en çok tercih ettikleri bölüm Tıp’tır. İnsanların, bozulan sağlıklarını düzeltebilmek için, maddi anlamda hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıkları bir gerçektir. Doktorluk, toplumda değer gören, aynı zamanda iş bulma ve maddi imkânlarıyla da sıralaması yüksek olan öğrencilerin vazgeçemediği bölümlerin başında gelir. Hem 4 yıllık hem de 2 yıllık sağlık bölümleri, yapay zekâ ile birlikte daha da güçlenmektedir. Özellikle de Hemşirelik, İlk ve Acil Yardım, Odyoloji (İşitme Bilimi), Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Ağız ve Diş Sağlığı gibi insana dokunan bölümler, en çok tercih edilenler arasında yer almaktadır.
2 yıllık bölümlerden teknik olanlarına da yönelim artmakta. İnsan ve teçhizatın birlikte çalıştığı, teknisyen yetiştiren bölümler, uzmanlarca daha çok tavsiye edilmektedir. Sanayi, otomotiv ve havacılık gibi alanlar da iş gücü ve nitelikli teknik personel ihtiyacı sıkça dile getirilmektedir. Bu bölümlerden mezun olanlar, üretimden teknolojiye kadar geniş bir iş ağına sahiptir. Uygulamaya dönük eğitim aldıkları için sahaya daha hazır olmakta ve daha kısa sürede iş bulabilmektedirler. Tabii ki beceriyi somut olarak ortaya koyup, teknolojiye uyum ve değişimlere ayak uydurmak şartıyla.
Mühendislik ve Hukuk gibi revaçta olan bölümlerde ise yapay zekâ ile birlikte bir değişim dikkat çekmektedir. Sadece rutin işleri yapabilirim diyorsanız bu alanlarda gelecek bulma ihtimaliniz zayıf gözükmektedir. Bu alanlardaki mezunların çok fazla olması ve basit işlerin kaybolması dezavantaj olsa da sektörün sürekli büyümesi ve uzaktan çalışma imkânının olması da avantajlardan gözükmektedir. Yapay zekâ, iyi bir avukatı hızlandırıp, iyi bir mühendisi güçlendirirken zayıf olanların ise yerlerini almaktadır.
Fen-Edebiyat Fakülteleri ise maalesef yıllardır yeterli ilgiyi görememektedir. Bu alanlarda kadrolar sınırlı, rekabet çok fazladır. Mezunları ise öğretmenlik ve kamu kurumları için çaba sarf etmektedir. Bu bölümlerde okuyanlar için veri bilimi, finans, Ar-ge, savunma sanayi, uzay teknolojileri, genetik, biyoteknoloji, davranış analizi gibi yeni alanlar açılması, istihdamı artırmanın yanında, topluma fayda sağlaması açısından da önem arz etmektedir. Bu bölümleri okumak isteyenlerin yanına alanıyla ilgili bir beceri eklemesi ve uzun soluklu projelere katılması, yaptığı işi daha değerli ve anlamlı kılacaktır.
Eğitim fakülteleri de değerini korumakta lakin yapay zekâ etkisi ile klasik öğretmenlik anlayışı değişmektedir. Sadece bilgi öğretimi işi kaybolmakta, yol gösterme, birebir ilişki, değer eğitimi ön plana çıkmaktadır. Bu mesleği tercih etmek isteyenlerin, devlete atanma veya özel sektördeki şartları kabullenme ikileminden kurtulması gerekmektedir. Sabır, iletişim ve idealizm duygularını sağlamlaştırıp, teknolojinin sunduğu fırsatları değerlendirmelidir.
Gelişen teknolojiyle birlikte bedensel faaliyetlerimiz nasıl azalıyorsa, internetin, hızlı iletişimin ve yapay zekânın etkisiyle zihinsel çabamız da giderek zayıflıyor. Bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay; ancak onu anlamlandırmak, derinlemesine düşünmek ve hikmete dönüştürmek, her zamankinden daha zor hâle geliyor. Tam da bu yüzden; empati, ahlâk ve merhamet gibi bizi insan yapan değerleri yeniden merkeze almak zorundayız. Hayatımızın en kritik tercihlerinde “Ben kimim, neredeyim, neyi yapabilirim?” sorularını samimiyetle sorup, yaşadığımız çevreyi ve içinde bulunduğumuz şartları dikkate alarak karar vermeliyiz.
Gelişen teknolojiyle birlikte bedensel faaliyetlerimiz nasıl azalıyorsa, internetin, hızlı iletişimin ve yapay zekânın etkisiyle zihinsel çabamız da giderek zayıflıyor.
Netice itibarıyla hayat, zihnimizde tasarladığımız o ince çizgide, tercihlerimizle şekillenen uzun bir yürüyüştür. Girişte de belirttiğimiz gibi, bu yolculuğun en kritik dönemeci olan meslek seçimi, sadece bir “iş” bulma telaşı değil, aslında nasıl bir dünyada, kimlerle ve hangi değerlerle yaşayacağımıza dair verdiğimiz en büyük karardır.
Bugün Sanayi Devrimi’nin, kas gücünü devreden çıkardığı gibi, Yapay Zekâ Devrimi de zihinsel konforumuzu sarsıyor. Ancak unutmamalıyız ki; algoritmalar, bilgiyi çoğaltabilir ama hikmeti üretemez; hız kazandırabilir ama merhameti kuşanamaz. Meslekler değişse, makineler güçlense ve dünya başka bir çehreye bürünse de değişmeyen tek hakikat, insanın “eşref-i mahlukat” olarak taşıdığı o ilahi özdür.
Gayret bizden, istikamet üzere bir niyet bizden, bereketi halk edecek ve rızkı tamamlayacak olan ise yalnızca Hazreti Allah’tır.
Hem dünya selameti hem ahiret saadeti, bu şuurla atılan adımların nihayetinde gizlidir.

