Aile ÖzelKişisel GelişimMedya

Bedavanın Bedeli

İnterneti bağımlılık düzeyinde kullanan bir öğrenciyle, teknolojinin bilinçli kullanımı ve özellikle sosyal medyanın fayda ve zararları üzerine görüşme yapıyorduk. Maksat, teknoloji ve interneti normal düzeyde ve faydalı şekilde kullanmasını sağlamaktı. Konu, bedavanın bedeline kadar uzandı.

Faydaları ve zararlarıyla tartışılan internet, hayatımızda önemli bir yer edinmiş durumda. Faydaları ve zararları ile konuşulmaya da devam ediyor. Bizim analizimiz de klasik tartışmalardan öteye gitmedi. Bunları listeledikten sonra, asıl önemli olanın kullanıcının interneti nasıl kullandığı hususu olduğunu fark ettik.

Bununla birlikte, öğrencinin fayda olarak sunduğu maddelerden biri dikkatimi çekti: “Sosyal medya uygulamalarının ücretsiz olması”. Bu uygulamaların ücretsiz olması, ulaşılabilirliğini kolaylaştırıyor. Fakat sosyal medyanın ücretsiz olma özelliğiyle, faydalı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Hakikaten sosyal medya uygulamalarının çoğu ücretsiz kullanıma sunulmaktadır. Hatta bazıları mobil cihazlara yüklü olarak geliyor. Böylelikle, bu uygulamanın ihtiyacı karşıladığı mesajı verilirken, sağladığı hizmetten bedava yararlanıyor olmak da cazip hale getiriyor.

Her sene çeşitli araştırmalar yapılır ve dünyanın en çok kazanan şirketleri sıralanır. Hepimizin bildiği bazı sosyal medya uygulamalarının sahibi olan şirketler, bu listelerde ilk sıralarda yer alır. Burada akla şöyle bir soru geliyor; “Kullanıcıdan para almadıkları halde nasıl bu kadar çok para kazanıyorlar?”

Ücretsiz ama çok kazanıyor

Ücretsiz oldukları halde çok kazanmaları için sosyal medya platformlarının, yaptıkları şey basit aslında; kullanıcının dikkatini çekmek. Kullanıcı, uygulamada ne kadar çok vakit geçirirse, onlar için iyidir. Bunu sağlamanın yolu, kullanıcının dikkatini uygulama üzerinde tutmaktan geçer. Bu dikkati, başkalarına satmak yoluyla da para kazanma süreci başlar.

İş aslında, Michel Ende’nin masalı andıran romanı “Momo”da, insanların zamanlarını toplayarak güçlenenlerin durumuna benziyor. Topladıkları dikkat ve kullanıcıdan çaldıkları zaman, onlar için çok önemli. Kullanıcıdan para almıyor, bunun yerine onlardan daha çok “zaman” talep ediyorlar. Bir kişi uygulamayı kullandıkça, onlar arka planda bunu paraya dönüştürüyor.

Dikkat tacirliğine ilginç bir misal

Dikkat ve reklam üzerine Batı’daki tarihî gelişimi inceleyen Tim Wu, “Dikkat Tacirleri” isimli hacimli çalışmasında bu durumu detaylarıyla ele alıyor. Tim Wu, “Sun” gazetesiyle başlattığı bu süreçte şu bilgilere yer veriyor: “Sun” gazetesi, maliyetin altında satış fiyatıyla rakiplerinden çok daha fazla satmaya başlar. Hesap edildiğinde zararına satışlar yaptığı görülür. Fakat, kısa bir süre sonra insanların dikkatini çekmeyi başaran gazete, tiraj sıralamasında ilk sıraya yükselir. Artık gazetede reklam yayınlanmaya başlanır.

Gazetecilikte reklamcılığın serüveni böyle başlar. Neticede “Sun” gazetesi maliyetin altında satışla oluşan zararı, reklam gelirleriyle giderir. Yalnız, gazetenin reklam gelirlerini devam ettirmesi için okurun dikkatini daima üzerinde tutması, tirajını düşürmemesi lazımdır. Neticede insanların ilgisini çeken -medyanın bugün de kullandığı- üçüncü sayfa haberleriyle ve neredeyse bedavaya satılmasıyla, satış miktarı artmaya devam eder.

Gazetenin kurucusu Day, bedavaya topladığı dikkati, reklam veren şirketlere satmaktadır. O günden bugüne medyada çok şey değişse de Day’in keşfettiği bu yöntem, dikkat tacirleri tarafından çeşitli şekillerde kullanılır. Medya organları kaliteli, faydalı yayın yapmaktan ziyade insanların dikkatini çekmeye odaklanır. Onlar için asıl olan, dikkati kendi taraflarına çekmektir. Belki, “reklamın iyisi kötüsü olmaz” düşüncesi de buradan geliyordur.

Günümüzde hızla gelişen ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen internette de bu durum, varlığını göstermektedir. Yapay zekâ destekli, her an kullanıcıya uyarı gönderebilen ve gönderdiği bildirimle her an insanların dikkatini çeken, insanı adım adım takip eden sistemler, şirketler için bu işi kolaylaştırdı.

Bedava uygulama, dikkati toplarken, kişilerin ilgi, ihtiyaç, hobi gibi verilerini de toplayıp kayıt eder. Dikkatinizi daha fazla çekebilmek için de bu verileri kullanır. Mesela, uygulamada/internette gösterilen reklamlarda, kullanıcının ilgi ve ihtiyaçları ön plana çıkar. Kitap kurduysanız kitaplar, öğrenci iseniz bilumum kırtasiye ürünleri, arama motorunda hangi ürünü aradıysanız o ürünün reklamı, alış veriş sitelerinde incelediğiniz ürünlerin reklamı, içinde reklam olan her sayfada karşınıza çıkar.

Bir diğer boyut, uygulamaların yapısal özellikleriyle alakalıdır. Bir yandan kullanıcıyı uzun süre ekranda tutan bir tasarım hazırlanırken, diğer yandan, ilgilendiğiniz konularda içerikler karşınıza çıkar. Sosyal platformların birinde, bir video izlediğinizi düşününün. Siz zahmete girmeyin diye uygulama, videoları otomatik oynatabilir, bir video bittiğinde otomatik olarak diğer videoyu başlatabilir ya da benzer içeriklere de göz atmanız için sizi yönlendirebilir. Bunları yaparken de zorunlu olarak izlemeniz gereken reklamlar vardır.

Neticede hiçbir şey bedava değildir

Ödediğiniz bedel; bazen dikkatiniz, bazense değeri paha biçilmez derecede kıymetliniz, zamanınızdır.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu