Site icon İnsan ve Hayat Dergisi

Misafirliğe Gidilen Eve Giriş-Çıkış Adabının 8 İnceliği

01″Misafir 10 rızkı ile gelir; 1’ini yer, 9’unu (ev sahibine) bırakır”

Misafir, çoğu zaman ne yediğiyle değil, sizinle ne konuştuğuyla hatırlanır. Sofralar hazırlanır, çeşitler özenle seçilir; ama insanın zihninde kalan, o ilk bakışla ısınan, bir tebessümle selamlaşılan ve o sofrada kurulan cümlelerdir. Bu yüzden misafirliğin adabı önümüze sunulandan ziyade, daha çok gönüldeki yeridir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de mealen buyuruluyor ki:

Şeytan, sizi, fakirlikle korkutur ve size, çirkin şeyler ile emreder. Allah ise kendi lütfundan bir mağfiret ve fazl (bol rızık ve sevap) vaad buyuruyor. Allâhü Teâlâ, Vâsi’ (lütuf ve ihsanı bol) ve Alîm (her şeyi hakkıyla bilen)’dir.  [Bakara Sûresi, âyet 268]

Sahi misafir kısmeti (rızkı) ile gelip bereketiyle giden miydi? Rızkımız azalır sanılmamalı. Misafirimize yapacağımız ikram evimizin rızkını, bereketini; gösterdiğimiz güler yüz, sevgi bağlarımızı kuvvetlendirir. Yapılan ziyaretler yalnızca bir görgü, adap meselesi olmadığını; aynı zamanda hassasiyet gerektiren bir sınır olduğunu da unutmamalıyız.

1. Mümkün olduğu kadar habersiz gitmemek                                                 

Eskiden “çat kapı” gelmek samimiyet sayılırdı. Bugün, “geliyoruz,” demek yetmez; geliş saati kadar kalış süresini de yaklaşık olarak belirtmek de nezakettir. Ayrıca, ev sahibinin o günkü enerjisini ölçmek adına “Müsait misiniz?” sorusunu samimiyetle sormak gerekir.

2. Kapıda bir şey istedikten sonra hafifçe yana dönük vaziyette beklemek

Kapı çalındığında direkt içeriye bakmak yerine hafifçe yana dönmek, ev sahibini “hazırlıksız yakalanma” kaygısından kurtarır. Özellikle komşuluk ilişkilerinde kapıdan bir şey istenileceği zaman, bu küçük gibi gözüken detay “alanına saygılıyım” demenin en güzel adabıdır.

3. Gitmek için münasip vakitleri tercih etmek                                                

Her evin görünmeyen bir düzeni vardır. Çocuğun uyuduğu saat, annenin nefes aldığı tek an, babanın yorgun döndüğü akşam… Yanlış zamanda gidilen en samimi ziyaret bile içten içe yorabilir.  Ev sahibi de o an bir engel veya yorgunluk varsa bunu uygun bir dille izah edebilmeli.

4. Mahremiyet ölçülerine azami dikkat etmek

Girdiğiniz evin temizliğine, bazı kusurlarına, yemeğin tuzuna vs. odaklanmamak gerekir. Göz, sadece ev sahibinin gülen yüzünü ve samimiyetini görmelidir. Kusurları ise örtmelidir.

5. Ev sahibinin eşyasını tarassut etmemek (gözetmemek), tenkitte (eleştiride) bulunmamak

Bir evin koltuğu, perdesi, düzeni, detaylar sizin nezdinizde iyi veya kötü olsun detay avcılığı yapmamaya özen göstermeli. Oraya eşyayı incelemeye değil, insanın samimiyetini, muhabbetini hissetmeye gönül bağı kurmaya gidildiği unutulmamalı.

6. Ev sahibinin malumatı dışında hareket etmemek

“Kendi Evin Gibi” cümlesini yanlış anlamamak gerekir. Ev sahibi “rahat et” dedi diye sınır kalkmamalı. Ev sahibi teklif etmediği sürece mutfağa girip çekmeceleri açmak veya buzdolabını dahi izinsiz açmak, samimiyet değil, sınır ihlalidir. Yardım teklif edilmeli ama ısrarla mutfağın veya evin herhangi bir yerinin kontrolü ele alınmamalı.

6. Ev sahibinin malumatı dışında hareket etmemek

“Kendi Evin Gibi” cümlesini yanlış anlamamak gerekir. Ev sahibi “rahat et” dedi diye sınır kalkmamalı. Ev sahibi teklif etmediği sürece mutfağa girip çekmeceleri açmak veya buzdolabını dahi izinsiz açmak, samimiyet değil, sınır ihlalidir. Yardım teklif edilmeli ama ısrarla mutfağın veya evin herhangi bir yerinin kontrolü ele alınmamalı.

7. Münasip saat gelince mutlaka ayrılmak, misafirlikte yük olmamaya çalışmak

En zor ama en önemli kısım burası. Sohbetin en tatlı yerinde, ev sahibinin gözündeki o hafif yorgunluk belirmeden müsaade istemek bir inceliktir. Özellikle hafta içi ziyaretlerinde ertesi günün iş/okul temposunu düşünerek tadında ayrılmak gerekir.

8. Evde bulunan eşyayı izin almadan kullanmamak

Bir evde her şeyin kendine ait bir yeri vardır. Bardaklar, kitaplar, hatta kumandalar bile… Dışarıdan bakıldığında küçük görünen bu düzen, ev sahibinin alışkanlığıdır. Bu yüzden bir eşyayı kullanmadan önce sormak, saygı göstermek gerekir.

“Her şeyin dozunda kaldığı bir ziyaret, geride yorgunluk değil hafif bir huzur bırakır.”

Exit mobile version