Nazarın Kaynağı Bakış

0

Nazarın tarihte başladığı zaman tam olarak bilinmemekle beraber tarih öncesi devirlere kadar uzandığı ifade edilmektedir. İslamiyet’in gelişinden önce de Araplarda nazarın önemi büyük görülürdü. Bazı kişilerin bakışıyla insan ve hayvanın ölmesi mümkündü. Özellikle gök gözlü kişilerin nazarının daha çok değeceğine inanılırdı. Bunun için nazarı değmesi istenen kişi, iki veya üç gün çadırda aç ve susuz bırakılırdı. Daha sonra çadırdan çıkarılır, bir koyun veya deve sürüsüne nazar ettirilir “Bu sürü gibisini görmedim” dediğinde, bu nazar ile sürü hastalanıp ölebilirdi. (TDV, İslam Ansiklopedisi, nazar md. XXXII, 443-446)

Nazar genelde kişinin iradesi dışında meydana geldiği için her insanda az veya çok olabilir. Anne babanın çocuğuna bakışından bile nazar değebilir. Ancak nazarın meydana gelmesinin en önemli kaynağı haset duygusudur. Bu duyguda kin, düşmanlık ve intikam vardır. Nazarın tesirinin gücü haset duygusunun şiddetine bağlıdır. Bundan dolayı “Nazar, haktır ve insanı mezara, deveyi kazana koyar” buyrulmuştur. Bu durum nazarın insan ve diğer canlılar üzerinde ne denli etkili olabileceğini ortaya koymaktadır.( Hadislerle İslam; I, 665-673)
Kur’an-ı Kerim’de nazara işaret eden ayetler vardır. Kalem Suresi 51. Ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.” Bu ayette kâfirlerin Kur’an-ı Kerim’i işittikleri zaman Rasülullah (s.a.v)’in sahip olduğu şerefi kıskanarak gözleriyle yere serecek gibi baktıkları, adeta O’nu öfke dolu nazarlarıyla yok etmek istedikleri haber verilmektedir. Tefsirlerde bu ayetteki bakış “nazar değdirmek” olarak izah edilmektedir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır da bu ayetin tefsirinde kişinin gözleriyle karşısındakine iyi veya kötü olarak bakışında tesiri olacağını, bazılarının elektrik gibi dokunup çarpacağını, manyetize edeceğini, bazılarını ise hasedinden tuzak kurarak istediğini yapmaya kalkışacağını, hedefine ulaştığı zaman da göz değmesinin gerçekleşeceğini ifade etmektedir. Böylece ne şekilde olursa olsun nazarın, göz değmesinin hak olduğunu söylemektedir. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VIII, 5304-5305)

Nazarın tesirine işaret eden diğer bir ayette Yakup Aleyhisselamın oğullarını Mısır’a gönderirken ayrı kapılardan girmelerini istediği ayettir. Hazreti Yakup oğullarının Mısır’a toplu şekilde girdiklerinde göze çarpmalarından, nazar değmesinden ve bir hasede uğramalarından endişe ettiği için ayrı ayrı kapılardan girmelerini istemiştir. Çünkü oğulları Mısır’da tanınır olmuş ve nazarı dikkati çekecek bir duruma gelmişlerdi. Bunun için tedbir almalarını istemiştir. Ancak tedbir alınsa bile takdir edilenin olacağını, her durumda Hz. Allah’a tevekkül etmek lazım geldiğini vurgulamıştır.

Rasülullah (s.a.v) Efendimiz nazarın hak olduğunu, nazardan korunmak için Hz. Allaha sığınmak gerektiğini haber vermiştir. Kaderi geçecek bir şey bulunsaydı bunun nazar olacağını bildirmiştir. Nazardan korunmak için Felak ve Nas surelerinin okunmasını öğretmiş, bir kimsenin kardeşinde beğendiği, hayran kaldığı bir şey gördüğü zaman mübarek olması için dua etmesini “Maşaallah lâ kuvvete illâ billah” demesini istemiştir. Peygamber (s.a.v)’in Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için okuduğu dua şöyleydi: “Eûzü bi-kelimâti’llâhi’t-tâmmeti min külli şeytanin ve hâmmetin ve min külli aynin lâmmetin” (Her türlü şeytandan, haşereden, kötü nazardan Hz. Allah’ın tam kelimelerine-iradesine ve hükmüne-sığınırım.) Rasülullah (s.a.v) nazardan korunmak için dua edilmesini, okunmasını tavsiye ederken insanların ve hayvanların boynuna nazar boncuğu takmak, dövme yaptırmak gibi hususları yasaklamıştır. Çünkü bunlar İslam dininde uygun görülmemiştir. (Buhari, Enbiya, 10; Müslim, Selam, 42; İbn Mâce, Tıb, 32)

 

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.