Oruç Sağlıklı mı?

Oruç Tutarken Bağışıklığınızı Nasıl Güçlendirebilirsiniz?

Oruç sağlıklı mı? İnsana tarih boyunca daima emredilmiş, hem ibadet hem de sıhhat vesilesi olmuştur, oruç. Günümüzde, Müslümanların dışında “oruç” ibadet olarak yapılmasa da, “açlık” bir tedavi metodu olarak tavsiye ediliyor. Avrupa’da 10 günlük, Amerika’da 21 günlük açlık uygulaması yapılıyor.

Vücudumuzu paylaştığımız mikroorganizmaların (mantar, bakteri, virüs) oluşturduğu topluluğun tamamına mikrobiyota denir. Savm-ı Davud veya Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) pazartesi-perşembe günleri tuttuğu oruç, belli aralıklarla yapılan açlıklar ve özellikle Ramazan-ı Şerîf orucunun, bağırsak mikrobiyotası üzerinde yapıcı, iyileştirici, düzenleyici tesiri vardır. Netice itibariyle beden sağlığı için oruç, olmazsa olmazlardandır.

2016 Nobel Tıp Ödülü’nü alan Japon bilim adamının çalıştığı konu, açlıkta canlıların fizyolojisinin nasıl çalıştığı idi. Özellikle açlıkta, tümör hücrelerini ölüme zorlayan (apoptozis) mekanizmayı keşfi, kanser tedavisinde yeni bir çığır açtı.

İnsan, her yemekte imtihan edilir. Bir elinde kaşık, diğerinde çatal, akşama kadar yiyip içenin bu arzusu, iştahı, şehveti, nefse bağlıdır. Her daim insanı kötülüğe sürükleyen nefis, en büyük sermayemiz olan sağlığımızı heba etmemizi ister. Nefsi terbiye etmek ve sağlık hazinesini muhafaza etmek için Ramazan-ı Şerîf ayı, en iyi fırsattır.

İnsanların kahir ekseriyeti, yemek için yaşıyor. Oysaki bir Müslüman, yaşamak için, kendini yaşatacak kadar yer. Bu sebepten “Yaşatacak kadar ve sağlıklı beslenme nasıl olmalıdır?” sorusunun cevabını biliyor olması gerekir.

“Sıhhat, akdemi feraizdendir.” düsturuna göre hareket etmek, bununla alakalı malumatı öğrenmek gerekir.

Şimdi “İştahla değil, bilgiyle nasıl beslenilir?”, bu konuda misal olacak bazı pratik uygulamaları, günü gününe tasnif edilmiş şekilde görelim;

Oruçta Birinci gün

İftar;

Rafine edilmemiş bol mineralli kaya tuzundan azcık alıp ağzınızda iyice eritin. Bununla özellikle yaz mevsiminde terleme ile kaybettiğimiz mineralleri yerine koyar, ağız içini de korumuş oluruz. Ayrıca ağız içinden sindirim sistemi yoluyla vücuda girebilecek olan her türlü zararlı bakteri veya virüsü azaltmış ve engellemiş oluruz.

İhtiyaca göre 1-2 bardak temiz suyu yudum yudum, adeta emerek için, bu hem sıvı ihtiyacını karşılar, hem de bağırsaklardaki kalıntıyı aşağı doğru hareketlendirir.

3-5 adet Medine hurmasını, iyice çiğneyerek yerseniz acil glukoz ihtiyacı giderilmiş olur. (Diğer hurmaları tercih etmeyin, özellikle Kudüs hurması, ucuz ve gösterişlidir. Fakat genetiğiyle oynanmış olup hormon takviyeli ilaçlar kullanılarak yetiştirilir. Paketin üzerindeki, içindekiler kısmına bakın, hurma ve glukoz şurubu yazanı almayın.)

Bunları yaptıktan sonra on beş yirmi dakika ara verin. Bu, aynı zamanda ruhun gıdasını verebileceğimiz ibadet vakti olur.

“Ruhla beden; atla binicisi gibidir.”, ikisinin de sağlıklı olması, vücudun ve ruhun hedefe kolay ve rahat şekilde ulaşmasını sağlar. Ayrıca, ailemiz ve dostlarımız ile bir aradayken veya yüzlerinde mutluluk oluşturacak ikramlarda bulunduğumuz ihtiyaç sahiplerinin arasındayken bu hal önemlidir. “Sağlık: Kişinin, bedenen, ruhen ve sosyolojik olarak iyilik halidir.” tanımındaki “sosyolojik olarak iyilik halinin” ifadesidir.

Şimdi, verdiğimiz molada, mineraller, glukoz ve su, mideden bağırsağa, oradan da emilerek kanımıza geçti. Böylece, bedenimiz acil ihtiyaçlarını karşılamış oldu. Gün boyu aç kalan bedenin mekanizmaları, daha güçlü şekilde ayağa kalktı. Bağışıklık sistemi, güçlenmeye başladı.

Dikkat! Yemeği sofrada bekletmemek için ilk etapta sadece iftariyelikler ikram edilir. Ana menü, ibadet molasından sonra servis edilir. Böylece yemeğin kokusu ve görselliği, tükürük ve mide salgısını teşvik edeceğinden, iştahına mağlup olma riski azaltılmış olur.

Bir kâse ev yapımı çorba için. (Tarhana, paça, işkembe, sebze çorbaları, kemik veya et suyunda yapılmış yöresel çorbalar). Paketli hiçbir ürünü kullanmamaya özen gösterin.

Bizzat ev yapımı tavuk suyu veya et suyundan yapılan çorbalar, hastalıkla savaşan hücrelerin çoğalmasını sağlar. Bu çorbalar, hücre büyümesi ve onarımı için gerekli olan  proteinler yönünden zengindir. Mikropları öldürücü ve vücudu iyileştirici özellikleri vardır. Hastalıklarla kaybedilen sıvının geri kazanılmasında en iyi kaynaktırlar. Çorba türlerinin her biri besleyicidirler, bağışıklık sisteminin güçlü olmasına ve güçlü kalmasına yardımcı olurlar.

Mevsim salatası yiyin. Kıvırcık, marul, salatalık, domates, havuç, maydanoz, dereotu, ısırgan, tam içlenmemiş taze fasulye, lahana, ıspanak, semizotu, karnabahar, brokoli, yeşil soğan… Bunlardan isteğe ve iştaha bağlı birkaçı kombine edilir, üzerine sızma zeytinyağı, kaya tuzu, limon, doğal ev yapımı sirke, elma, nar, armut gibi meyvelerin pekmezi veya küçük meyve parçaları, önceden ıslanmış ceviz, çiğ badem, fındık ilave edilebilir.

Kabızlık, şişkinlik ve hazımsızlık çekenler, salatanın üzerine birer tatlı kaşığı sinameki, akşamdan ıslatılmış keten tohumu, nane serpebilir.

Bir porsiyon et yiyin.

İhtiyaç halinde su, yeşil çay veya diğer bitkisel çaylar, şekersiz olarak yemekten en erken 2 saat sonra içilir. Yemek sırasında ve yemekten sonraki 2 saat içinde su içmek, özellikle proteinlerin sindirimi için şart olan asit ve enzimleri sulandırarak hazmın bozulmasına ve şişkinlik, ekşime, yanma, reflü gibi şikâyetlere sebep olur. Yemekten iki saat sonra içilen su ise; kimüs (yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum) hâline gelmiş asitli muhtevayı sulandırır, asitlik derecesini düşürür ve duodenum (on iki parmak bağırsağı) ülserine mani olur.

Sahur;

Kırmızı pancar, havuç ya da elma suyu (3 yemek kaşığı), ıspanak veya lahana suyu onun olmadığı durumlarda mevsim sebzelerinin suyunu (1 su bardağı) için.

Ev yapımı yoğurt (1 kâse), semizotu (bir demet), halis zeytinyağı (2 kaşık), salatalık (1 adet), limon suyu (2 kaşık), tahta havanda dövülmüş sarımsak (3 diş), varsa taze, yoksa kuru olmak üzere birer tutam nane, maydanoz, dereotu, üzerine eklenir. Sahurda bu tarz beslenmeyle, gündüz çok fazla susuzluk hissi belirmez.

İki tür gıda vardır

Gıdalar, sindirimleri sırasında vücuttan su çekenler ve vücuda su verenler olmak üzere iki kısma ayrılır. Vücuttan su çekenler, özellikle et, yumurta, peynir gibi hayvanî proteinlerdir. 100 gram proteinin sindirimi sırasında vücutta yarım litre su harcanır. Karbonhidratlar, özellikle ekmek, makarna, erişte gibi unlu mamuller, tatlılar ise 100 grama karşılık 400 cc (1000 cc= 1 litre) su çekerler. Oruçluyken bu suyu gün içerisinde yerine koyamadığımızdan, akşama kadar yorgunluk ve halsizlik çekeriz.

Sindirim sırasında vücuda su veren gıdalar, özellikle çiğ yenebilen sebzelerdir. Ayrıca yağlar da hazım sırasında suya ihtiyaçları olsa da metobolizmaları sırasında vücuda su verirler. Yağlı beslenmede bir-iki bardak su, midede yağın küçük parçalara ayrılmasını sağlar ve hazmı kolaylaştırır. “Ye yağlıyı, iç suyu, donarsa donsun. Ye tatlıyı, içme suyu yanarsa yansın” sözü bu minvalde değer kazanır.

İkinci gün:

İftar;

Alıç sirkesi, bir kaşık halis bal ile eritilir ve yudum yudum içilir.

Kalp ve beyin gibi hayatî organların arterlerini açacak, damar lumenini daraltan plakların erimesini sağlayacak limon, sarımsak, bal karışımından, 1-2 tatlı kaşığı ağızda bekleterek yutulur.

Ballı sarımsaklı karışım: 10 adet limonun suyu, tahta havanda dövülmüş 10 baş sarımsak, 1 kilo halis bal, bir cam kavanoza konur. Ağzı 3 kat bezle kapatılır. Karanlık ve serin bir yerde 7 gün bekler ve sonrasında süzülür. Kapağı kapatılarak buzdolabına koyulur. Hazırlanan karışımdan, her akşam 1-2 tatlı kaşığı ağızda dolandırarak alınır. Özellikle ağızda bir miktar bekleterek, mukozadan kılcal damarlar vasıtası ile direkt kana geçmesi temin edilmiş olur.

15-20 dakika aradan sonra; çorba, bol salata, tereyağında taze köy yumurtası.

Tereyağı sadece eriyecek kadar ısıtılmalı, asla kızartılmamalı, yumurtanın da lipit yapısındaki sarısı katılaşmamalıdır. Çünkü bizim hücre zarımızın yapısındaki lipidler, yediğimiz yağlar kullanılarak yapılır. Yakarak bozduğumuz yağlar sebebiyle maalesef hücre duvarına dizilen lipidler, sağlıklı bir hücre duvarı inşasına imkân vermez. Hücre duvarının bozulması ise, her biri beden binamızın tuğlaları gibi olan hücrelerimizin bozulması demektir. Bu da vücut binamızı tahrip eder.

Sahur;

Bir çeşit mevsim meyvesi (kiraz, çilek, karpuz v.s.), sonra yoğurt, maydanoz, salatalık, sarımsaklı zeytinyağı ve uygun baharatlarla tatlandırılmış cacık yenir.

Sarımsaklı zeytinyağı tarifi: 1 litre soğuk sıkım doğal zeytinyağı içine, tahta havanda dövülmüş 5 baş sarımsak karıştırılır. Kapağı kapatılır, buzdolabına konur. 24 saat sonra süzülür. Üste kalan posa atılmaz, salatların ve cacıkların üzerine konulur.

Üçüncü gün:

İftar:

Önceki günlerde tarif edilenlerden biriyle başlanır. Mevsimindeki meyvelerden bir çeşit yenir.

Bir kâse çorba, bir çeşit sebze yemeğinden bir tabak yenir. Sebze yemekleri şu tarif üzere hazırlanmalıdır:

Sebze yemeği, haşlanarak pişirilmiş olmalıdır. Mesela taze fasulye pişiriliyorsa; doğranmış fasulye, soğan, sarımsak aynı anda tencereye atılıp üzerine iki kaşık su ilave ederek kapağını kapatın. Kısık ateşte 10 dakika pişirin. Bu, haşlamadır ve sağlıklıdır. Zeytinyağı ilave edecekseniz; yemek ocaktan indirildikten ve ılık hale geldikten sonra üzerine gezdirin. Zeytin bir meyvedir, zeytinyağı da meyve suyu gibidir, sıcakta bozulur). Tereyağlı pişirilecekse, yemeğin üzerine erken konabilir. Her türlü baharatı, pişirmenin sonunda ilave edebilirsiniz.

Sahur:

Meyve, salata, bol tereyağında bir köy yumurtası yenir.

Dördüncü gün:

İftar ve sahur, birinci günü için yapılan tarifle aynıdır.

Beşinci gün:

İkinci günü yapılan tarifle aynıdır.

Altı ve yedinci günler:

Bu iki gün, sahurda sadece su ve bitkisel çaylar (şekersiz) içerek oruç başlayacak, iftarda ise birinci gün sahurdaki menü ile oruca devam edilebilirse, bedeni arındırma yolunda çok hızlı mesafe kat edilmiş olur. Ancak bu son iki günü, alternatif tıp konusunu bilen bir doktor gözetiminde yapmakta fayda var. Temizlenmeye başlayan vücut,  giderek kendine gelmeye başlayacak, bağışıklık sistemi giderek güçlenecektir. Güçlü bağışıklık sistemi demek, hastalıklara, mikroplara ve virüslere karşı kalkan demektir.

 Vücuda Güç Veren, Bağışıklığı Artıran Tarifler

Bitki Çayı Tarifi 

Temizlenmeye başlayan vücut kendine gelmeye başlayacak, bağışıklık sistemi giderek güçlenecektir. Güçlü bağışıklık sistemi demek, hastalıklara, mikroplara ve virüslere karşı kalkan demektir.

Malzemeler neler?

Nasıl hazırlanır?

Yukarıdaki çeşitleri öğütücüde çay kıvamına getirin. Ağzı büzgülü temiz bir bez torbaya koyun. Işık almayan kuru bir ortamda muhafaza edin.

Nasıl kullanılır?

Bu karışımdan 2 çorba kaşığı alıp cam ya da porselen demliğe koyun. Üzerine 1 litre kaynamış su dökün. 7-8 dakika sonra süzün ve bitene kadar için. Günlük 1,5 litre kadar içilebilir. İstenirse içerken ılık halinde bal ilave edilir.

Bu Ekmek, Bağışıklık Sistemini Güçlendiriyor!

Malzemeler neler?

Nasıl yapılır?

Yumurta, tuz ve suyu çırpın. Diğer bütün malzemeleri kek hamuru gibi hazırlayın, kek kalıbına dökün. 180 derece fırında 30 dakika pişirin.

Faydaları nelerdir?

 

 

Exit mobile version