Yetenek ve Zekânın Medresesi “Gulamhaneler”

Tarihî seyir içinde, yetenekli ve üstün zekâlı çocukların eğitimi ile ilgili bir araştırma yapıldığında, karşımıza ilk Enderun mektepleri çıkıyor. Çünkü sadece Amerika’da Enderun mektepleri ile ilgili 350 civarında akademik çalışma yapılmış. Birçok Avrupa ülkesinde, Enderun mekteplerindeki sistem incelenerek, eğitim modellemeleri yapılmış. Ancak yapılan bu çalışmalarda gözardı edilen, en az onun kadar sistemli bir eğitim kurumu daha var. O da, Gulamhaneler.

Gulamhanelerle ilgili birkaç makalenin haricinde, çok fazla akademik çalışma yoktur. Bu da Gulamhanelerin gün yüzüne çıkmasını engellemiştir. Ancak araştırılmamış olması, devrinin dâhilerini keşfetmede ve onları en verimli şekilde yetiştirmede örnek bir eğitim modeli olabilecek bu müesseseyi bilmemiz için engel değildir. Çünkü Gulamhaneler, başarılarıyla günümüze kadar tesir edip devlet adamı ve sanatkârları yetiştirmeye muvaffak olmuş, örnek gösterilebilecek nadir kurumlarımızdan biridir. Bu sebeple Gulamhaneler, önce ayrıntılı bir
şekilde araştırılmalı ve önemli görülen kısımları geliştirilerek günümüz eğitim kurumlarına iktibas etmenin yolları aranmalıdır.

Eğitim kurumları, öğrencileri kabiliyetlerine göre yetiştirebilme muvaffakiyetlerini her geçen gün arttırmak isterler. Onlar için en büyük mesele de üstün zekalı ve dahi çocukları keşfedip
yetiştirebilmektir. Bu problem sadece günümüzle sınırlı değildir. Tarihte kurulan her medeniyet kendini en güçlü yapabilmek için bünyesindeki yeteneklere ihtiyaç duymuştur. Özellikle de devletin bekası, imarı için idari ve teknik sahada yetenekli, tam donanımlı hizmet elemanlarına ihtiyaç vardır.

Çünkü “Tek ve en yüksek merci olarak karşımıza çıkan idareciler, İslam devletlerinde önemli bir mevkiyi doldurmaktadırlar. Bilge, alp, âdil, merhametli, güçlü, zeki, uyanık, açık görüşlü, hatip, ikna kabiliyeti yüksek, şerefli, cömert, kerim, azimli, iradeli, kararlı ve danışmasını bilen idareciler” devletin bekası için önemlidir.

Devleti imar edecek sanatkârlar da olmadan huzur ve güven tam olmaz. Böyle bir şuura sahip milletin, Enderun sisteminin yanında Gulamhaneler gibi bir sistem geliştirmiş olmaları çok şaşılacak bir durum olmasa gerek. Kaldı ki burada zikredilen vasıfları yerine getirebilmek ve onlarla amel edebilmek ancak ve ancak üstün zekâlı/yetenekli insanların yapabileceği faaliyetlerdir. Zaten üstün zekâlı/yetenekli bir insanın tanımında da bütün alanlarda %85, bir alanda ise %98 derinlemesine başarı sağlayabilmesi vardır.

Gulamhane sisteminin eğitim politikası

Enderun’da eğitim alacak kişilerin seçiminde devşirme sistemi vardır. Devşirme sisteminin kökeni Selçuklulara, bazı açılardan da Selçuklu öncesi Türk İslâm devletlerine dayandığı, kaynaklarda ifade edilmektedir. Hatta bazı batılı tarihçiler Osmanlı’nın menşei ile ilgili tezlerinde “Osmanlı’nın yapısını Romalı bürokratlar oluşturdular” gibi yanlış bir tez ortaya atmışlardır. İleri sürülen bu tez ve iddialara; Prof. Dr. Fuat Köprülü, “Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu” adlı eserinde “Osmanlı son derece düzenli, detaylı ve muntazam bir devlet yapısına sahipti. Osmanlı Devleti’ni Selçuklu’nun bürokratları kurdu.” diye cevap vermektedir. Selçuklu Devleti’nin bürokratlarının da Gulamhanelerde yetiştirildiği aşikârdır.

Gulam, lugat itibariyle; tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlı, genç, köle, esir. Ve ergenlik çağına yeni girmiş genç, esir, köle manalarına gelir. Saraylarda ya da büyük şehirlerde belirlenen özel mekânlar kurulurdu. Gulamların arasından yaşı küçük  ve en zeki olanları Gulamhaneye alınırdı. Liyakat ve yeteneklerine göre çok zorlu bir eğitimden geçirilen Gulamlar, yeteneklerine göre özel eğitim alırlardı.

Gulamların hizmet mahalleri

Gulamlıktan yetişen haciplerin esas vazifeleri saray ve ordu hizmetleridir. Bunların dışında görevlendirildikleri yerler farklılık göstermektedir. Gulamların birçok şehir ve kasabanın fethinde bulunmuş olmaları askeriyedeki önemlerini göstermektedir.

Kasabaların askeri valiliğini yapmış olmaları, sadece merkezi yönetimde değil, taşradaki yerlerin yönetimine de nüfuz etmiş olduklarını göstermektedir. Torumtay Malatya’nın, Zeyneddin Bişara Niğde’nin, Seyfeddin  Türkeri Sivas’ın, Mübarizeddin Ertokuş Antalya’nın ve burada sayamadığımız birçok hacip şehirlerin yöneticiliğini yapmıştır.

Ayrıca bu şahıslar, merkezi idaredeki konumları sayesinde, hem yeni sultanın seçilmesinde hem de tahta geçme töreninde çok önemli rol oynamışlardı. Anadolu Selçuklu Devleti dönemlerinde yüksek mevki sahibi olmuş ve başarı kazanmış olan Gulamların, sadece siyasi ve idari alanda değil 13. yüzyılın kültür hayatına da önemli katkıları olmuştur. Bu dönemde özellikle mimari alana öncülük vermişler ve sayısız cami, medrese, hastane, çeşme, kalelerin imarında hizmette bulunmuşlardır.

Gulamhanelere talebe nasıl seçilirdi?

Enderun Mekteplerinde olduğu gibi devletin yönetiminde faal görev alacak beyin takımının yetişmesi için Gulamhanelerde de etkin bir çalışma yapılmıştır. Alınacak öğrenciler büyük bir
dikkat ve titizlikle seçilerek teorik bilginin yanı sıra uygulamaya da geniş yer verilmiştir. Nitelikli ve seçkin öğreticiler müderris/ dânişmentlerle derslere girerdi.

Zaman/yaş sınırlamasından çok  liyakat ve başarı esasına göre sınıf atlanırdı. Her öğrencinin şahsi yeteneğine göre bir güzel sanatla ilgilenmesi sağlanırdı. Öğrenciler sarayda okutulur ve giderleri devlet tarafından karşılanırdı. Gulamhaneye alınan öğrencilerin kayıtları tutularak eğitim hayatları titizlikle takip edilirdi. Eğitimini tamamlayamayan Gulamlara devlet hizmeti verilmezdi.

Nizamü’l-mülk, ‘Siyasetname’ adlı eserinde Gulamların eğitimleri hakkında şu bilgileri vermektedir. “Gulam, sıfatıyla daima sultanın katında bulunacak olan Türkmen çocukları, bilhassa at üzerinde silah kullanmayı, bir de sultana hizmet adabını öğreneceklerdir.

Muhtelif şekillerde tedarik edilerek saraya alınan acemi Gulamlara, yetiştirilmek üzere hususi hocalar tayin edilirdi. Yetiştirilen Gulamlar  da haciplerin emrine verilirlerdi.

Bu şekilde askeri, idari eğitim ve  öğretime tabi tutulan bir Gulam, orduda kumandanlık görevine gelebiliyordu. Kumandanlık ile sarayda ve orduda ilk hatırı sayılır rütbe olan haciplik ve daha yukarısı olan emirlik kastedilmektedir.

Buna bağlı olarak yetiştirilmiş olan Gulamların, ilk mesuliyet makamlarına gelebilmeleri için on sekiz veya yirmi yıl kadar süren eğitim-öğretim ve derece derece terfi devresi geçirirlerdi. Nizamül-mülk bir Gulamın otuz beş yaşına gelmedikçe emirliğe yükseltilmediğine dair bilgi vermektedir.

Gerek Osmanlı’da gerekse Selçuklularda üstün zekâlı/yetenekli gençlerin eğitimi ile ilgili olarak bu kadar çalışma yapılması çok dikkat çekicidir. Biz de bu neslin evlatları olarak, üstün zekâlı/yetenekli çocukların eğitim önceliğini görmek zorundayız. Bunun için etkili bir eğitim politikasına ihtiyaç vardır. Daha okul öncesinden başlanarak bu çocukların tespit edilmesi, tespit edilen çocukları eğitecek eğitimcilerin yetiştirilmesi ve bu politikanın  sürekliliğinin sağlanması hayırlı nesiller için acil olarak ihtiyaçtır.

Exit mobile version