Sınavda Kopya Çekenler

Sınavda kopya yasak, imtihan dünyasında ise serbesttir, hatta faydalıdır, belki de zarûri.. . Âlim, fâzıl, ârif, âbid, zâhid, sâlih kimselerin hayatlarını örnek almak, onları taklit etmek gereki
Okuk ve meslek hayatında karşılaştığımız yazılı yahut sözlü yoklamalar da, hayatın bizzat kendi de sınavdır. İnsanların kurguladıklarıyla âhirete yönelik olanları mukayese edebilmek için iki farklı kelime kullanacağız. Aynı mânâya gelen iki ayrı kelime: Sınav ve imtihan.

Bu yazı boyunca, okullarda ve iş başvurularında bilgiyi, tecrübeyi, beceriyi ölçmek ve değerlendirmek için yapılan yoklamalara “sınav”, hayat boyu devam eden mânevi ölçeklerle kişiyi test eden durumlara ise “imtihan” diyeceğiz.

Baş Belâsı Kabul Edilen Sınavlar

Aslında kısa ve geçici olan hayatta, özünde basit ve önemsiz olan işler için yapılan sınavlar çok önemsenir. Çocuklarının âhiret hayatını tamamen unutan yahut ikinci plana iten ebeveynler onların yakın geleceğiyle ilgilenir. Tek hedefleri çocuklarının ekonomik güvence elde etmeleri, iyi bir meslek sahibi olmalarıdır. Bazı sınavlar o kadar önemlidir ki aileler okul bahçesinde nöbet tutar.

Yanlış bakış açısını tevârüs eden öğrenciler için de dersler değil, sınavlar önemlidir. Bilgiye değil, onu yansıttığı kabul edilen puanlara odaklanılır. Öğrenmekten ziyade ölçme ciddiye alınır.

Aslolan ilim öğrenmek olsaydı hiçbir öğrenci “Boşa çalışmışım, sorular çok kolaydı.”der miydi? Okullar, dershaneler, etüt merkezleri, özel dersler, ders videoları, internet üzerinden alınan eğitimler, konu anlatımlı kitaplar, soru bankaları ilim aşkının tezahürleri değil, iyi bir karne, diploma, takdir, teşekkür, başarı belgesi alma vâsıtasıdır.

 

Gelelim imtihana. Hayatın kendinin bizzat imtihan olduğu unutulur ve sadece kabirde sorguya çekileceğimiz zannedilir. Yine de “Bu dünya ne dünyası?” sorusunun cevabını herkes bilir: “İmtihan dünyası!”

Ahirette sorgusuz-sualsiz cennete girmenin yolu olan dünya imtihanları baş tâcı edilmelidir. Hayat da ölüm de hangimizin amel bakımından daha güzel olduğumuzun belirlenmesi için , cennete doğru yarışarak koşmak için vardır.

Mallar ve çocuklar imtihan aracıdır. Korku, açlık, fakirlik, hastalık, yakınlarımızın ölümü, sıkıntılar, iftiralar hep imtihan dünyasının îcaplarıdır. Bedenimiz, yeteneklerimiz, sıhhatimiz, gençliğimiz; makamlar, başarılar, fırsatlar hep imtihan içindir.

Bazı insanlara diğerlerinden fazla nimet verilmesi, hem nimet verilenler hem de diğerleri için imtihan vesilesidir. Bizim hayır sandığımız, şer; şer sandığımız, hayır olabilir. “Kahrın da hoş, lûtfun da” diyebilmektir hüner!

“Cennet zorluklarla, cehennem ise aşırı arzularla çevrilmiştir.” buyuran Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), inananları şöyle müjdeler: “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa sabreder; bu da onun için hayır olur.”

İmtihandaki keşke sınavdakine benzemez

Sınavla imtihan arasında bazı ortak yönler vardır. Bazı sınavlarda cevapların boşa gitmemesi için önce kitapçık türünün doğru kodlanması gerekir, imtihan dünyasında da amellerin heba olmaması için iman etmiş olma şartı vardır. “İyi ki”ler ve “keşke”ler
ikisi için de geçerlidir. Notu zayıf olunca “Hoca verdi!”, iyi olunca “Ben aldım!” diyen zihniyet imtihanda da kendini gösterir:

“İnsan, Rabbi onu imtihan edip de ikramda bulunur, bol nimet ve zenginlik verirse, ‘Rabbim bana ikram etti’ der. Ama onu imtihan edip rızkını daraltırsa ‘Rabbim bana ihanet etti’ der.” Halbuki karşılaştığımız her iyilik Allah’tan, başımıza gelen her kötülük de kendi nefsimizdendir.

Sınavla imtihan arasındaki farklara gelince:

Gerçek hayatta ise bazen bir yanlış bütün doğruları yok eder, bazen de bir doğrunun bütün yanlışları götürmesi umulur. İmtihan dünyasında inanmayanların iyilikleri boşa giderken inanıp tevbe eden salih amel sahiplerinin işlemiş olduğu kötülükler iyiliğe dönüştürülür.

•Sınavda hangi sorunun kaç puan getireceğini biliriz ve aynı cevabı verenler aynı puanı alırlar. Bu yüzden çok fazla sürprizle karşılaşılmaz. imtihanda ise aynı amelleri yapanlardan ihlaslı, yani samimi olanlar kazanır. imtihan dünyasında iki kişi aynı şeyi yapsa da niyetine göre muâmele görür.

•Sınavda doğru cevabı bilip de yazmasanız puan alamazsınız. imtihanda da âlim olmak yetmez âmil olmak gerekir. Fakat imtihan dünyasında yapmaya niyetlenip de yapılamayan iyilikler de sevap kazandırır.

•En ciddi sınavların güvenilirliği bile tartışma konusudur. Bu yüzden eğitimciler daha sağlıklı ölçme-değerlendirme metotları geliştirmeye çalışır. Ahirete yönelik imtihanlarda ise kimseye zerre miktar haksızlık yapılmaz, tam bir adâlet söz konusudur.

•Sınavda kopya yasak, imtihan dünyasında ise serbesttir, hatta faydalıdır, belki de zarûri… Âlim, fâzıl, ârif, âbid, zâhid, sâlih kimselerin hayatlarını örnek almak, onları taklit etmek gerekir.

•Sınav kaygısı, genelde gerçekçi olmayan olumsuz beklentilerden kaynaklanan yoğun stres ve sıkıntıdır. Gereğinden fazla stres sınav için zararlıdır. imtihan kaygısı ise aksine faydalıdır. Gelin görün ki imtihanda gerçekçi olmayan bir rahatlık söz konusudur.

Sınav Kaygısından İmtihan Korkusuna…

Sınav kaygısı birtakım hormon değişikliklerinin de tesiriyle insanı alt üst eder. Sınav öncesinde ve sınav sırasında bir yığın problem yaşanabilir: Hafızayı toparlayamama, düşüncelerini ifade edememe, unutkanlık, okuduğunu anlamada güçlük çekme, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, karamsarlık, güvensizlik, korku, gerginlik, huzursuzluk, sinirlilik, heyecan ve panik, nefes alıp verirken zorlanma, düzensiz solunum, kaslarda yorgunluk ve uyuşma, ellerin titremesi, düzensiz kalp atışı, çarpıntı, mide krampları, baş ağrısı, uykusuzluk hali, ateş basması hissi, terleme ya da üşüme, karın ağrısı, bulantı, baş dönmesi, titreme…

imtihan kaygısı hususunda Ömer bin Abdülaziz der ki: “Cenâb-ı Hak, gafleti kullarının kalbine bir rahmet-i ilâhisi olarak bırakmıştır. Tâ ki kullar, Allah’ın korkusundan ölmesinler.”

imtihanın farkında olanlarsa insan değil de kuş olarak yaratılmış olmayı, ağaç olmayı, öldükten sonra haşrolunmamayı, unutulup gitmeyi arzulamışlar, cenneti talep etmeyi büyük bir cüretkârlık saymışlardır. islam tarihi yatarak uyumayan, bağdaş kurmak azaptan emin olanların oturuşudur diye düşünüp hiç bağdaş kurmayan ve rahat bir oturuş nedir bilmeyen, hiçbir vakit gülmeyen, yanaklarında gözyaşından oluşmuş çizgiler bulunan, elbiselerini ıslatacak kadar yaş döken, ayet-i kerimeleri dinlerken düşüp bayılan ve uzun süre hasta yatan, hatta korkutucu ayetleri işittiğinde ruhunu teslim eden örnek insanlarla doludur.

Bu örnek şahsiyetlerin hayatından alınacak dersler, ezberlediğimiz sınav öğütlerinin tam tersi olacaktır. imtihan dünyası için şu tavsiyeler yapılabilir:

Exit mobile version