Araştırma

Karantinada Dopamin Detoksu

Bu  normalleşme döneminde acaba biz yeteri kadar normal miyiz? Pandemi öncesi ve sonrasında zihnimizdeki farklılıklar neler?

Çoğunlukla evde olduğumuz şu pandemi günlerinde sadece yeme-içme konusunda değil, zihinsel konuda da sınırları zorlamış, gerekli-gereksiz bütün bilgileri beynimizde toplamış olabiliriz. Bazılarımız belki bunun farkında bile değil.

İrade ve kararlılık gerektiren işleri yaparken; mesela kitap okurken, ders çalışırken, tasarı/proje hazırlarken çok çabuk sıkılıp ilgimizi başka taraflara veriyor olabiliriz. Bunun aksine dikkat gerektirmeyen işlerde; sosyal medyada gezinme, video izleme ve oyun oynama gibi durumlarda fark etmeden saatlerimizi geçiriyoruz. Bu durumdan bizler memnunuz fakat beyinlerimiz oldukça yorulmuş durumda.

Biliyoruz ki beynimizin salgıladığı pek çok hormon var. Bunlardan biri de esasında fazlaca fiziksel ve zeka ile alakalı olan, mental işlemlerde görev alan, beynin “haz kimyasalı” olarak tanımlanan “dopamin hormonu”dur. Bu hormon, insanlara keyif verici deneyimlerde; mesela yemek yeme, video izleme, oyun oynama, karikatür okuma, para kazanma gibi çeşitli durumlarda salgılandığı biliniyor.

İstediğimiz bir tabak yemeğimizi yedikten sonra salgılandığı gibi çok istediğimiz bir terfi aldığımızda ya da uzun zamandır beklediğimiz bir kitabı okuduğumuzda da dopamin salgılanmaktadır. Ama bu iki durumda da hormonun salgılanma miktarı farklıdır.

Teknoloji çağının hazır bulunuşluğundan kaynaklı, her şeye çok hızlı ulaşabildiğimizden dopamin döngümüzü bozacak bir düzen içerisindeyiz. Sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan yeni içeriklerle beyin, farklı uyaranlar sayesinde fazlaca dopamin salgılamaya devam ediyor. Sosyal medya hesaplarında gezinirken, gelen mesajları okurken ya da video izlerken renkli, bol içerikli şeylere maruz kalıyoruz. Bu durumda beyin, sürekli dopamin salgılıyor.

Beyin bu duruma alıştığında, uğraş ve dikkat gerektiren durumlarda zorlanıyor. Mesela bir test çözmede beyin, rutin durumdan sıkılıp dopamin salgılaması azalmaya başlıyor. Dikkatini veremeyip çabuk sıkılıyor ve yeni içerikler, keyif verici uyaranlar arıyoruz. Bu durum, rutin işlerimizde bizi zor duruma düşürebiliyor.

Yani bir seferlik motivasyonla ders çalışırken salgılanan az miktarda dopamin iyi kabul ediliyor. Sosyal medyada maruz kaldığımız fazla dopamin ise dengemizi ve beynimizin işlevselliğini bozacak bir dereceye geliyor. Zihnimiz bir süre sonra çalışma ve sonrasında ödüllenme gerçeğinden uzak, kısa vadeli ödüllere odaklanmış oluyor. Bu da uzun emek gerektiren çalışmalarda çabuk pes etmemize neden oluyor.

Peki, bu hormon çok salgılansa ne olur? Keyif veriyor, mutlu oluyoruz gibi düşünülebilir. Ama durum böyle değil.

Vücudumuz, beynimiz hep denge üzerinde çalışır. Dopamin sürekli ve fazla salgılandığı zaman beyin bir çeşit korumaya geçiyor. Ya üretimi azalıyor ya da hedefine ulaşmıyor. Yani insan anlık, kısa vadede keyif verici durumlara bağışıklık kazanıyor, bir süre sonra bu durum rutine dönüşüyor. Obeziteye maruz kalan bir kişinin yediklerinden lezzet duymaması gibi bir durum yaşanıyor. Artık keyif almak ya da mutlu olmak, ulaşılmaz bir hale geliyor. Zihin her zaman daha fazlasını ve daha farklısını istiyor. Mevcut durum artık mutlu etmemeye, daha farklılarını istemeye başlıyor.

Peki, bu durumda neler yapmalı? Zihin, bu kirlilikten nasıl arınmalı? Nasıl bir yol izlenmeli?

Telefon, tablet, bilgisayardan sosyal medya, video ve oyunlara bakmaya mesafe koymamız gerekiyor. Abur cubur benzeri sağlıksız yiyeceklerden, yemek videolarından, bize haz veren medya işlerinden uzak durmalıyız.

Tabir yerindeyse dopamin diyetine ya da dopamin detoksuna geçmeliyiz. Arınma sürecinde kendimizle vakit geçirmemiz gerekiyor.

Arınmayı kademeli olarak yapabiliriz. Başta 24 saatlik bir arınma ile başlayabiliriz. Bu 24 saatte çok sıkılabilir, farklı ihtiyaçları düşünerek telefona, tablete sarılabiliriz ama irademize hâkim olup 1 günü bu saydıklarımızdan uzak geçirmeliyiz. Devamında 2 günlük -hafta sonu olabilir- ve 1 haftalık deneyerek arınma işlemine devam etmeliyiz.

“Peki, bu telefondan, oyundan, sosyal medyadan uzak günlerde neler yapacağız?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu günlerde yürüyüşler yapabilir, tabiatı keşfedip tefekkür edebiliriz. Yakınlarımızla, sevdiklerimizle bir araya gelip muhabbet edebilir, kitap okuyabilir, yazı/çizim/resim gibi hobiler edinebiliriz. En önemlisi kendimize, ibadet ve dualarımıza fazlaca zaman ayırabilir bu şekilde ruhumuzu sıkan şeylerden muhafaza olunabiliriz.

Unutmayalım ki zihnimizin de dinlenmeye, sakinliğe ihtiyacı var. Öncesinde cefasını sonrasında sefasını süreceğimiz bir arınma bizi bekliyor. Her şey  bittiğinde ruhen ve bedenen sağlıklı kişiler olmamız için böyle bir detoksu yapmamız faydalı olacaktır. İrademize hâkim olup zihnimizin temizlenmesini temenni ediyorum.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu